Anadolu Forum

Tam Versiyon: Erbakan, Siyonizm'e hizmete mi başladı?
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın
kitabı okuyorumda dikkatimi çekti paylaşayım dedim


Erbakan, Siyonizm'e hizmete mi başladı?
Yanar Döner İSRAİL Politikası

Mustafa TAŞAR
Refah Partisi Gerçeği


Refah Partililerin ve Genel Başkan Erbakan’ın muhalefette izlediği politik çizgide İsrail ve Siyonizm konusunun önemli bir yeri vardır. Öyle ki, Refah Partisi iktidarında, iç kamuoyunun olduğu kadar, Refah Partisi’nin radikal politikalarının muhatabı olan İsrail ve Batı Dünyası’nın önemli bir bölümü de Erbakan iktidarında koyu bir Batı ve İsrail düşmanlığı politikası izleyeceğini, Anlaşmaları ortadan kaldıracağını, hele hele İsrail’le imzalanan bir dizi anlaşmanın yanı sıra, Savunma İşbirliği Anlaşması’nı kesinlikle yürürlükten kaldıracağını zannediyordu.

Erbakan’ın muhalefet dönemindeki politik stratejisini. İsrail ve Siyonizm düzlemine oturttuğunu iddia edersek, konuyu hiç de abartmış sayılmayız. Muhalefet döneminde iktidarların herhangi bir konudaki icraatlarını bile “Siyonizm’e hizmet ediyorlar” diyerek eleştiren Erbakan, iktidarında bu konuda da birbiri ardı sıra çark edişlerini sürdürdü. Oysa Refah Partisi için İsrail ve Siyonizm aleyhtarı politikalar, propagandalarının temelini oluşturmuyor muydu? İşte bir Örnek!..

Erbakan tarafından kaleme alınan “Adil Ekonomik Düzen” isimli kitabın 1. Sayfasında Erbakan, Emperyalizm ile Siyonizm’in modern müstemlekecilik peşinde olan ideolojiler olduğuna ifade ettikten sonra, şunları yazmıştı: “Türkiye’de hali hazır ekonomik sahada yürürlükte bulunan köle düzeni, kendi kendine oluşmamıştır. Bu, yeryüzündeki emperyalizm ve Siyonizm güçlerinin bilinçli, planlı ve programlı olarak yürüttükleri modem müstemlekecilik tatbikatının bir sonucudur.”

Türkiye ile İsrail arasında yapılan anlaşmalar ve iki ülke arasındaki ikili ilişkiler, muhalefette kaldıkları süre içerisinde Refah Partisi sözcüleri tarafından sürekli eleştirilmiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine de getirilmiştir. İşte yakın tarihli iki örnek!.. Refah Partisi –Doğru Yol Partisi Koalisyon Hükümeti’nin Refah Partili Devlet Bakanları, Rıza Güneri ve Abdullah Gül, İsrail’le yapılan anlaşmalar hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na verdikleri birer Soru Önergesiyle, sorularının Başbakan Mesut Yılmaz tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını talep etmişti. İşte Soru Önergeleri!
--------------------------------------------------------------------------------

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Mesut YILMAZ tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını delaletlerinize arz ederim.

T. Rıza GÜNERİ
Konya Milletvekili

SORULAR:

1-Türkiye ile İsrail arasında savunma işbirliği anlaşması yapıldığından söz edilmektedir. Böyle bir anlaşma var mıdır?

2-Yine yapıldığı söylenen anlaşma çerçevesinde İsrail uçaklarının Türkiye’de eğitim yapacağı doğrumudur?

3-Bu uçakların Konya 3. Ana Jet Üssü’nde konuşlandırıldığı ve Konya semalarında eğitim yaptığı basın yayın kuruluşlarında dile getirmektedir. Konya kamuoyunda ve Türkiye kamuoyunda büyük tepki ile karşılanan bu durum doğrumudur?

--------------------------------------------------------------------------------

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki konuların Sayın Milli Savunma Bakanı tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 08.04.1996

Doç. Dr. Abdullah GÜL
Kayseri Milletvekili


4 Nisan 1996 tarihli Turkish Dail News Gazetesinde Kemal BALCI imzası ile çıkan bir habere göre; Türkiye, İsrail savaş uçaklarının eğitimleri için kendi hava sahasını İsrail’e açıp İsrail Savaş Uçakları’nın Türk üstlerinden faydalanmasına izin vermiştir.

Bu haber doğru mudur?

Şayet bu haber doğru ise:

Orta Doğu gibi hassas bölgede tarihi gerçekleri ve Tabii dengeleri bozar nitelikteki ve neticeleri itibariyle çok önemli gelişmelere sebep olacak bu yeni savunma stratejisinin hangi sivil otorite, hangi sebeplerle almıştır?

--------------------------------------------------------------------------------

Yukarıdaki Soru Önergeleri’ndeki sorular, Milletvekillerinin kişisel görüşleri değil, Refah Partili yöneticilerin tamamının temayülüydü. Yine Refah Partisi Milletvekili Lütfi Yalman tarafından, Başbakan Yılmaza yöneltilen Soru Önergesindeki yaklaşım da Refah Partisi’nin muhalefet dönemindeki İsrail yaklaşımı hakkında önemli bir belgeyi oluşturuyordu İşte belgesi!...


--------------------------------------------------------------------------------

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA


Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Mesut YILMAZ tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını delaletlerinize arz ederim.

Lütfü YALMAN
Konya Milletvekili


1.İsrail uçaklarının Konya da eğitim gördüğüne dair basında çıkan haberler doğru mudur? Bu Konya halkı ve hatta tüm Türkiye insanları üzerinde infial uyandırmıştır. Konya da eğitim yapıp, Ortadoğu da katliam yapan İsrail’e yapılan bu eğitim desteği sizi rahatsız etmiyor mu?

2.İsrail’in , katliamı karşısında yapılan anlaşmayı iptal etmeyi veya düşünüyor musunuz?

3- Ortadoğu da müslümanlara karşı terör estiren İsrail’i Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti niçin hala kınamıyor?

--------------------------------------------------------------------------------


Refah Partili yöneticilerin İsrail’e yönelik politikalarını daha iyi anlayabilmek için Muhalefet döneminde yayımladıkları kaynaklara göz atmanın faydalı olacağını düşünüyorum.

Erbakan tarafından kaleme alınan Adil Düzen- Teşhis- isimli kitabın 21. Sayfasında, faizlere karşı çıkılırken, şu yaklaşım ön plana çıkarılmış: “60 milyonun sırtından toplanan faiz gelirlerinin büyük bölümü, bankalar; ve Merkez Bankası üzerinden Amerika’daki Siyonist Bankalara, oradan da İsrail’e gidiyor.”

Yine aynı kitabın 19. Sayfasındaki İsrail değerlendirmesi şöyle...Kitapta çizdikleri bir karikatür üzerinde değerlendirme yapılıyor: “İsrail’den Türkiye’ye uzanan oklar, İsrail Meclisi’nin önünde heykeli bulunan Teoder Herzy’in planını temsil ediyor. Yani İsrail’in Türkiye’yi kendisine vilayet yapma isteği ve gayesini dile getiriyor. Vatandaşlarımızdan sömürülen paralar, İsrail’in Türkiye’yi yutma ve işgal etme arzusuna hizmet ediyor.”

Muhalefetteyken. İsrail’le imzalanan Askeri anlaşmalara büyük tepki gösteren, iktidarlarında bu anlaşmaları yürürlükten kaldıracaklarını vaat eden ve bu anlaşmaları Türkiye’nin İslam ülkeleriyle arasını açtığını savunan Refah Partililerin iktidarlarında bu konudaki sözlerine sadık kalıp kalmayacaklarını anlamak için tarafımdan ve ANAP Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar tarafından, Başbakan Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle birer Soru Önergesi verdik. Önergelerle, Başbakan Erbakan’dan İsrail’le yapılan Askeri anlaşmaları iptal edip etmeyeceğini sormuştuk. İşte Soru Önergeleri...


--------------------------------------------------------------------------------

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
ANKARA

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tararından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Ünal YAŞAR
Gaziantep Milletvekili

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin Cumhurbaşkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığının İsrail ile yaptığı, Askeri (Siyasi,eğitim),istihbarat veya ekonomik konularda yaptığı hangi anlaşmalar vardır? Bunların hangilerini iptal etmeyi düşünüyorsunuz?

--------------------------------------------------------------------------------


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
ANKARA


Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tararından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa TAŞAR
Gaziantep Milletvekili

Türkiye ile İsrail arasında Askeri Eğitim ve İşbirliği anlaşmasını iptal edecek misiniz?

--------------------------------------------------------------------------------

Gaziantep Milletvekili Ünal Yaşar’ın sorusunu Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu ÇİLLER, benim sorumu da Başbakan Erbakan adına Devlet Bakanı Lütfü ESENGÜN cevaplamıştı. Her iki soruya verilen cevap ortak yaklaşımlar içermekteydi. Refah Partili Hükümete göre, İsrail’le yapılan askeri anlaşmalar Türkiye’nin menfaatineydi ve iptal edilmeleri söz konusu değildi. İşte muhalefet döneminde İsrail ve Siyonizm düşmanlığı yapanların cevapları!...


--------------------------------------------------------------------------------

T.C.
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI

Gaziantep Milletvekili Sayısı Ünal Yaşar’ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği soru önergesine verilen yanıt ekte takdim kılınmaktadır.

Saygılarımla arz ederim.

Prof. Dr Tansu ÇİLLER
Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin Cumhurbaşkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığının İsrail’le askeri (siyasi, eğitim), istihbarat veya ekonomik konularda yaptığı hangi anlaşmalar vardır? Bunların ilerini iptal etmeyi düşünüyorsunuz?

YANIT : Türkiye’nin İsrail’le yapmış olduğu anlaşmalar aşağıda sunulmuştur.

Kültür Eğitim ve Bilim Alanlarında İşbirliği Anlaşması
(14 Kasım 1993)
Karşılıklı Anlayış ve İşbirliği ilkeleri Muhtırası
(14 Kasım 1993)
Çevre Sorunları ve Doğa korunmasında İşbirliği Anlaşması
(1l Nisan 1994)
Telekomünikasyon ve Posta Hizmetleri Alanlarında İşbirliği
(3 Kasım 1994)
Uyuşturucu ve Psikotrop Madde Kaçakçılığı ve Kullanımı
(4 Kasım 1994)
Sağlık ve Tıp Alanında İşbirliği Anlaşması
(14 Mart 1995)
— Tarım Ajanında İşbirliği Konusunda Mutabakat Zaptı
(27 Haziran 1995)
Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşması
(22 Şubat 1996)
Serbest Ticaret Anlaşması
(14 Mart 1996)
Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması
(14 Mart1996)
Çifte Vergilendirmenin, önlenmesi Anlaşması
(14 Mart 1996)
- Ekonomik, Bilimsel ve Teknik İşbirliği Anlaşması
(14 M art 1996)
- Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşması
(28 Ağustos 1996)

Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler Orta Doğu Barış Sürecinin başlamasıyla birlikte birçok alanda geliştirilip çeşitlendirilmiştir. Hiçbir üçüncü ülkeyi hedef almayan Türkiye- İsrail işbirliğinin bölge barısına, İstikrarına, Orta Doğu Barış Sürecinin gelişmesine ve bu sürecin tamamlanmasından sonra doğması beklenen işbirliği ortamına katkıda bulunacağına inanıyoruz. Dolayısıyla, Türkiye ile İsrail arasında akdedilmiş bulunan anlaşmaların iptali söz konusu değildir.

--------------------------------------------------------------------------------

T.C.
DEVLET BAKANLIĞI

Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa TAŞAR’ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı soru önergeleri cevabı ekte sunulmuştur.

Lütfü ESENGÜN
Devlet Bakanı


Kanun : 1996/695-MD 14 Ağustos 1996

KONU : Yazılı Soru Önergesi


DEVLET BAKANLIĞINA
(Sayın Lütfü ESENGÜN)

İLGİ : Devlet Bakanlığı’nın 12/8/1996 tarihli ve B . 02 . 0 . 0010/00243 sayılı yazısı,

Gaziantep Milletvekili Mustafa R. TAŞAR tarafından verilen ve ilgi ile alınan 7/1133-2917 ve 7/1128-2911 esas no’lu yazılı soru önergeleri incelenmiş, konuya ilişkin bilgiler aşağıda açıklanmıştır.

1. Türkiye ile İsrail arasında 23 Şubat 1996 tarihinde imzalanan “Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşması”nın iptaline ilişkin alınmış herhangi bir kakar bulunmamaktadır.

2.Anılan Anlaşma, iki ülke arasında askeri eğitim işbirliğini tesis etmeyi amaçlamakta olup, askeri eğitim kuruluşları arasında işbirliğinin prensiplerini kapsamaktadır. Bu tür anlaşmaların ruhunda karşılıklılık ve karşılıklı yarar esastır. Anlaşmanın ülkemiz çıkarları açısından yararlı olduğu değerlendirilmektedir.

Arz ederim

MİLLİ SAVUNMA BAKANI NAMINA

Tuncer KILINÇ
Korgeneral
Müsteşar

--------------------------------------------------------------------------------


Başbakan adına sorumu cevaplandıran Lütfü ESENGÜN, soruma verilen cevabı kendi imzasıyla değil, Milli Savunma Bakanlığı’nın yazısını aynen göndererek, siyasi nezaketsizlik yapmayı da ihmal etmiyordu.

Muhalefet dönemlerindeki popülist politikalarını ve ölçüsüz vaatlerini iktidarda göz ardı eden Refah Partisi. İsrail ve Siyonizm’e karşı yürüttüğü karşı politikaların gereğini iktidarda yapamayınca, parti tabanına karşı da iki yüzlü davranmaya başlamıştı.

İsrail’le imzalanması kararlaştırılan Askeri konulardaki anlaşmaları iktidara gelir gelmez onaylayan Refah Partisi, bu konunun tabanı tarafından duyulmasını engellemek için gizli tutmaya çalışmış, fakat bunda başarılı olamamıştı. İşte dönemin gazetelerinde geniş olarak yer alan ve İsrail’le yapılan Askeri konuları içeren anlaşmanın, Erbakan tarafından gizlice imzaya açılmasını konu edinen haberlerden bir örnek! 14.11.1996 tarihli Hürriyet Gazetesi...

--------------------------------------------------------------------------------

Hürriyet
14/11/1996

Erbakan, İsrail Anlaşmasını
Gizlice imzaya açtırdı

Doğru Yol Partisi – Cumhuriyet Halk Partisi koalisyonu tarafından İsrail’le imzalanan askeri eğitim işbirliği anlaşmasına “Yıpratıp atarız” tepkisini gösteren Başbakan Erbakan, kendi döneminde parafe edilen Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşması’nın onaylanmasına ilişkin kararnameyi, Bakanlar Kurulu’nda gizlice imzaya açtı. Erbakan’nın, Refah Partisi tabanının tepkisini engellemek için anlaşmanın Bakanlar Kurulu’na getirilmesinin gizli tutulmasını istediği öğrenildi.

İsrail’le Savunma Sanayii alanındaki işbirliğini artırmayı amaçlayan anlaşmaya ilişkin kararname, Bakanlar Kurulu’ndaki imzalar tamamlanır tamamlanmaz yürürlüğe girecek, Başbakan Erbakan’ın Refah Partili bakanlara, “Hemen imzalayın” talimatı verdiği öğrenildi.

Anlaşma yürürlüğe girer girmez, Türk F-4’lerinin İsrail tarafından modernleştirilmesi projesine başlanacak Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılan anlaşma, daha önce Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarı Tuncer KILIÇ tarafından imzalanan Savunma Sanayii İşbirliği anlaşmasının uygulanması önündeki tüm engelleri kaldıracak, Erbakan Amerika Birleşik Devletleri’nin Türk F-4’lerini modernleştirmeyi reddetmesi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bastırması üzerine, bunu yapabilecek ikinci ülke olan İsrail’le işbirliğine girmeye mecbur kalmıştı.

--------------------------------------------------------------------------------

Muhalefet dönemindeki maskesi iktidarda düşen Refah Partisi, tabanının uyanıp, gerçek yüzünü görmesinden endişe edince, bu defa icraatlarını saklama derdine düşmüştü.

Bu kadarla yetinmeyen Refah Partili Hükümet, muhalefet döneminde “Yırtıp atacağız” dedikleri anlaşmayı onayladıkları gibi, İsrail’le ikinci anlaşmayı da imzalamışlardı.


Refah Partililerin İsrail konusundaki maskelerini daha iyi düşürebilmek için tarafımdan ve yine Gaziantep Milletvekili Ünal YAŞAR tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na birer soru önergesi vererek, sorularımızın Başbakan Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını talep ettik. İşte Soru önergeleri ve İsrail Düşmanı (!) Refah Partililer tarafından verilen cevapları...


--------------------------------------------------------------------------------

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
ANKARA

Aşağıdaki sorumun Başbakan Sayın Necmettin Erbakan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Ünal YAŞAR
Gaziantep Milletvekili

İsrail uçaklarının Konya’da eğitim gördüğüne dair haberler doğru mudur? Konya da eğitim yapıp, orta doğu da katliam yapan İsrail’e yapılan bu eğitim desteği sizi rahatsız etmiyor mu?

--------------------------------------------------------------------------------


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

İLGİ : (a) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 11 Ağustos 1996 tarihli ve A.01.0.GNS.0.l0.00.02 7/1183—3017/8052 sayılı yazısı
(b) Devlet Bakanlığının 22 Ağustos 1996 tarihli ve B.02.0.00l0/00.293 sayılı yazısı.

Gaziantep Milletvekili Ünal YAŞAR tarafından Sayın Başbakana tevcih edilen ve koordinatör Devlet Bakanlığınca tarafımdan cevaplandırılması istenilen 7/1183—3017esas sayılı Yazılı Soru Önergesinin cevabı. Ekte sunulmuştur.

Arz ederim.

Turan PAYAN
Milli Savunma Bakanı

GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ ÜNAL YAŞAR
TARAFINDAN VERİLEN 7/1183 ESAS SAYILI
YAZILI SORU ÖNERGESİNİN CEVABI

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Genelkurmay Başkanlığı ile İsrail Devleti Hükümeti Savunma Bakanlığı arasında Askeri Uçaklarla Eğitim Hakkında Anlaşma Muhtırası 18 Eylül 1995 tarihinde Ankara’da imzalanmış ve müteakiben Bakanlar Kurulunca da onaylanmış bulunmaktadır.

Anılan Muhtıra bir “Savunma İşbirliği Anlaşması” olmayıp, iki ülke Hava Kuvvetleri arasında Askeri Eğitim Alanında işbirliğini öngörmektedir.

Söz konusu işbirliğine gidilmesi ve Mutabakat Muhtırasının imzalamasının
maksadı, Türk Hava Sahasını İsrail Hava Kuvvetlerine açmak değil. Türk Hava Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını da karşılamak amacıyla, İsrail ile Askeri Eğitim Alanında karşılıklı işbirliği yapmaktadır. Eğitimlerin devamlılığı ve mütekabiliyet esasları göz önüne alındığında, İsrail Hava Kuvvetleri uçaklarının da zaman zaman l Türkiye’ye gelmeleri tabiidir. Müşterek eğitim faaliyetleri kapsamında; sadece İsrail Hava Kuvvetleri uçakları Türkiye’ye gelmemiş, aynı zamanda Türk Hava Kuvvet1eri uçakları da İsrail’e intikal ederek eğitimler yapmışlardır. Bu tür anlaşmaların ruhunda karşılıklılık ve karşılıklı yarar mevcuttur.

Türkiye’nin milli menfaatleri gereği yapılan karşılıklı eğitim işbirliğinin. Ülkesini düşünen hiç bir kimseyi rahatsız etmemesi gerektiği değerlendirilmektedir.

Bilgilerine arz ederim.

Turhan TAYAN
Milli Savunma Bakanı

--------------------------------------------------------------------------------


Muhalefetteyken, başta Erbakan olmak üzere, Refah Partililerin tamamı, siyasi terbiye tanımayan çıkışlarıyla diğer partileri “İsrail uşağı’ olmakla suçluyordu. Fakat, iktidar döneminde çok da fazla beklemeden maskeleri düşmüştü. Acaba İsrail, uşağı kimdi? İktidarları döneminde kendi girişimleriyle kanıtlanan bir gerçeğin daha altını çizmeyi yerinde görüyorum. Böylece İsrail Uşağı kimmiş, öğrenilebilsin!


--------------------------------------------------------------------------------

T. B. M. M.
TUTANAK DERGİSİ

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
ANKARA

Aşağıdaki sorumun Başbakan Necmettin ERBAKAN tarafından yazılı olarak cevaplandırılması hususunda delaletlerinizi arz ederim.

Mustafa TAŞAR
Gaziantep Milletvekili

İsrail’le yapılan Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşması’nın Türkiye’ye yarardan çok zarar getirdiği doğru mudur? Eğer doğru ise bu konuda nasıl bir işlem yapmayı düşünüyorsunuz?

Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa TAŞAR’IN Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği ve Sayın Başbakanımızın da kendileri adına Bakanlığım koordinatörlüğünde cevaplandırılması istenilen ilgi (b) yazı ekindeki yazılı Soru Önergeleri cevabı ekte sunulmuştur.

Lütfü ESENGÜN
Devlet Bakanı

T.C.
Milli Savunma Bakanlığı
Kanun : 1996/695-MD
Konu : Yazılı Soru Önergesi

Devlet Bakanlığına
(Sayın Lütfü ESENGÜN)

İlgi : Devlet Bakanlığı’nın 12.08.1996 tarihi ve B.02.0.0010/00243 sayılı yazısı

Gaziantep Milletvekili Sayın Mustafa R. TAŞAR tarafından verilen ve ilgi ile alınan 7/1133-2917 ve 7/1128-2911 esas nolu Soru Önergeleri incelenmiş, konuya ilişkin bilgiler aşağıda açıklanmıştır.

Türkiye ile İsrail arasında 23 Şubat 1996 tarihinde imzalanan “Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşması”nın iptaline ilişkin alınmış herhangi bir karar bulunmamaktadır.

Anılan Anlaşma, iki ülke arasında Askeri Eğitim İşbirliğini tesis etmeyi amaçlamakta olup, askeri eğitim kuruluşları arasında işbirliğinin prensiplerini kapsamaktadır. Bu tür anlaşmaların ruhunda karşılıklılık ve karşılıklı yarar esastır. Anlaşmanın ülkemiz çıkarları açısından yararlı olduğu değerlendirilmektedir.

Arz ederim.
Milli Savunma Bakanı Namına
Tuncer KILINÇ
Korgeneral
Müsteşar

--------------------------------------------------------------------------------

İşte bir başka ibret belgesi...

--------------------------------------------------------------------------------

T.B.M.M.

TUTANAK DERGİSİ

78 inci Birleşim
4.4.1997 Cuma

Dönem : 20 Yasama Yılı : 2


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Serbest Ticaret Alanı Anlaşması ve İlgili Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun, Tasarısı ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ve Dışişleri Komisyonları Raporları (1/570)

T.C.
Başbakanlık
Kanunlar ve Kararlar
Genel Müdürlüğü
Sayı : B.02.0.KKG/101-1124/358

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Dışişleri Bakanlığınca hazırlanan ve Başkanlığınıza arzı Bakanlar Kurulunca 27.12.1996 tarihinde kararlaştırılan “Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devletleri arasında Serbest Ticaret Alanı anlaşması ve İlgili notaların onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı” ile gerekçesi ilişikte gönderilmiştir.

Genel Kurulda ve komisyonlarda öncelik ve ivedilikle görüşülmesini arz ederim.

Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN
Başbakan

GEREKÇE

Türkiye ile İsrail arasında 14 Mart 1996 tarihinde Kudüs’te imzalanan Anlaşma “Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ve Ticaret ve Tarifeler Genel Anlaşması’nın (GATT 1994) prensipleri doğrultusunda aktolunmuş ve taraflar arasında 2000 yılına kadar serbest ticaret alanı yaratılmasını öngören tercihli bir ticaret anlaşmasıdır.

Türkiye ile İsrail Serbest Ticaret alanı (STA) anlaşması, Türkiye’nin Avrupa’da ve Akdeniz bölgesinde yaşanan ekonomik bütünleşme sürecine etkin katılımının sağlanmasını hedeflemekte, ayrıca, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında Gümrük Birliğinin ilerleyişini belirleyen 1995 sayılı Ortaklık Konseyi Kararının bir gereği olarak, dış ticaret politikasına yakınlaştırmasını öngörmektedir.

Türkiye, Avrupa ve Akdeniz bölgesinin ekonomik bütünleşme sürecine katılımı yönündeki ilk adımını, Avrupa Ekonomik Topluluğu ile 1963 yılında imzalanan Ortaklık Anlaşması ile atmış, bunu 16 Aralık 1991 tarihinde EFTA devletleri ile Serbest Ticaret Alanı Anlaşması ve son olarak Türkiye ile İsrail arasında tamamlanan STA Anlaşması izlemiştir. Ayrıca 1/95 sayılı Ortaklık konseyi Kararının hükümleri ve Türkiye’nin ticari çıkarları çerçevesinde Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovak Cumhuriyeti, Romanya, Bulgaristan, Polonya, Baltık Devletleri, Tunus, Fas, Mısır, Slovenya ve Malta ile Türkiye arasında Serbest Ticaret Alanı yaratacak Anlaşmalara ilişkin görüşmeler ve hazırlıklar sürdürülmektedir.

Türkiye ile İsrail arasında, temel olarak, Armonize Mal Tanımlama Sisteminin 25-97 nci fasılları arasında yer alan sanayi ürünlerinde bir serbest ticaret alanı yaratılmasını ve müzakereleri devam etmek üzere, başlangıç olarak bir kısmı tarım ve işlenmiş tarım ürünlerinde sınırlı taviz değişimini öngören Anlaşma hizmet ticaretinin serbestleşmesine ilişkin geliştirici hükümlere de.

--------------------------------------------------------------------------------


16 ocak 1997’de Başbakan Erbakan imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulan Kanun Tasarısı’nın tam adı şöyle: “Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Serbest Ticaret Alanı Anlaşması Ve İlgili Notaların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı”

Söz konusu Kanun Tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 4 Nisan 1997’de Refah Partililerin oylarıyla kabul edildi. 10 Nisan 1997 tarihli Resmi Gazetede de yayınlandı. Kanunun gerekçesinde ise “Türkiye ile İsrail arasında tercihli bir ticaret anlaşması yapılmak istendiği” ibaresi yer almaktaydı. Dört sayfalık Kanunun gerekçesinin son paragrafı, siyasi rakiplerini “İsrail uşağı” olmakla suçlayan Erbakan’ın gerçek yüzünü bir kez da ha ortaya çıkarıyordu: “Türkiye ile İsrail arasındaki anlaşmanın, taraflar arasındaki ticaretin geliştirilmesine ilave olarak bölgesel, ticari, ekonomik ve politik ilişkiler ile işbirliğinin geliştirilmesine önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir.”

Refah Partisi Yöneticileri ve Erbakan tarafından yıllardır eleştirilen ve düşman ilan edilen İsrail’le, sadece ekonomik ve ticari değil, aynı zamanda politik işbirliğini de geliştirmeyi hedefliyordu. İşte yıllardır Erbakan’ın popülist politikalarına basamak yaptığı İsrail olgusuna iktidardayken yaklaşımı bu şekle dönüşmüştü.

İşte tabanına karşı farklı görünüp. iktidar koltuğunu koruma endişesi içerisinde her gün partisinin muhalefette yürüttüğü politikalardan ve vaatlerinden çark eden bir siyasi hareketin panoraması... Bu portre ve zihniyetin ülkemizde sebep olduğu suni gerginlikler... Hepsinden önemlisi. sorumsuz muhalefet anlayışının, endazesiz çıkışların ve hesapsız vaatlerin iktidarda nasıl geri teptiğini göstermesi bakımından ‘Refah Partisi iktidarı, Türkiye için acı fakat, Refah Partisi’nin ve Erbakan’ın gerçek yüzünü bilmeyen insanlarımız açısındaki, Refah Partililerin maskelerinin düşmesi bakımından yaşanması faydalı bir tecrübe olarak değerlendirilmeliydi, diye düşünüyorum.
Doğrumu yanlış mı bilmiyorum paylaşmak istedim...
Olduğu gibi aktardım.
Yorum yapmadım
yanlış bişiy varsa yazarsanız öğrenmiş olalım...
arkadaşım diğer açtığın konuda iddiaların çürüyünce onu bırakıp başka konular mı açıyorsun ?

ayrıca belgelerle gerçekler bölümüne bakmanızı ısrarla tavsiye etmemize rağmen zahmet edip baksaydınız doğru mu yanlış mı olduğunu görürdünüz. çünkü aynı yazdığın yazıları başka bi arkadaş da oraya yazdı.
işte linki : http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=3592

sen başkalarının açığını aramak için çok uğraşıyorsun (siyasi olarak) ve ancak bula bula nedenleri gerekçelerle açıklanmış ya da çürütülmüş şeyleri önümüze getiriyorsun. önce belgelerle gerçekler bölümünde sahip olduğun siyasi düşünceyle ilgili belgelere bak hiç uğraşmana gerek yok ben belgeleri orada topladım hiç birine de cevap alamadım.. bazı arkadaşlar o belgelere cevap verememiş olmanın ezikliğiyle mi diyeyim yoksa vicdanlarını tatmin etmek için midir nedir böyle şeyleerle karşımıza geliyorlar.. BELGELERLE GERÇEKLER BÖLÜMÜ en önemli bölümlerden bir tanesidir ALLAH rızası için bi göz atarsanız bütün konularına iyi olur.. zira müslüman olmak yetmez şuurlu müslüman olmak gerekir..
“O” lider düşündü:

Şafak vakti uyandı.

Sabahın o sessiz ve ulvi derinliğinde kıldığı namazın ardından iki elini açarak rabbine dua etti.

Duasını bitirdikten sonra yaklaşık bir saat seccadenin üzerinden kalkmadı, tüm hayatı ve mücadelesi gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geldi, geçti.

Düşündü: “Ben kimim? Ve bu hal neyin nesi?”

Daha küçük yaşlarda arkadaşlarıyla oynadığı ‘devlet’ oyunuyla, bin yıl dünyaya hükmetmiş ama kısa bir süre önce ihanetlerle yıkılan asil bir milleti şaha kaldırmayı düşünecek kadar bir sevdaya tutulmuştu.

üniversite yıllarında iken en basit bir konuyu bile en ince ayrıntılarıyla detaylandırabilecek kıvrak bir zekaya, bilimin ‘dinsizlik’ gerektirdiği düşüncesini çürüten bir imana sahip bu bilim adamı, Almanya’da yüksek mühendis olarak çalışırken, Türkiye’de en basit makinelerin bile üretilemediğini görünce, ülkesine döndü ve arkadaşlarıyla beraber ilk fabrikayı kurdu.

Büyük Osmanlı’yı çökerten Siyonizm’in Türkiye’deki uzantısı olan İstanbul dükalığına karşı Anadolu’daki üreticiye düşük ücretle yerli sulama motoru satmaya başlayan bu bilim adamının, sadece Türkiye’yi değil, dünyayı adil bir düzene kavuşturmak için başlattığı ilk girişim “O” fabrikaydı.

‘Hasta’ bir ülkeyi tedavi için yollara düşen bu imanlı bilim adamı, mandacı sermayenin sabotajlarına rağmen aynı zamanda Türkiye’nin ilk yerli otomobili Devrim’e de imza atmıştı.
Faizci bankerlere halkın parasını dağıtan ‘O’ birliğin başına geldiğinde, Anadolu’daki üreticiye kredi vermeye başlayınca, polis zoruyla “Birlikten” uzaklaştırılmıştı.

Aslında bu uzaklaştırma farkında olmadan “O”nu halkıyla bütünleştirme girişimiydi.
Bin yıldır İslam’la yoğrulmuş bir milleti, dışarıdan ihraç edilen ve aynı merkezden yönetilen ‘sol’ ve ‘sağ’a karşı, ‘Hayır bu millet ne sağcıdır ne solcudur. Bu millet bin yıldan beri Müslümandır’ diyerek, Siyonizmin ‘sol’ ve ‘sağ’ oyununa çomak sokmuştu.

Bir bilim adamının, bir Profesörün, okuma yazma bilmeyen ama inançlı bir halkı ‘Selamünaleyküm’ diyerek selamlaması ve konuşmalarına besmele ile başlaması; yıllardır üzerlerinde uygulanan ‘dinsizlik’ projesinden bıkan bu halkı heyecanlandırmıştı.

‘Ey halkım. Siz ne sağcısınız ne solcu. Solcu da sağcı da sizi sömürüyor. çünkü ikisinin başında da bir ağa vardır. Ağanın bir oğlu solda, diğeri sağda siyaset yapıyor. Kim seçilirse seçilsin, kazanan yine ağa oluyor’ diyen bu imanlı profesör, dünya sisteminin en karmaşık ilişkilerini, sağın da solun da Siyonizm’e çıktığını yalın bir dille halkına anlatıyordu.

‘önce ahlak ve maneviyat’, ‘İnanç tekeden süt çıkarır’ sözleriyle Müslüman halkı, Türkiye’nin kurtuluşunun ancak iman ve azimle olabileceğine ikna eden 20. yüzyılın bu en büyük fikir adamı, milyonlarca inançlı ve eğitimli insan yetiştirdi. Bugün bu milyonlarca eğitimli ve aynı zamanda inançlı insan Türkiye’yi yönetiyor.

Ağır sanayi hamlesi başlatarak, ülkenin her tarafını baştan aşağı fabrikalarla donatan “O” lider, ‘Yüz bin tank üreteceğiz’ dediğinde, buna dudak büken ufku ve hayalleri bile sınırlı, feraseti kapanmış nasipsizlere “Siz bizim yaptıklarımızı hayal bile edemezsiniz” diyerek cevap vermişti.

Uğrunda mücadele ettiği kutlu davasından geri döndürülmek için önüne konan her türlü engele rağmen hiçbir zaman inandığı kutlu davasından vazgeçmedi.

1897’de Theodor Herlz’in başkanlığında toplanan Siyonizm Kongresi’nde alınan kararlardan biri de Türkiye’yi içine alacak ‘Büyük İsrail Projesi’nin 100 yıl içerisinde tamamlanmasıydı.

Yani 1997’de bu projenin tamamlanması gerekiyordu.

Ancak, ‘Eğer kafirlerin bir oyunu varsa, Allah’ın da bir oyunu vardır ve Allah kafirlerin oyununu bozar’ kuralı işledi ve Allah’ın izniyle bu imanlı profesör iş başına geldi.

Başa gelir gelmez, Siyonizm’in tüm ekonomik çarklarını kapattı ve halkına kısa sürede büyük bir refah sağladı. Ve tam Büyük İsrail kurulmak üzereyken, ortaya bir İslam Birliği çıktı.

Türkiye’yi yeniden dünyanın merkezi haline getirmek için ilk adımı attı.

O’nun “O” dev mücadelesini basit bir siyasi ve Türkiye’yle sınırlı bir fikir mücadelesi sanan ‘cüceler’, aslında O’nun dünyayı değiştirmeye çalıştığının da farkında olamayacak kadar sufli şeylerle uğraştılar ve uğraşıyorlar.

O, yasaklandı. Ama unutulmamalıdır ki, aynı zamanda Büyük İsrail de kurulamadı. Siyonizm de büyük bir darbe yedi !

Almanya’daki üniversitelerde ‘Dünyanın En Genç Profesörleri’ listesinde yer alan ve Leopar tanklarının ısı sistemini geliştiren bu imanlı bilim adamının Siyonizm’in ‘kiralıkları’ tarafından ‘tutsak’ edildi

O milyonlarca kilometre karelik dünyayı almayı kafasına koyarken, “O” nun gölgesinden korkan satılmışlar, O’nu 32 bin metrekareye hapsettiler.

Bir Alman mühendisin ‘O Almanya’nın başında olsaydı, tüm dünya Almanların olacaktı’ sözleri şimdi kulağımda çınlarken, bu ‘adi’, ‘aşağılık’ ve ‘küçük’ insanların bu kutlu insana gördüğü reva, isyan ettiriyor.

Ama eminim bu durum bile O’nun hiç umurunda değildir. çünkü O, işleyeceği zerre miskali hayrın da şerrin de hesabını Rab’bine vereceğinin şuur ve bilincindedir.

Kendisine karşı en ağır hakaretlerde bulunanları bile affedebilecek bir asilliğe sahip bu imanlı lider için, mücadele hiçbir zaman bitmeyecektir.

O yine şöyle düşündü:
” Ey halkım! Sevinin! Başlar yüksekte
Eve dönsek de sevinin, dönmesek de
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte
Yarın elbet bizim, elbet bizimdir
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir”

Tekrar düşündü: Ben kimim? Ve bu hal neyin nesi?
Ve cevapladı:
Ben inanmış bir adam.
‘Bu hal neyin nesi?’ ‘Bu hal’ Hak ile batılın mücadelesi .
Ve hep devam edecek.

Yüzündeki tatlı tebessümle “Zafer inananların olacaktır” diye içinden geçirdi.
“Hayat, iman ve mücadeleden ibarettir” diyerek; tekrar Rab’bine şükürler etti…
VAKİT / Süleyman Kaya
hocamızın ismini siyonizmle
yanyana getirenler utansın...
Referans URL