Anadolu Forum

Tam Versiyon: Büyük Zafer ve perde arkası
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın
Büyük zafer ve perde arkası!

Kemal Belgin
kbelgin@milligazete.com.tr
06.03.2008



Önce hemen Fenerbahçe’nin kendi tarihinde ilk defa Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale kalışını kutlayalım… Bunun adını da büyük zafer olarak koyalım… Üstüne üstelik bu sonucu varılırken, son iki UEFA Kupası’nın sahibinin elendiğini de ekleyelim… Hem de üç defa elenmiş durumdayken maçı uzatmaya götürme başarısı, şansı, ne derseniz deyin, gösterilerek…

Şimdi maça geçelim… Sevilla’nın alan uzadığında, yani dikine genişlediğinde çok süratli çıkıp, rakiplerini dize getirdiğini biliyoruz. Bu olurken rakiplerin de Sevilla’ya karşı ciddi hücum girişimlerinde bulunduklarını da belirtelim. İşte işin sırrı zaten burada… Yani nasıl Türkiye’de, alanı daraltıp, Fenerbahçe’nin yayılması, detaylı düşünmesi engellendiğinde olmadık takımlar puan kapıyor, işte bunun aynısını Fenerbahçe’nin Sevilla’ya yapması gerekiyordu. Üstüne üstelik bu İspanyol takımının, hiçbir Avrupalıya yakışmayacak bir savunması vardı. Yüksek toplarda kalecileri ile birlikte hep seyirci kalıyorlardı.

İlk on dakikada Volkan’ın büyük hatalarından yenen gollerden sonra statta bulunan arkadaşlar bana telefon edip, maçtan çıkacaklarını söylediklerinde, “Sakın ha, Fenerbahçe bu turu geçecek, orada kalın” dedim… 2-0’a rağmen gerekçem şuydu: “Sevilla, golleri uzaktan attığı şutlarla bulmuştu. Organize bir atak sonucu gelmemişti goller. Yani Fenerbahçe’nin oyunu sahada hala yaşıyordu.” Nitekim Deivid’in ilk golü geldi. Ama ne var ki, Kanoute üçüncüyü attı. Bu gol de öyle ahım şahım bir organizasyon ürünü değildi. Sevilla üçüncü defa turu geçecek skoru bulmuştu. Savunmasındaki yüksek krizi de sürüyordu. İkinci yarıda atılacak bu tip toplar Fenerbahçe’yi yeni goller kazandırabilirdi. Demek ki, alanı alabildiğine dikine olarak kısaltmak gerekiyordu.

Fenerbahçe ikinci yarıda bunu daha fazla yapmaya başladı. İlerdeki büyük koz Fabiano adeta uyur gezer oynadığından dikkatler sadece Kanoute’nin üzerinde kalabilir, yani biraz daha öne çıkılabilirdi. Ve de bir duran top daha uzatmayı getirdi.

Şimdi gelelim bu maçın teknik direktör rezaletlerine… Sakın ola ki Fenerbahçe’nin turu geçişinde Zico’nun payı var sanmayın. Maç 3-1’ken Selçuk’u çıkarıp, Aurelio’yu geriye çakarak geriden oyunu başlatma meselesine limon sıktı. Çift santrforla rakibin dikkatini yükseltti. Bu risk, 3-1’in daha da büyük bir farka gidebileceğinin davetiyesi idi. Yetmedi. Maç penaltılara giderken, bitime sadece 5 dakikada Alex’i aldı. Jimenez de, ilk maçtaki yüksek top facilarını yaşamış olmasına rağmen, Masquero yedekte tutup, kalecisi ile birlikte savunmasının yüksek toplarla yıkılmasını izledi. Sonra da Fabiano hariç, yaptığı değişikliklerle takımının aklını karıştırdı, oyununu dağıttı.

Şimdi Fenerbahçe çeyrek finaldeki rakibini bekliyor… Ben en uygun olarak, bu yazıyı yazdığımda henüz turu geçtiği belli olmayan, ama büyük avantajı olan Chlesea’yi tercih ederim… Herkes Schalke diyor olabilir. Benim kafama uymuyor… Bu maç ve de ilk oyun Fenerbahçe’ye çok önemli bir mesaj verdi. O da şu: “Her rakip önemlidir. Ligde de karşısındaki küçük görmeyip, onun aldığı tedbirleri yıkacak tedbirleri alacaksın. Öyle ayağında hüner bulunan oyuncularına maçın kaderini teslim etmeyeceksin.

Ama Zico’da şu şans varken, fazla düşünmeye de galiba gerek yok… Baksanıza, Sevilla’da ilk on dakikada 2-0 yenik düşüyorsunuz… Sonra 2-1’e bile tur gidiyor… Sonra yetmiyor, oyun 3-1 oluyor… Ve sizi yıkan kaleciniz, hayatında ilk defa penaltı, hayır penaltılar kurtarıyor… Öyleyse zaferlere devam…
tebrik etmek lazım
kemal belgin çok öngörülü adam ya
türkiyedeki sayılı spor yazarlarından birisi gerçekten.
burda da farkını belli etmiş..
Referans URL