Anadolu Forum

Tam Versiyon: Şeytanın Tuzakları
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın
Mahmut Toptaş
mtoptas@milligazete.com.tr
21.02.2008



1400 yıllık tarihimizde şeytanın tuzakları hakkında yazılmış birçok kitap olduğu gibi Tefsir, Hadis ve Tasavvuf kitaplarında özel bölümlerde şeytanın tuzaklarına dikkat çekilir.

Şeytan, hiçbir zaman bir Müslümanın karşısına “Ben şeytanım” diyerek gelmezmiş. Bazen ermiş, bazen derviş, bazen tefsirci, bazen hadisçi, bazen tasavvuf erbabı rolünde gelirmiş.

Şeytan görülmez ki bu rollerde nasıl gelsin? Denebilir.

Kur’an tefsiri okumak istiyorsunuz. Bir tefsir almaya niyet ettiniz. Aklınıza gelen engelleyici mazeretlere bir bakın. Tefsiri elinize almak üzere iken, o güne kadar hatırlamadığınız ve sizce çok önemli şeyleri yapıvermek sizin hatırınıza hemen geliverir. Eğer bu hatıra getirilen şeylerle engelleyemezse nafile ibadeti hatırlatır ve okumayı engellemeye çalışır.

Siz, hiçbir vesveseye kulak vermez okumaya başlarsanız, size bu sefer okumanın önemi konusunda vesvese vererek farz namazları geçirtmek için uğraşır.

İslam orduları, düşmanla boğaz boğaza geldiklerinde mücahitlerin bir kısmının hatırına hac mevsiminin geçmekte olduğu, Haremi şerifte kılınan namazların sevabının diğer mescitlerden daha fazla olduğu vesvesesini vererek cepheden ayrılmasını sağlayarak Müslümanların mağlubiyetini sağlamaya çalışır şeytan.

Görünmez şeytanlardan daha zararlı ve şerli olanının insanlardan olan şeytan olduğunu sevgili peygamberimiz haber verir.

Rabbimiz, hem insanlardan hem cinlerden şeytan olduğunu ve peygambere düşman olduklarını haber verir:

“Böylece biz, her peygambere, insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Eğer Rabbin dilemiş olsaydı onu yapamazlardı. Onları ve iftiralarını bırak.” (Kur’an-ı Kerim En’am suresi 112)

Görünmez şeytanlardan daha zararlı ve şerli olanının insanlardan olan şeytan olduğunu sevgili peygamberimiz haber verir. (Ahmed, Müsned 5/165, 178, Taberani, Mü’cemi kebir 8/217)

İnsandan olan şeytanlar, kuzu postuna bürünerek yaklaşırlar ve sırtlan gibi saldırırlar.

Rabbimiz ne güzel ifade etmiş: “Yaldızlı sözler fısıldarlar” buyurmuş.

Yöneticilerin birini yaldızlı sözlerle etkileyemezlerse bu sefer öbür yöneticiyi etkilemeye ve dediklerini yaptırmaya çalışırlar.

Mevlâna, bizi uyarıyor: (Rakamlar, Tahir ül Mevlevi’nin Mesnevi tercemesinin numaralarıdırlar)

371- “İlâhî; Dünyada yüz binlerce tuzak ve dâne vardır. Biz ise aç ve haris kuşlar gibiyiz.”

372- “Biz, doğan kuşu da olsak, zümrüd-ü ankâ kuşu da olsak, her vakit yeni bir tuzağa tutuluyoruz.”

373- “Bizi her an bir tuzaktan kurtarıyorsun. Lâkin ey âlî olan Allah; biz diğer bir tuzağa gidiyoruz.”

1191- “Düşman, sana dostça sözler söyler ve dâneden bahsederse sen onu tuzak bil.”

1192- “Düşman sana çeker verirse onu zehir, lûtfedecek olursa onu da kahir bil.”

Şeytanın tuzaklarından kurtulmanın yolunu Rabbimiz gösteriyor, Kur’an’a göz yumanlara, kulak tıkayanlara şeytanı musallat edeceğini haber verirken, Kur’an’a kulak verene ise musallat olamayacağını da haber vermiş oluyor.

Çünkü Kur’an, kişiye neyi nasıl yapacağını en doğru şekliyle bildiren kitaptır.

“Kim Rahmân’ın zikrine karşı kör olursa, ona şeytanı musallat ederiz de, o (şeytan) onun arkadaşı olur.” (Kur’an-ı Kerim Zuhruf suresi: Ayet 36)
allah bizi şeytanın tuzaklarından bizi korusun...
Referans URL