Anadolu Forum

Tam Versiyon: Zaman'ın yaygınlaşmasını niçin istiyorlar?
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın

AHMED ŞAHİN
11 Kasım 2008, Salı


'Zaman'ın tirajını neden bir milyona çıkarmaya çalışıyorlar, gazetenin tirajını yükseltmek mühim bir hizmet mi?' manasında bir soruya muhatap oldum.
Bu soruyu soranın, medyanın insanları doğruya da eğriye de yönlendirmedeki sihirli etkisinin pek farkında olmadığını düşündüm.

Bu sebeple soru sahibine diyorum ki: Gazeteyi basit bir bilgilendirme aracı sanmayın. Gazete her sabah verdiği haberlerle düşünceleri düzenler, zihinleri yönlendirir. Okuyucusunun istikametini bile değiştirebilir.

Gazete, okuyucusunun yönünü tayin eden bir pusula, istikametini işaretleyen bir ok gibidir, demek abartılı bir tarif olmaz.

Çoğu zaman sanırsınız ki, siz gazeteden ileri düşünüyor, yazı ve yorumlarının ilerisinde yol alıyorsunuz. Ne yazık ki, bu yolculuk çok sürmez. Bir müddet sonra siz de okuduğunuz gazetenin ok işaretine yönelmiş, kasıtlı yorumlarına adapte olmuş, onlar gibi düşünür hale gelmiş olursunuz.

Nitekim siz temel değerlerine bağlı, muhafazakâr, herkesi hoşgörüyle kucaklamak isteyen birisiniz. Ancak bu toplumu kucaklayıcı özelliğinizi koruyabilmeniz için okuduğunuz gazete de sizin değerlerinize değer vermeli ki, bir müddet sonra erozyon başlamış olmasın sizde. Yoksa inandığınız gazeteyi okumazsanız, okuduğunuz gazete gibi inanmaya başlarsınız da haberiniz bile olmaz bu fikir erozyonundan. Siz ne kadar, "Benim değerlerime değer vermeyenlere kuvvet vermem, teşvikte bulunmam." derseniz deyin, her sabah yaptığınız tercihlerle değerlerinizi aşağılayarak devreden çıkarmak isteyenleri fiilen destekleyip teşvik etmiş, "Devam edin ben de sizin gibi düşünüyor, sizi destekliyorum.. " demiş olursunuz.

İsterseniz bir bakın okuduğunuz mevkuteye, değer veriyor mu sizin değerlerinize? Saygı duyuyor mu vazgeçilmezlerinize? Her fırsatta aşağılamaktan geri kalıyor mu sizin değerlerinizi?

Yoksa onun değer ölçüleri çok farklı, apayrı mı? Sizin değerlerinizi çağın gerisinde kalmış bir gericilik unsuru olarak görüyor, her fırsatta dinciler, şucular bucular diye aşağılayarak gözden düşürmeye mi çalışıyor? Çocuklarınızla birlikte bakamayacağınız müstehcen resimlerle de sizi etkilemeye mi yöneliyor?

Böyleyse her gün tercihlerinizle kuvvet vermenizi ne ile izah edeceksiniz? Bunu sen her gün yapıyor, her gün destekliyorsan...

-Ben ne yazıp ne çizdiklerini öğrenmek için tercih ediyorum bunları. Bunda bir ortaklığım yok, diyorsan seni de kendileri gibi düşündürmeye başladıklarının ispatı olmaz mı bu geçersiz gerekçe?

Bence hiç eğip bükmeye gerek yok.

-Elinizdeki mevkuteniz neyse, kafanızdaki düşünceniz de odur... Ya da öyle olmaya mahkumsunuz.

Eğer devam ediyorsanız öyle olduğunuzun da ispatıdır bu ısrar. Aslında sözün özü şudur:

-İnandığınız gazeteyi okumazsanız okuduğunuz gazete gibi inanır hale gelirsiniz de haberiniz bile olmaz.

İsterseniz daha açık bir soru ile konuyu bağlayalım:

- Siz mi gazeteyi etkilersiniz, gazete mi sizi? Fikir almak için mi alırsınız gazeteyi, fikir vermek için mi?.. Siz gazeteyi etkilemez de gazete sizi etkilerse, gazeteye fikir vermez de ondan fikir alırsanız düşünmeniz gerekmez mi fikir aldıklarınızı, etkisine girdiklerinizi, değerlendirmesine değer verdiklerinizi?!

'Düşünmemiz gerekir.' diyorsunuz değil mi?

Demek ki siz de "Bizi, bizim değerlerimize değer verip toplumu topyekun kucaklayanlar düşündürmeli, diyorsunuz. İnsanımızı dinciler, laikler diye yaftalayarak cephelere bölmek isteyenleri siz de tasvip etmiyorsunuz.

İşte Zaman'ı bir milyona çıkarmak için çalışan okuyucular da aynı şeyi söylüyor.

İnsanları yaftalamadan, toplumu şucu, bucu diye cephelere ayırmadan, herkesi kendi konumunda kabul ederek kucaklayanların öne geçmeye layık olduğu mesajnı vermiş oluyorlar.

Böylece basın tarihinde birlik beraberliğimizin korunması adına bir ilke imza atmış olmanın da itibarını taşıyorlar, diyerek değerlendirmemi arz etmiş oluyorum.
-İnandığınız gazeteyi okumazsanız okuduğunuz gazete gibi inanır hale gelirsiniz de haberiniz bile olmaz.

yazarın bu düşüncesi çok güzel...
tabiki de zaman gazetesini bir kartel medyasının gazeteleriyle
aynı kefeye koyamayız ama şu hakikati de değiştiremeyiz
zaman gazetesi diyologçu bir zihniyete sahip
bunu savunuyor bunun için çalışıyor
nasıl ki misyonerlik faaliyetleri
bizler için bir tehlikeyse bu diyalog faaliyetleri de
o kadar tehlikelidir belki bu çok ağır bulunabilir
ama baktığımızda misyonerlik maalesef belki
de tamamen iyi niyetle de yapılsa bu diyolog faaliyetlerinden
besleniyor dinimizde yeri olmayan bir anlayış, 3 büyük din diye takdim edilen
semavi dinler, amerikancı ve işbirlikçi bir tutum beni zaman gazetesini
almaktan alıkoyar.....
ve ben inanmadığım bir gazeteyi okumam ki o gazete zihniyetine sahip olmayayım...
Referans URL