ERBAKAN ve İSRAİL
Erbakan İsrail'le Anlaşma yaptı mı? Yapmadı mı?
Refah-Yol hükümetinin bütün engellemelere, karalamalara ve oynanan
oyunlara rağmen başarılı işler yaparak memlekete hizmet ettiğini gören
dış güçler Kartel Medyasını ustaca kullanarak Erbakan'ı ve Refah
Partisini olmadık şeylerle suçlayarak iftiralar atmışlardır. Erbakan
hiç bir zaman İmam Hatipler arka bahçem demediği halde dediğini iddia
edip halka öyle göstermeyi başarmışlardır. Daha sonra mecliste
"İspatlayamayan şerefsizdir." polemiği yaşanmış fakat yine de bu
isnatlarını hiç bir zaman ispatlayamamışlar, ama iftiralarına da devam
etmişlerdir.
Diğer bir iftira ise Türkiye-İsrail Anlaşmalarının 54. hükümete
yamanmasıdır. Bu konuda bir kısım İslamcı yazarlar bile zehir kovası
taşıyıcılığı yapmıştır. Mesela bunlardan Selam dergisi yazarı Alptekin
Dursunoğlu Stratejik İttifak "Türkiye-İsrail İlişkilerinin Öyküsü"
adlı kitabının 90. sayfasında şöyle diyor: "Türkiye ile İsrail
arasında 1993'den 1996 Ekim'ine kadar sadece 13 anlaşma imzalanmışken
1996 ile 1997 yılının ilk aylarında 20 anlaşmanın imzalanmış olduğu
düşünüldüğünde Erbakan iktidarına tekabül eden bu dönemin bile ne
kadar verimli geçtiği anlaşılabilir"
Ancak, Dursunoğlu aynı kitabının 429-436. sayfalarında Türkiye-İsrail
ilişkilerinin kronolojik bir listesini çıkarmış, fakat bu süreç içinde
Refah-Yol hükümeti ile İsrail arasında yapılmış bir tek anlaşma
gösterememiştir. Bilakis, 8 Ağustos 1996 tarihli İsrail'de yayınlanan
Ha'aretz gazetesinin "Türkiye'nin yeni başbakanı İslamcı Erbakan'ın
tüm askeri sanayi işbirliği anlaşmalarını belirsiz tarihe kadar
dondurduğunu" yazdığını belirtmiştir.
İşte bu kitabın Demirel, Çiller ve Erbakan'ın başbakanlıkları
dönemlerindeki Türkiye-İsrail İlişkilerinin Kronolojisi; sayfa
431-433:
- "1992: Oslo süreci başladı, Türkiye, Filistin'le eş zamanlı olarak
İsrail'le diplomatik ilişki seviyesini yeniden büyükelçilik düzeyine
yükseltti.
- 13 Ekim 1993: Oslo sürecine konu olan anlaşma 13 Eylül 1993'le
Beyaz Saray'da imzalanıp yürürlüğe girdi. Anlaşmanın ardından
başlayan "İsrail-Filistin barış süreci" ile birlikte Türkiye İsrail
ilişkileri de yeni bir boyut kazandı.
- 21 Nisan 1993: Turgut Özal'ın cenaze töreni için Ankara'ya gelen
İsrail Dışişleri Bakanı Şimon Peres, Çiller Hükümeti ile ikili
diyalog kurdu.
- 14 Kasım 1993: Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin, İsrail'i ziyaret eden
ilk Türk Dışişleri Bakanı sıfatıyla Peres'le bir dizi anlaşma
İmzaladı.
- 25 Ocak 1994: İsrail Cumhurbaşkanı Ezer Weizmann, Türkiye'yi ziyaret
eden ilk İsrail Cumhurbaşkanı olarak, su satın alımı, turizm ve
askeri işbirliği konularında görüşmelerde bulunmak üzere Türkiye'ye
geldi.
- 27 Şubat 1994: İsrail Savunma Bakanlığı Müsteşarı Ivni Nehum,
Ankara'yı ziyaret etti. İsrail'in, F-4 ve F-5 uçaklarının
modernizasyonunu yapmak istediği ve iki ülke arasında askeri
işbirliğinin geliştirileceği açıklandı.
- 31 Mart 1994: Güvenlik/Gizlilik Anlaşması imzalandı.
- 10 Nisan 1994: Ankara'ya gelen Dışişleri Bakanı Şimon Perez,
Türkiye'nin Orta Doğu barış sürecinde daha aktif rol alması
gerektiğini belirtti. Ayrıca AGİT benzeri bir kuruluşun Orta Doğu'da
İşlerlik kazanması için çalışacağını açıkladı.
- 12 Nisan 1994: İsrail Dışişleri Bakanı Şimon Perez Türkiye'ye
geldi.
- 3 Kasım 1994'te Tansu Çiller ve beraberindeki 56 kişilik heyet
İsrail'i ziyaret etti.
- 14 Ağustos 1995: Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait 54 adet F-4
uçağın modernizasyonunun, İsrail'den sağlanacak devlet kredisi ile
İsrail IAI kuruluşuna yaptırılması için Milli Savunma Bakanlığı ile
İsrail IAI kuruluşu arasında 600 milyon US Dolar baz fiyatla sözleşme
imzalandı.
- 23 Şubat 1996: Askeri Eğitim ve İşbirliği Anlaşması imzalandı.
- 11 Mart 1996: Cumhurbaşkanı Demirel İsrail'e gitti.
- 14 Mart 1996: Dışişleri Bakanı Emre Gönensay ve İsrail Dışişleri
Bakanı Ehud Barak tarafından imzalanan ve iki ülke arasındaki
ilişkileri hızlandıracak Serbest 'Ticaret Alanı Anlaşması, 1 Ocak
2000 tarihine kadar iki ülke arasında gümrüklerin tamamen
sıfırlanmasını öngörüyor. Anlaşma 24 Mayıs 1998 tarihinde ve 23351
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
- 16 Nisan 1996: 8 İsrail pilotu, "eğitim uçuşu yapmak üzere" F-16
uçakları ile birlikte Türkiye'ye geldi.
- 28 Haziran 1996: Refah Partisi ve Doğru Yol Partisi koalisyonu ile
Refah-Yol hükümeti kuruldu, İsrail Cumhurbaşkanı Weizmann Erbakan'ın
başbakan olması üzerine yaptığı değerlendirmede: "Türkiye'ye daveti
kabul etmemin bir sebebi de bu konuları soruşturmak. Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirdi çok iyi tanıyorum ve onun, elindeki bütün gücü
kullanarak, böyle bir gelişmeyi önleyeceğine inanıyorum. Ordunun da
kenarda bekleyeceğini sanmıyorum. "dedi.
- 13 Haziran 1996: Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Nurettin
Nurkan Weizmann'ın ifadeleriyle ilgili olarak bir açıklama yaptı.
Nurkan bunun, Weizmann'ın şahsi görüşlerini yansıdığını belirterek,
"Şüphesiz Türkiye'nin iç konulan Türkiye'nin bileceği bir husustur.
Bunun ötesinde bir yabancı devlet adamının yapmış okluğu açıklama
konusunda herhangi bir yorumda bulunmak istemiyorum "dedi.
- 8 Ağustos 1996: Ha'aretz gazetesi "Türkiye'nin yeni başbakanı
İslamcı Erbakan'ın tüm askeri sanayi işbirliği anlaşmalarını belirsiz
tarihe kadar dondurduğunu" yazdı.
- 27-28 Kasım 1996: İsrail Savunma Bakanlığı Genel Direktörü David
Levy Türkiye'ye geldi. İki ülke arasındaki askeri anlaşmaların devamı
olarak 1997 yılı için bir "eylem planı" kararlaştırıldı.
- 11 Atalık 199ü: İsrail'den gelen bir iş adamı heyeti, Orta Asya
Türk cumhuriyetlerinde ortak iş yapma imkanlarını arıyacaklarını
bildirdi.
- 5 Ocak 1997: Meclis Başkanı Mustafa Kalemli İsrail'e gitti.
- 24 Şubat 1997: Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, İsrail'e
gitti. Böylece Türkiye'den İsrail'e ilk defa yüksek düzeyli bir
askeri ziyaret gerçekleşmiş oluyordu.
- 28 Şubat 1997: Milli Güvenlik Kurulu aldığı kararlarla meşhur 28
Şubat sürecini başlattı.
- 29 Nisan 1997: Türk Genelkurmayı Milli Askeri Stratejik Konseptinin
(MASK) değiştirildiğini, dış tehdit yerine bölücülük ve irticai
faaliyetler olarak tanımlanan "iç tehdit'in Türkiye'nin öncelikli
savunma problemi olduğunu açıkladı.
- 1 Mayıs 1997: Savunma Bakanı Turan Tayan İsrail'e gitti. 6 aylık
aralıklarla yapılan stratejik diyalog forumu süreci başladı.
- 4 Mayıs 1997: Çevik Bir İsrail'e gitti. Stratejik diyalog forumu
toplantısının ikincisi yapıldı.
- 18 Haziran 1997: Erbakan, Çankaya Köşküne çıkarak Demirel'e İstifa
mektubunu sundu."
Görüldüğü gibi, herhangi bir kararın alınması söz konusu olmadığı
gibi, Çiller'in başbakanlığı döneminde alınan kararların da
uygulanması durdurulmuştur. Hem de aynı Çille Başbakan yardımcısı
iken. Bunun dışında 28 Şubat süreci içinde İsrail'de gidip gelmeler
olmuş, bir takım toplantılar da yapılmıştır. Ancak gidenler ya
askerlerdi, ya da DYP'li Meclis başkanı ve M. Savunma bakanı idi.
Nitekim bunlarla ilgili kararlar da Mesut Yılmaz hükümeti zamanında
alınmış ve hayata geçirilmiştir.
Yine bizim insanlarımız tarafından bu anlaşmanın 53. hükümet zamanında
hazırlandığı, Erbakan'ın da imzalamak zorunda kaldığı şeklindeki
savunma da eksiktir. Çünkü hazırlık gerçekten 53. hükümet zamanında, 4
HAZİRAN 1996'da hazırlanmıştır. Gizlenen gerçek ise bu anlaşmanın yine
53. hükümet zamanında 16 HAZİRAN 1996'da, yani Erbakan başbakan
olmadan tam 12 gün önce imzalanmıştır. Devlet Planlama Teşkilatının
http://www.dpt.gov.tr/dei/iei/1996.htm adlı internet sitesinden
indirdiğim belgeyi aynen aşağıya kopyalıyorum:
1996 yılında yapılan anlaşmalar.
1996
No Yıl Muhatap Adı
96/8255 1996 İsrail
Konu: İsrail Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasında
ticaret,ekonomik, sınai, teknik ve bilimsel işbirliği anlaşmasının
onaylanması hakkında karar.
Ticaret
Tarihi Sayısı 16.06.1996 22668
Aynı internet adresinden 1996 yılında gerçekleştirilmiş bütün Uluslar
arası İkili Anlaşmalar, ayrıca
http://www.dpt.gov.tr/dei/iei/1996.htm
adresinden de 1997 yılına ait anlaşmalar görülüp incelenebilir. Ve
kesinlikle şu görülür ki;
muhterem Erbakan'ın başbakanlık yaptığı
28,06,1996 - 18,06,1997 tarihleri arasında İsrail'le yapılmış hiçbir
anlaşma yoktur.
Neo-Con'ların ABD'deki en ünlü isimlerinden Daniel Pipes'in "A New
Axis, the National interest" de yazdığı yazıdan ve başka kaynaklardan
toplanan bilgiler ışığında özetleyecek olursak Türkiye-İsrail askeri
işbirliği anlaşmasının kapsamına özetle şunlar girmektedir:
·Türk ve İsrail askeri uçakları, Türk hava sahalarında eğitim
yapabileceklerdir.
·İsrail Türkiye'ye silah satacak ve Türk Fantom savaş jetlerinin
modernizasyonunu yapacaktır.
·İsrail ve Türkiye, ABD deniz kuvvetleriyle birlikte arama ve kurtarma
manevraları yapacaktır."
Washington Instutine'nin Yahudi uzman danışmanı Alan Makovsky, söz
konusu anlaşma için şu değerlendirmede bulunmuştu:
"Türkiye ile İsrail arasında yakın ilişkilerin kurulması Soğuk Savaş
döneminden sonra Ortadoğu'da yaşanan en önemli stratejik gelişmedir."
Anlaşma ile ilgili 3 noktanın altını çizelim:
1-Milletvekilleri, Türkiye-İsrail arasında imzalanan 'Asker Eğitim
İşbirliği Anlaşması'nın tam metnini görmemişlerdir.
2-Anlaşma, 'Gizli'dir. O kadar gizlidir ki, TBMM Milletvekillerinden
bile gizlenmiştir.
3-Anlaşma, TBMM'de konuşulmamış, onaylanmış ve onaylatılmıştır.
Hem bu gerçekleri daha iyi anlamak, hem de bir karşılaştırma
yapabilmek için, aynı zamanda Türkiye'nin ANASOL-D Hükümeti zamanında
İslam ülkeleri ve İsrail ile ilişkilerinin durumuna kısa bir bakış
yaparak fikir edinmek için, Güngör Uras'ın 15.12.1997 tarihli Yeni
Yüzyıl gazetesinde çıkan makalesini okumanın yeterli olacağı
kanaatindeyim:
"Geçen hafta Tahran'da gerçekleşen, '8. İslam Zirvesi'ne katılan 55
ülke Türkiye'yi hem dışladı, hem fırçaladı. Cengiz Çandar'1n
anlatımıyla Türkiye, Orta Doğu'da lider ülke koltuğundan kaldırılıp,
İsrail'in takipçisi ülke koltuğuna oturtuldu.
İslam Dünyası, Orta Doğu ülkeleri, Araplar, Türkiye'yi durup dururken
dışlamadı. Türkiye İslam Dünyasının gücendirmeyi göze alarak se
çimini, İsrail'den yana yapmakla kalmadı, İsrail ile ilişkileri, İslam
Dünyası'nı tahrik edecek abartıda yürütmeyi marifet bildi.
Tahran'da konferans yapılırken, İsrail Savunma Bakanı Yitzak
Moordehay, Ankara 'yı ziyaret etti. Cumhurbaşkanı'nın Tahran'dan erken
dönmek zorunda kalmasının ardından, Genelkurmay Başkanlığı bugüne
kadar çok kez ertelenen ve yapılıp yapılmayacağı belli olmayan ortak
askeri tatbikatının gününü belirledi. 'Reliand Mermaid' ismi verilen,
Türk-İsrail ve ABD ortak askeri tatbikatı, 5 Ocak 1998 tarihinde
başlayacak.
Aynı gün, 22 Aralık'ta Ankara'da İsrail ile Türkiye arasındaki ilişki
lerde stratejik boyutun tespiti için görüşmelerin başlayacağı
açıklandı. Görülüyor ki Türkiye, İslam Dünyası'nı karşısına aldığını
bilerek, tercihini yapmış ve İsrail'in kucağına düşmüş bulunuyor.
Bunun ardında üç etken var: (1) Silah kaynaklan kuruyan Türkiye,
İsrail/'in ocağına ve kucağına mecburen düştü. (2) İsrail için
Türkiye'nin hem çok iyi bir silah pazarı ve hem de tek başına kaldığı
Orta Doğu'da çevresindeki çemberden dışarı çıkabileceği tek kapı
olması. (3) İsrail'in menfaatlerini Orta Doğu politikasının temeli
olarak gören ABD'nin Türkiye'yi İsrail'in kucağına itmesi. ..
Türkiye yarınını bağlıyor."
M.Ali ÖZTÜRK
http://www.haberdem.com
19 Temmuz 2007 Perşembe
ve günümüze bakalım yıl 2008
şimdi kim kime boyun eğiyor
hem de tek başına iktidarda olmasına rağmen
o zaman rahatsız olanlar şimdi gayet
rahatlar bu tür konularda belgeler konuşur
kartel medyasının haberleri değil!!!!!!!!!.........