Anadolu Forum

Tam Versiyon: Dört Büyükler Dört Çekti ama..
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın

Kemal Belgin
kbelgin@milligazete.com.tr

23.09.2008



Bu sezonun geride bıraktığımız haftası, belki de uzun zamandan bu yana, ilk defa “Dörtler”in galibiyetiyle kapandı. Bu, diğer takımların bu ligde de figüran olacağı anlamına gelmemelidir. Dörtler’in kazançları, G.Saray hariç, hiç de kolay olmadı… Bunu hemen belirteyim…

BEŞİKTAŞ...

Beşiktaş, eksik kalmasına rağmen takım gibi takım görüntüsünden, bir bölümde orta alanı hariç, hiç kayba uğramayan ve kafa kafaya oynayan Gaziantepspor’u takım futbolu oynayarak yendi. Ertuğrul hoca son maça oranla ciddi sayılabilecek bir rotasyon yapmıştı. Tabii Zico gibi toptan değildi bu… İki bek, cezalı İbolar’dan oluşurken, Delgado kulübede idi. Uğur da öyle… Takım tipik 4-4-2’ye dönüştürülmüştü. Bu, bazı aksaklıklar yaşayabileceği süreçte kimlerden nerede ve nasıl yararlanabileceğinin de bir denemesi sayılabilirdi. Kalede de Rüştü yoktu… Ama Sivok’la Zapo yerli yerindeydiler. Tabii Cisse’de… Bu, sezon başı çalışmalarının aksamayacağının da bir sinyali olarak kabullenilmeliydi. Çünkü omurga yerindeydi. Hele hele Nobre’nin takımda oluşu, yani Beşiktaş’ın ileride top tutabileceği ve dolayısıyla da takımın rakibin üzerine daha organize gidebileceği anlamı taşıyordu. Kaleci Hakan’ın degajında rakibin stoper ikilisinde yara açan Nobre, Bobo’nun golünün hazırlayıcısı oldu. Ertuğrul hoca, süreç içinde oyuncu değişikliklerine giderken, yarın kullanacağı oyunculardan Delgado’ya ter attırdı. Batuhan’a da moral verdi. Ama tekrar söyleyeyim Dörtler’in içinde en anlamlı, en çarpışarak kazanan Beşiktaş oldu.

TRABZONSPOR...

Dörtler’in içinde ikinci anlamlı kazanç ise Trabzonspor’un idi. Denizlispor, her sezon üç dört önemli oyuncusunu satmasına rağmen bu sezon da hayli iyi takım oyunu oynayan bir ekibe sahip. Trabzonspor bu yüzden bayağı zorlandı diyebiliriz. Ama takım olarak savunma yapınca ve hücumda çok etkili gidişler olmamasına rağmen maçı başı ağrımadan geçirdi diyebiliriz. Bu süreçte de rakibin savunmasının bir arızasını kolladı durdu Trabzonspor… İşte bunlardan birinde korner karambolünü Gökhan kafa ile ağlara gönderdi. Yattara’sız takım, takım savunmasını iyi yapıyor ama, ileri çıkarken, Selçuk’a eşlik edecek oyuncu şimdilik bulamadığından tam organize olamıyor… Yine de Trabzonspor o kadar yeni oyuncuyla, şimdilik iyi gidiyor…

GALATASARAY...

Galatasaray, çılgınca hazırlanmış İsviçre maçı tertibinden sonra yine dörtlüye dönerek aklını başına almış biçimde sahaya çıktı. Daha doğrusu Skibbe, doğru yolu bulmuş veya ona buldurulmuştu. Ayhan tek ön liberoyu oynarken, Aydın Lincoln ve Keweel orta üçlüyü, Nonda ve Baros da ileri ikiliyi oluşturdular. Galatasaray’ın karşısında hiç de süper lig takımı gibi görünmeyen ve oynayamayan bir takım buldu ve bu rakip karşısında şok bir golle yenik duruma düştü. Ama ya sonrası… Sahada adeta halı saha maçı gibi paslaşan Galatasaray, karşısında en küçük bir önleme eylemi görmedi. Öylesine ki, rakip ceza sahası yakınlarında bile pas arasına giremeyen Kocaelispor, daha fazla gol yemediyse bunu Galatasaray’ın paslarda vücudunu kullanmamasına borçlu oldu. Lincoln, geldiğinden bu yana belki de en rahat maçını oynarken, Kewell durdu durdu ortaya çıktı. Sadece Aydın derinliğine oynamaya çalışan oyuncu idi ama, o da çok kötü bir gününde idi. Savunma ise özellikle Hasan ve Volkan’la bindirerek, ilerdeki oyuncuların da rahat top almalarını sağladı. Yani bu farklı galibiyet kimseyi kandırmasın derim…

FENERBAHÇE...
Fenerbahçe, yaralı geldiği Avrupa Kupası’ndan sonra karşısında Galatasaray’ın bulduğuna benzer bir Gençler takımı buldu. Kalecisi ve savunması tecrübeli isimlerden kurulu olan Ankara takımı, orta alan ve hele hele ileri ucunda bebelere yer verince, Alex, Emre ve Maldonado’dan kurulu fiziksel zafiyeti olan orta alan büyük işler yapmadı ama, maçı zorlanmadan oynadı. Tabii bu geri dörtlüyü de rahatlattı. Burak ve Uğur’un böylesine bir rakibe karşı daha etkili oynayıp, en azından Guiza’ya bol bol pozisyon hazırlamaları gerekirdi. Bu arada kimse El Saka atıldıktan sonra maç çözüldü sanmasın. Oyuncu Gençlerden değil de Fenerbahçe’den atılsaydı bile, bu maçı yine Fenerbahçe rahatlıkla kazanırdı. Bu arada Guiza’nın golüne şapka çıkarmak gerekir. Topla hiç oynamadan, rakibe hiç değmeden rakibi ekarte edip, öldürücü bir plase ile golü attı. Bu golün defalarca ekranlarda yer alması gerekir. Alex’in kilidi çözdüğü gibi yazılan ve söylenenlere hiç itibar etmem… Hangi kilit vardı da, Alex çözdü? Haaa attığı gol çık çıktı. Topa öldürüşü ve dönerken rakiplerinden kurtuluşu ve vuruşu mükemmeldi. Ama kilit falan çözmedi. O atmasa birileri mutlaka atacaktı zaten… Ama bu galibiyet de kimseleri kandırmasın!
Referans URL