05-12-2009, 15:11
Milletler toplumlardan; toplumlar, âilelerden, âileler de fertlerden meydana geldiğine göre,fertlerin ıslahına, yani salih, sağlam ve îmanlı fertler yetiştirmekle işe başlamak gerekir. Fertlerin istenilen bu nitelikte yetişmeleri için çağında yani henüz çocuk yaşında İslam terbiyesiyle terbiye edilmeleri gerekir. Altın nesli oluşturacak çocuklarımızın terbiyesi, İslamî prensiplere göre olacaktır.
TERBİYE HENÜZ ÇOCUK DOĞMADAN BAŞLAR
Buna göre, İslam´da terbiye, ana namzedinin seçilmesiyle başlıyor. Çünkü çocuğun ilk mürebbisi anası, ilk gıdâsı anasının midesine inen taâmıdır. Ana namzedinin seçiminde Peygamberimizin şu ölçüleri esastır. Ebu Hüreyreden gelen bir rivayete göre Peygamberimiz bu namzette âdeten şu dört vasıf aranır, der: Güzellik; zenginlik; asâlet ve dindarlık. Sen bunların içinde dindar olanı seç ki, başın ağrımasın, sonun selâmet olsun, pişmanlık duymayasın.” tavsiyesinde bulunur.
Dindar bir anne, Kalbinde Allah korkusu olan, haram yemeyen, İslam´la yaşayan, Peygamber ahlakını benimseyen ve yaşatan demektir. Böyle bir annenin yetiştireceği çocuk dini terbiye ile hayata başlamış olacak, ve istenilen îman ve İslama hazırlanacaktır.
ZEVCE SALİHA (HAYIRLI EŞ)
Anne namzedinin seçiminde ki bu dînî ölçülere riâyet, yalnız çocuk açısından hayırlı olmakla kalmayacak, yeni kurulacak âilenin mutluluğunun ve seâdetinin de sırrı olacaktır. Hiç bir insan mutsuz bir âile hayatı yaşamak istemez. Mutluluk iki çiftin anlayış, inanç ve hoşgörüyle geçinip gitmesine bağlıdır. Bu da sâliha bir zevceye sahip olmakla mümkündür. Bu hususda Peygamberimizin şu hadisinin mesajı, yeni evlenmek, mutlu bir âile kurmak ve Altın neslin bir ferdini yetiştirmek isteyenlere düstur olmalıdır:
Sa´d b.Ebî Vakkas´ın rivayet ettiği hadis şöyle:
“Âdem oğlunun (dünya)seâdeti üç şeyle; şekâveti(mutsuzluğu) de üç şeyledir: Seadetini sağlayan hususlardan üçü: Sâliha bir zevce, geniş ve sağlıklı bir mesken ve sağlıklı bir binek. Mutsuzluğuna vesile olan hususlardan üçü de: Kötü bir zevce, kötü bir mesken ve kötü bir binek.”
BİNA TEMELİ Mİ; ZÜRRİYETİN TEMELİ Mİ DAHA MÜHİM?
Bizde âdet olmuş, bir müessese, bir fabrika, veya bir okul gibi bina temeli atarken merasim yaparız, dualar ederiz. Ancak, zürriyyetimizin temelini atarken böyle bir şey aklımıza gelmez. Bununla eşlerin birleşme ânını kasdediyoruz. Yani zürriyyetimiz olacak çocuğun ana rahmine düştüğü, karı-kocanın birleşme anları. Peygamberimiz bu hususa dikkat çekmiş ve şu tavsiyelerde bulunmuştur: “Her hangi biriniz, Ehli(hanımı) ile birleşmek istediğinde şöyle desin: “Bismillah, Allahümme cennibna´ş-şeytan, ve cennibi´ş-şeytane ma razektenâ.” “Allah´ım! Bizi şeytandan uzaklaştır. Bize vereceğin zürriyyetimizden de Şeytanı
uzaklaştır!.”Desin. O birleşmede çocuk olursa ona şeytan kesinlikle zarar veremez.” buyurmuştur.
ANA RAHMİNDEKİ ÇOCUĞUR ETİ KEMİĞİ ANA GIDASINDAN OLUŞUR
Emzirme döneminde annenin dikkat etmesi gereken hususların başında, midesine haram lokma koymamasıdır. Çünkü çocuğun gelişimi ana sütüyle devam edeceğinden, onun bünyesinde haram olmasın. Emzirme süresi, Kur´ân´ın açık ifadesiyle: “Havleyni kâmileyni”(2/233) tastamam iki yıldır. Onun bu hakkını anne eksiltmemelidir ki, çocuk da ana hakkını eksiksiz yerine getirsin.
Çocuğuna hayırlı bir isim koymak, onu sünnet ettirmek ve akika kurbanı kesmek ve terbiye çağında dini terbiyesini en mükemmel bir şekilde tamamlamak gibi, ana-babalar üzerinde çocukların bir çok hakları vardır.
Evladlarımızın hayırlı ve vefâkar altın çocuklar olarak yetişmelerini istiyorsak bütün haklarından hiç bir şeyi esirgemiyeceğiz. İslamın öngördüğü çocuk terbiyesi prensipleri geniş yer tutar. Analar ve babalara bu hususta çok mühim görevler düşmektedir. Bu görevlerin ihmalinden sorumludurlar. Tahrim Suresi(66/6)´nde Rabb´imizin babalara bu hususta yaptığı uyarı, Allah katındaki sorumluluğumuzun derecesini açık bir şekilde ifade eder:
“Ey Mü´inler (Babalar-analar)! Kendinizi ve âilenizi(ehl-i beytinizi), yakıtı (odunu) insanlar ve taşlar olan ateşte (yanmaktan)´n koruyun.....” Tahrim, 66/6: Bu âyet üzere Hz. Ömer sordu: “Ya Rasûlellah! Kendimizi korumasını bildik de, ehlimizi nasıl koruyalım?dedi. Rasûlüllah: “Allah´ın size emrettiklerini onlara emrederek; Nehyettiklerini de nehyederek buyurdu.”
Hayırlı Evlad istiyorsak, Peygamberimizin buyurduğu gibi, önce kendimiz ehlimize hayırlı baba olacağız. Hz. Âişe anamızın rivayet ettiği şu hadisi dâima göz önünde bulunduracağız: “Sizin en hayırlınız, ehline hayırlı olanınızdır; Ben ehline hayırlı olanlarınızın en hayırlısıyım.” Özet olarak, Evladlarımızı, îmânî ve Amelî olarak şu iki hususda yetiştirmenin, biz bütün inançlı babaların en mühim görevimiz olduğunu hiç unutmayacağız.
İTIKAT VE İMANİ OLARAK
Babaların evladlarının terbiyesi için üzerlerine düşen en büyük vazifelerden olarak, Îmanlı bir ferd yetiştirmektir. Allah´a, meleklerine, kitablarına,meleklerine, Peygamberlerine, Âhiret gününe,Ölümden sonra dirilişe, hesap gününe, cennet ve cehennem gerçeğine, âhiret hayatının ölümsüzlüğüne, Dünyanın ve hayatının sâdece âhiret seâdetini kazanmak için bir imtihan devresi olduğuna tam olarak iman etmelerini sağlamaktır.
AMELİ OLARAK
Kelime-i şehadet namaz, oruç, zekat, hac gibi İslamın erkanını, İslam ve şeriâtın esaslarını, itikad îman, amel ve muâmelat, ahlak ve ahkam olarak gayesini insanlığın selameti ve seâdetinin temel kâideleri olduğunu, ve dolayısıyla, İslam dininin, Allah´ın insanların seâdeti için razı olduğu tek Hak din olduğuna tam ve yakînî îman ile, başka hiç bir inanca sapmayacak nitelikte iman sahibi yapmasını sağlamaktır. Allah´tan başka İlah olmadığına, dünyada semavî kitap olarak şu anda sâdece Kur´an´a, Peygamber olarak Muhammed s.a.v.´e; Din olarak İslama bağlanmalarını sağlamaktır.
Hüseyin Varol - Anadolu Gençlik Dergisi

TERBİYE HENÜZ ÇOCUK DOĞMADAN BAŞLAR
Buna göre, İslam´da terbiye, ana namzedinin seçilmesiyle başlıyor. Çünkü çocuğun ilk mürebbisi anası, ilk gıdâsı anasının midesine inen taâmıdır. Ana namzedinin seçiminde Peygamberimizin şu ölçüleri esastır. Ebu Hüreyreden gelen bir rivayete göre Peygamberimiz bu namzette âdeten şu dört vasıf aranır, der: Güzellik; zenginlik; asâlet ve dindarlık. Sen bunların içinde dindar olanı seç ki, başın ağrımasın, sonun selâmet olsun, pişmanlık duymayasın.” tavsiyesinde bulunur.
Dindar bir anne, Kalbinde Allah korkusu olan, haram yemeyen, İslam´la yaşayan, Peygamber ahlakını benimseyen ve yaşatan demektir. Böyle bir annenin yetiştireceği çocuk dini terbiye ile hayata başlamış olacak, ve istenilen îman ve İslama hazırlanacaktır.
ZEVCE SALİHA (HAYIRLI EŞ)
Anne namzedinin seçiminde ki bu dînî ölçülere riâyet, yalnız çocuk açısından hayırlı olmakla kalmayacak, yeni kurulacak âilenin mutluluğunun ve seâdetinin de sırrı olacaktır. Hiç bir insan mutsuz bir âile hayatı yaşamak istemez. Mutluluk iki çiftin anlayış, inanç ve hoşgörüyle geçinip gitmesine bağlıdır. Bu da sâliha bir zevceye sahip olmakla mümkündür. Bu hususda Peygamberimizin şu hadisinin mesajı, yeni evlenmek, mutlu bir âile kurmak ve Altın neslin bir ferdini yetiştirmek isteyenlere düstur olmalıdır:
Sa´d b.Ebî Vakkas´ın rivayet ettiği hadis şöyle:
“Âdem oğlunun (dünya)seâdeti üç şeyle; şekâveti(mutsuzluğu) de üç şeyledir: Seadetini sağlayan hususlardan üçü: Sâliha bir zevce, geniş ve sağlıklı bir mesken ve sağlıklı bir binek. Mutsuzluğuna vesile olan hususlardan üçü de: Kötü bir zevce, kötü bir mesken ve kötü bir binek.”
BİNA TEMELİ Mİ; ZÜRRİYETİN TEMELİ Mİ DAHA MÜHİM?
Bizde âdet olmuş, bir müessese, bir fabrika, veya bir okul gibi bina temeli atarken merasim yaparız, dualar ederiz. Ancak, zürriyyetimizin temelini atarken böyle bir şey aklımıza gelmez. Bununla eşlerin birleşme ânını kasdediyoruz. Yani zürriyyetimiz olacak çocuğun ana rahmine düştüğü, karı-kocanın birleşme anları. Peygamberimiz bu hususa dikkat çekmiş ve şu tavsiyelerde bulunmuştur: “Her hangi biriniz, Ehli(hanımı) ile birleşmek istediğinde şöyle desin: “Bismillah, Allahümme cennibna´ş-şeytan, ve cennibi´ş-şeytane ma razektenâ.” “Allah´ım! Bizi şeytandan uzaklaştır. Bize vereceğin zürriyyetimizden de Şeytanı
uzaklaştır!.”Desin. O birleşmede çocuk olursa ona şeytan kesinlikle zarar veremez.” buyurmuştur.
ANA RAHMİNDEKİ ÇOCUĞUR ETİ KEMİĞİ ANA GIDASINDAN OLUŞUR
Emzirme döneminde annenin dikkat etmesi gereken hususların başında, midesine haram lokma koymamasıdır. Çünkü çocuğun gelişimi ana sütüyle devam edeceğinden, onun bünyesinde haram olmasın. Emzirme süresi, Kur´ân´ın açık ifadesiyle: “Havleyni kâmileyni”(2/233) tastamam iki yıldır. Onun bu hakkını anne eksiltmemelidir ki, çocuk da ana hakkını eksiksiz yerine getirsin.
Çocuğuna hayırlı bir isim koymak, onu sünnet ettirmek ve akika kurbanı kesmek ve terbiye çağında dini terbiyesini en mükemmel bir şekilde tamamlamak gibi, ana-babalar üzerinde çocukların bir çok hakları vardır.
Evladlarımızın hayırlı ve vefâkar altın çocuklar olarak yetişmelerini istiyorsak bütün haklarından hiç bir şeyi esirgemiyeceğiz. İslamın öngördüğü çocuk terbiyesi prensipleri geniş yer tutar. Analar ve babalara bu hususta çok mühim görevler düşmektedir. Bu görevlerin ihmalinden sorumludurlar. Tahrim Suresi(66/6)´nde Rabb´imizin babalara bu hususta yaptığı uyarı, Allah katındaki sorumluluğumuzun derecesini açık bir şekilde ifade eder:
“Ey Mü´inler (Babalar-analar)! Kendinizi ve âilenizi(ehl-i beytinizi), yakıtı (odunu) insanlar ve taşlar olan ateşte (yanmaktan)´n koruyun.....” Tahrim, 66/6: Bu âyet üzere Hz. Ömer sordu: “Ya Rasûlellah! Kendimizi korumasını bildik de, ehlimizi nasıl koruyalım?dedi. Rasûlüllah: “Allah´ın size emrettiklerini onlara emrederek; Nehyettiklerini de nehyederek buyurdu.”
Hayırlı Evlad istiyorsak, Peygamberimizin buyurduğu gibi, önce kendimiz ehlimize hayırlı baba olacağız. Hz. Âişe anamızın rivayet ettiği şu hadisi dâima göz önünde bulunduracağız: “Sizin en hayırlınız, ehline hayırlı olanınızdır; Ben ehline hayırlı olanlarınızın en hayırlısıyım.” Özet olarak, Evladlarımızı, îmânî ve Amelî olarak şu iki hususda yetiştirmenin, biz bütün inançlı babaların en mühim görevimiz olduğunu hiç unutmayacağız.
İTIKAT VE İMANİ OLARAK
Babaların evladlarının terbiyesi için üzerlerine düşen en büyük vazifelerden olarak, Îmanlı bir ferd yetiştirmektir. Allah´a, meleklerine, kitablarına,meleklerine, Peygamberlerine, Âhiret gününe,Ölümden sonra dirilişe, hesap gününe, cennet ve cehennem gerçeğine, âhiret hayatının ölümsüzlüğüne, Dünyanın ve hayatının sâdece âhiret seâdetini kazanmak için bir imtihan devresi olduğuna tam olarak iman etmelerini sağlamaktır.
AMELİ OLARAK
Kelime-i şehadet namaz, oruç, zekat, hac gibi İslamın erkanını, İslam ve şeriâtın esaslarını, itikad îman, amel ve muâmelat, ahlak ve ahkam olarak gayesini insanlığın selameti ve seâdetinin temel kâideleri olduğunu, ve dolayısıyla, İslam dininin, Allah´ın insanların seâdeti için razı olduğu tek Hak din olduğuna tam ve yakînî îman ile, başka hiç bir inanca sapmayacak nitelikte iman sahibi yapmasını sağlamaktır. Allah´tan başka İlah olmadığına, dünyada semavî kitap olarak şu anda sâdece Kur´an´a, Peygamber olarak Muhammed s.a.v.´e; Din olarak İslama bağlanmalarını sağlamaktır.
Hüseyin Varol - Anadolu Gençlik Dergisi