03-05-2008, 13:40
Kemal Belgin
kbelgin@milligazete.com.tr
03.05.2008
Efendim; Galatasaray'da bir dönem yöneticilik yapmış, nasıl olduysa, bir gazeteci zat-ı muhterem tutmuş, bu tarihi kulübümüzde tarikat bağlantılarının bulunduğu ve Hakan Şükür önderliğinde takımın içinde din istismarcılığı yapıldığını yazmış, söylemiş... Şöyle özetle Altaylı "Hakan Şükür gittiğinde rahat etmiştik. Ben de yöneticiliğimde Hakan Ünsal'ı göndererek önlem aldırmıştım. Galatasaray'da Hakan Şükür önderliğinde, takıma gelen gençler tarikata evet demedikleri taktirde dışlanıyorlar. Alt yapıdan da üst yapıya ancak bu tezgaha girersen geçmek mümkün oluyor..."
Ne kadar çirkin... Hakan Şükür veya birkaç Galatasaraylı cumaya gidiyor diye eleştiriliyorlar... Namaz kıldıklarından neredeyse lanetleniyorlar... Bunları yaptıklarında da tarikatçı ilan ediliyorlar... Peki, ben de sormaz mıyım, Apo ile sıcak görüntüler içinde röportaj yapan ve bu sırada "Sayın" kelimesini kullanan Fatih Altaylı'ya "Sen nesin?" Ama bu ülkede medya genel anlamda bitmiş. Yazılı ve görseli ile... Ülkeyi ikiye bölmek adına yapılmadık eylem yok... Yazılar, söylemler hep bu merkezde... Peki aynı Fatih bey, Galatasaray'da bir zamanlar elinde Lenin fotoğraflarıyla dolaşan, açıkça komünistim diyen ve bu yolda da bazı futbolcuları yönlendirmeye çalışan eski ünlü bir milli futbolcusu için ne yazmış, ne söylemiştir? Haaa o günlerde daha çocuktu tamam... Hayır bunu yazarken şunu dile getirmeye çalıştım. Biz o günlerde de gazeteci idik. Ama o ünlü genç için hiçbir gün, Altaylı'nın bugün Hakan Şükür için yazdıklarını ne yazdık, ne de söylediklerini söyledik. O genci sadece futbolu ile değerlendirdik... O genç Metin Kurt idi... Asıl şaştığım bu gibi kişilerin koca Galatasaray'da nasıl yönetici olduklarıdır... Demek ki, okul kökenli bu Batı'ya açılan kulübümüzde de durum hiç iç açıcı değildir...
kbelgin@milligazete.com.tr
03.05.2008
Efendim; Galatasaray'da bir dönem yöneticilik yapmış, nasıl olduysa, bir gazeteci zat-ı muhterem tutmuş, bu tarihi kulübümüzde tarikat bağlantılarının bulunduğu ve Hakan Şükür önderliğinde takımın içinde din istismarcılığı yapıldığını yazmış, söylemiş... Şöyle özetle Altaylı "Hakan Şükür gittiğinde rahat etmiştik. Ben de yöneticiliğimde Hakan Ünsal'ı göndererek önlem aldırmıştım. Galatasaray'da Hakan Şükür önderliğinde, takıma gelen gençler tarikata evet demedikleri taktirde dışlanıyorlar. Alt yapıdan da üst yapıya ancak bu tezgaha girersen geçmek mümkün oluyor..."
Ne kadar çirkin... Hakan Şükür veya birkaç Galatasaraylı cumaya gidiyor diye eleştiriliyorlar... Namaz kıldıklarından neredeyse lanetleniyorlar... Bunları yaptıklarında da tarikatçı ilan ediliyorlar... Peki, ben de sormaz mıyım, Apo ile sıcak görüntüler içinde röportaj yapan ve bu sırada "Sayın" kelimesini kullanan Fatih Altaylı'ya "Sen nesin?" Ama bu ülkede medya genel anlamda bitmiş. Yazılı ve görseli ile... Ülkeyi ikiye bölmek adına yapılmadık eylem yok... Yazılar, söylemler hep bu merkezde... Peki aynı Fatih bey, Galatasaray'da bir zamanlar elinde Lenin fotoğraflarıyla dolaşan, açıkça komünistim diyen ve bu yolda da bazı futbolcuları yönlendirmeye çalışan eski ünlü bir milli futbolcusu için ne yazmış, ne söylemiştir? Haaa o günlerde daha çocuktu tamam... Hayır bunu yazarken şunu dile getirmeye çalıştım. Biz o günlerde de gazeteci idik. Ama o ünlü genç için hiçbir gün, Altaylı'nın bugün Hakan Şükür için yazdıklarını ne yazdık, ne de söylediklerini söyledik. O genci sadece futbolu ile değerlendirdik... O genç Metin Kurt idi... Asıl şaştığım bu gibi kişilerin koca Galatasaray'da nasıl yönetici olduklarıdır... Demek ki, okul kökenli bu Batı'ya açılan kulübümüzde de durum hiç iç açıcı değildir...