01-11-2008, 17:53
Gönlün titremesidir hayâ. Gönül ki kurtulmuştur da ağırlıklarından bir yaprak kadar incelmiştir.
İşte o nazenin yapraktır müminin gönlü. Titrer bir günah bir yanlış bir aykırı hal gördüğünde. Gün gelir daha bir incelir de görmek bir yana işlemek bir yana bir günahı düşünmek titretir O'nu hakkıyla bilmemek titretir o nazenin gönlü.
Rabbi'ni düşünür de titrer. Taşta-toprakta insanda kendinde Rabbi'ni görür de taştan-topraktan insandan kendinden hayâ eder.
Rabbim rahmetiyle esirgesin akrabalardan bir Zehra teyzemiz vardı. Televizyonlu odada oturması gerektiğinde her ne vakit televizyonda bir erkek çıksa başörtüsünü düzeltir yüzünü örterdi. Gülerdik “O seni görmüyor ki” diye. “Ben onu görüyorum ya” derdi.
Çocukluk yıllarımızdı. “O seni görmüyor ki” dediğimizde kalmışız. Duymamışız anlamamışız onun ne dediğini…
Ben seni görüyorum ya...
Yıllar sonra okudum:
Hz. Aişe r.a. gözleri görmeyen İshak r.a. yanına her geldiğinde kendini sakınır örtüsüne çeki-düzen verirmiş. Onun bu durumunu hisseden İshak r.a. bir gün sorar:
- Ey Müminlerin Annesi! Ben âmâ olduğum halde benden de sakınıyorsun. Halbuki ben sizi görmüyorum!
Hz. Aişe r.a. cevap verir:
- Evet sen beni görmüyorsun fakat ben seni görüyorum.
. . .
Mü'minlerin emiri Hz. Ömer r.a.'ın canına kastedilmişti. Ağır yaralıydı. Anladı hissetti ki bu yara onu götürecek son anlarını yaşıyor. Bir dileği vardı son bir dilek. Kızı Hafsa r.a.'ı Aişe r.a.'a gönderdi. Efendimiz s.a.v.'in ayak ucuna defnedilebilmek için Hz. Aişe'den izin istedi. Zira orası müminlerin annesine aitti ve Hz. Aişe r.a.' ın babası Hz. Ebu Bekir r.a. da oradaydı. Hz. Aişe bu isteği şöyle karşıladı:
- Aslında o yeri kendim için düşünmüştüm. Fakat Ömer'i kendime tercih edeceğim.
Ve Hz. Ömer r.a. vefat edince Efendimiz s.a.v.'in ayak ucuna defnedildi.
Müminlerin annesi Hz. Aişe r.a . Allah Rasulü s.a.v.'in ve babasının kabirlerini serbestçe ziyaret ederdi. Ancak Hz. Ömer de oraya defnedildikten sonra kabirleri daha bir dikkatli ve daha bir örtünerek ziyaret eder oldu.
. . .
Zehra teyzemiz Hz. Aişe r.a.'ın hayâsındaki bu rikkati inceliği bilir miydi?
Belki bilirdi belki…
Her insan muhakkak hayâlı doğuyor.
Örtünmek hayâdan.
Rabbimiz setreden örten.
Tüm sırlar bir bir açığa vurulduğunda mahcup olmayalım diye Rabbim setretsin ayıplarımızı diye her mümin biraz mahcuptur bugün.
Ve örtülüdür.
Allah'tan hayâ edin
Allah Rasulü sav Miraç Gecesi dünya göğüne çıktığı zaman Hz. Osman r.a.'ın suretini gördü ona sordu:
- Ey Osman! Bu mertebeye ne ile eriştin?
Hz. Osman r.a .:
- Gece namazı kılmakla dedi.
Efendimiz s.a.v. ikinci göğe vardı. Yine Hz. Osman r.a.' ın suretini gördü sordu:
- Bu mertebeye ne ile eriştin?
Hz. Osman r.a .:
- Kur'an-ı Kerim okumakla dedi.
Ve Efendimiz s.a.v. yükseldiği diğer göklerde de hep onun suretini gördü ve farklı güzel amellerle o derecelere eriştiğini öğrendi. Nihayet Efendimiz s.a.v. altıncı gök katına ulaştığında yine onu gördü ve sordu:
- Bu mertebeye nasıl neyle ulaştın?
Hz. Osman r.a. şu cevabı verdi:
- Allah Tealâ'dan hayâ etmekle.
. . .
Allah Rasulü s.a.v. bir gün sahabilerine sordular:
- Hepiniz cennete girmek istersiniz değil mi?
Sahabiler :
- Evet Ey Allah'ın Rasulü ! Elbette isteriz dediler.
Bu cevap üzerine Allah Rasulü s.a.v. buyurdular:
- O zaman uzun yaşama ümidinizi biraz kısaltın. Ecellerinizi gözlerinizin önünde tutun ve Allah'tan hakkıyla hayâ edin.
Onlar:
- Biz hepimiz Allah'tan hayâ ediyoruz dediler.
Efendimiz s.a.v. buyurdular:
- Öyle değil! Allah'tan hayâ etmek kabirleri ve kabirlerde sizi bekleyen imtihanları unutmamanızdır. Başınızı ve başınızda taşıdığınız
dü ş ünceleri midenizi ve midenize gireni size nimet olarak verilen azalarınızı muhafaza etmenizdir. Kim ahireti dilerse dünya hayatının
aldatıcı süsünü terk etmeli ahiret hayatını dünya hayatına tercih etmelidir. İşte Allah'tan hakkıyla hayâ etmek böyle olur. İşte Allah'ın dostluk ve himayesine böyle ulaşılmış olur.
. . .
İşte o nazenin yapraktır müminin gönlü. Titrer bir günah bir yanlış bir aykırı hal gördüğünde. Gün gelir daha bir incelir de görmek bir yana işlemek bir yana bir günahı düşünmek titretir O'nu hakkıyla bilmemek titretir o nazenin gönlü.
Rabbi'ni düşünür de titrer. Taşta-toprakta insanda kendinde Rabbi'ni görür de taştan-topraktan insandan kendinden hayâ eder.
Rabbim rahmetiyle esirgesin akrabalardan bir Zehra teyzemiz vardı. Televizyonlu odada oturması gerektiğinde her ne vakit televizyonda bir erkek çıksa başörtüsünü düzeltir yüzünü örterdi. Gülerdik “O seni görmüyor ki” diye. “Ben onu görüyorum ya” derdi.
Çocukluk yıllarımızdı. “O seni görmüyor ki” dediğimizde kalmışız. Duymamışız anlamamışız onun ne dediğini…
Ben seni görüyorum ya...
Yıllar sonra okudum:
Hz. Aişe r.a. gözleri görmeyen İshak r.a. yanına her geldiğinde kendini sakınır örtüsüne çeki-düzen verirmiş. Onun bu durumunu hisseden İshak r.a. bir gün sorar:
- Ey Müminlerin Annesi! Ben âmâ olduğum halde benden de sakınıyorsun. Halbuki ben sizi görmüyorum!
Hz. Aişe r.a. cevap verir:
- Evet sen beni görmüyorsun fakat ben seni görüyorum.
. . .
Mü'minlerin emiri Hz. Ömer r.a.'ın canına kastedilmişti. Ağır yaralıydı. Anladı hissetti ki bu yara onu götürecek son anlarını yaşıyor. Bir dileği vardı son bir dilek. Kızı Hafsa r.a.'ı Aişe r.a.'a gönderdi. Efendimiz s.a.v.'in ayak ucuna defnedilebilmek için Hz. Aişe'den izin istedi. Zira orası müminlerin annesine aitti ve Hz. Aişe r.a.' ın babası Hz. Ebu Bekir r.a. da oradaydı. Hz. Aişe bu isteği şöyle karşıladı:
- Aslında o yeri kendim için düşünmüştüm. Fakat Ömer'i kendime tercih edeceğim.
Ve Hz. Ömer r.a. vefat edince Efendimiz s.a.v.'in ayak ucuna defnedildi.
Müminlerin annesi Hz. Aişe r.a . Allah Rasulü s.a.v.'in ve babasının kabirlerini serbestçe ziyaret ederdi. Ancak Hz. Ömer de oraya defnedildikten sonra kabirleri daha bir dikkatli ve daha bir örtünerek ziyaret eder oldu.
. . .
Zehra teyzemiz Hz. Aişe r.a.'ın hayâsındaki bu rikkati inceliği bilir miydi?
Belki bilirdi belki…
Her insan muhakkak hayâlı doğuyor.
Örtünmek hayâdan.
Rabbimiz setreden örten.
Tüm sırlar bir bir açığa vurulduğunda mahcup olmayalım diye Rabbim setretsin ayıplarımızı diye her mümin biraz mahcuptur bugün.
Ve örtülüdür.
Allah'tan hayâ edin
Allah Rasulü sav Miraç Gecesi dünya göğüne çıktığı zaman Hz. Osman r.a.'ın suretini gördü ona sordu:
- Ey Osman! Bu mertebeye ne ile eriştin?
Hz. Osman r.a .:
- Gece namazı kılmakla dedi.
Efendimiz s.a.v. ikinci göğe vardı. Yine Hz. Osman r.a.' ın suretini gördü sordu:
- Bu mertebeye ne ile eriştin?
Hz. Osman r.a .:
- Kur'an-ı Kerim okumakla dedi.
Ve Efendimiz s.a.v. yükseldiği diğer göklerde de hep onun suretini gördü ve farklı güzel amellerle o derecelere eriştiğini öğrendi. Nihayet Efendimiz s.a.v. altıncı gök katına ulaştığında yine onu gördü ve sordu:
- Bu mertebeye nasıl neyle ulaştın?
Hz. Osman r.a. şu cevabı verdi:
- Allah Tealâ'dan hayâ etmekle.
. . .
Allah Rasulü s.a.v. bir gün sahabilerine sordular:
- Hepiniz cennete girmek istersiniz değil mi?
Sahabiler :
- Evet Ey Allah'ın Rasulü ! Elbette isteriz dediler.
Bu cevap üzerine Allah Rasulü s.a.v. buyurdular:
- O zaman uzun yaşama ümidinizi biraz kısaltın. Ecellerinizi gözlerinizin önünde tutun ve Allah'tan hakkıyla hayâ edin.
Onlar:
- Biz hepimiz Allah'tan hayâ ediyoruz dediler.
Efendimiz s.a.v. buyurdular:
- Öyle değil! Allah'tan hayâ etmek kabirleri ve kabirlerde sizi bekleyen imtihanları unutmamanızdır. Başınızı ve başınızda taşıdığınız
dü ş ünceleri midenizi ve midenize gireni size nimet olarak verilen azalarınızı muhafaza etmenizdir. Kim ahireti dilerse dünya hayatının
aldatıcı süsünü terk etmeli ahiret hayatını dünya hayatına tercih etmelidir. İşte Allah'tan hakkıyla hayâ etmek böyle olur. İşte Allah'ın dostluk ve himayesine böyle ulaşılmış olur.
. . .