HaSaNTaLHa
Forum Sahibi
      
Mesaj Sayısı: 12,477
Grup: Forum Sahibi
Katılım: 13-07-2007
Nerden: Konya
Durum:
Çevrimdışı
Prestij Puanı: 41
Ruh Halim:
Takım
Teşekkür Etti 5105
4291 Mesajında 7753 Teşekkür Aldı
Açtigi Toplam Konu: 2921 Yas: 21
|
Bu kafayla nereye kadar...
Geçenlerde, bir internet sitesindeki bir habere, yapılan yorumlardan birisi, özellikle, dikkatimi çekti.
Sadece, dört kelimelik bir yorumdu bu: "İnadına bilmem ne partisi!" Başkaca hiçbir şey yazmamıştı, yorum sahibi!
Haberde, çok müspet bir takım delillerle, o partinin bir takım mensuplarının, yaptığı, önemli bir yanlıştan bahsediliyordu; daha açıkça ifade etmek gerekirse, söz konusu olan haber, açık bir yolsuzluk haberiydi ve bu fanatik vatandaş da, görevini yaparak, yolsuzluk ve adaletsizliğe böylece destek olmuş oluyordu!
Böylesi bir değerlendirmeye, doğrusu, çok şaşırdım.
Yıllar geçse de, bazı kafalar, hiç değişmiyordu, demek ki!
Birden, yıllar öncesine gidiverdi, hafızam!
1994 yılında yapılan mahalli seçimlerde, oy verme işlemi bitmiş, sandıklar açılmakta ve oylar sayılmaktadır. Merak ve heyecan had safhadadır.
Birkaç saat geçtikten sonra, aşağı yukarı, netice belli olmuş, kimin kazanacağı, artık ortaya çıkmıştır.
Bu esnada sandık mahallerini dolaşan bir arkadaşımız, ilimizin hiçbir şekilde hizmet alamamış, çöp ve çamur deryası, yollarında yürümenin mümkün olmadığı bir mahallesindeki (gerçi hala da hizmet almış değil ya) bir okulun bahçesinde, bir vatandaşın şu sözlerine şahit olur:
"Filanca parti, seçimi kazandı ya, ben, yüz sene daha, bu mahallede, çamur çiğnemeye razıyım!"
Şu lafa ve şu kafaya bakın!
O zaman, inadına şu parti ya da şu aday diyen kafanın bir benzeri, aradan bunca yıl geçtikten sonra, aynı noktada, inatla ve ısrarla durmaktadır.
Gündelik hayatımızda, bu gibi örneklere, sıkça rastladığımız da, bir vakıadır.
Sadece isimler, resimler değişmekte, ama zihniyet aynı kalmakta, aynı sakat anlayış, büyük ölçüde yerinde saymaktadır.
İşin garibi de, bunlara, bu gibilere sorsanız, onlardan daha çok memleketini seven, ülkesini düşünen de yoktur!
Zaten, memleketini çok sevdiği için böyle düşünmektedirler, bunları, o şekilde düşünmeye sevk eden, eşsiz memleket sevdalarıdır!
Ne kadar acıdır? Görüyorsunuz değil mi, insan, kendisini nelere layık görmektedir!
İnsanoğlu, iyiyi, güzeli, faydalı olanı arayacağına, bulacağına, destek olacağına, iyi, güzel ve faydalı olanın, bir yerlere gelmesi için, gayret göstereceğine, kendisini ve olduğu şüpheli kafasını, daracık kalıplara hapsedip, körü körüne neyin peşinde koşuyor?
Özelde ilimizin, genelde de tüm ülkemizin geri kalmışlığının, hizmete susamışlığının, tek mesulü, hizmetin değil, iyi, doğru, güzel ve faydalı olanın değil, bir takım partilerin ve şahısların peşinde, kör bir inatla koşturan, bu kafadaki insanlar değil midir?
Kimi, nerede, ne zaman takdir etmesi ve desteklemesi ya da eleştirmesi ve yanlışlarına dur demesi gerektiğinin farkında olmayan, böylesi sersem bir mantıktan, bu milletin hayrına, bir şey beklemek mümkün müdür?
Yüreği gerçekten ülkesi ve milleti için çarpan bir kafa, iyi, doğru, güzel ve faydalı olandan, kısacası hizmetten başka bir tarafta, bulunabilir mi?
İnsan olan değil yüz yıl, imkan varken, bir an bile, çamur çiğnemeye, çirkinlikler içinde yaşamaya razı olabilir mi?
Ve yine insan olan, particilik taassubuyla, yolsuzluk ve adaletsizliklerle, aynı safta yer alabilir mi?
İnanıyorum ki, çoğunluk, öyle bir hastalıklı kafa yapısı ile aynı düşüncede değildir.
Ya da, öyle olması gerektir!
Ancak, güzelliklere ulaşabilmek, insanca ve adil hizmetlere kavuşabilmek için, bizden sonrakilerin huzuru, refahı ve insanca geleceği için, böylesi, bağnaz ve şartlanmış kafalarla, mücadele etmemiz gerektiği de, açıktır.
Zira yüce Yaratan, bütün güzellikleri insanoğlunun istifadesine sunmuşken, kendisine ve aslında başka da insanlara, çirkinlikleri layık görenler, yaşadığı topluma, ancak fenalık yapabilirler!
Bu yüzden daha iyi, daha güzel, daha faydalı, daha doğru olanın başta siyaset olmak üzere, toplum hayatımızın her alanında, etkili olabilmesi için, bu kafanın, bu çarpık zihniyetin, ıslah edilmesi de şarttır.
Gayretimiz de, bıkmadan, usanmadan bu yönde olmalıdır!
Kazım ARSLAN - MİLLİ GAZETE
|
|