<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Anadolu Forum - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.anadolu-forum.com/</link>
		<description><![CDATA[Anadolu Forum - http://www.anadolu-forum.com]]></description>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 15:20:33 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[1 Doların Sırrı!]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6098</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 14:47:17 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6098</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın hitabet tekniği]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6097</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 14:39:59 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6097</guid>
			<description><![CDATA[Umut Bulut <br />
 <br />
 28.08.2008<br />
Milli Gazete  <br />
 <br />
 <br />
 Sınırlarınız cetvelle çizilmişse, liderleriniz de doğal olarak kartondan olacaktır. Sınırların kurşunla çizildiği vatanlarda liderlerin de o derece ağırlıklarının olması kesinlikle yadırganmamalıdır. Büyük toplumlar içerlerinden kendi büyük liderlerini çıkarırlar. Büyük lider denilince akla kitleleri harekete geçirmesini bildiği kadar, sorumluluk bilincinin gerektirdiği hassasiyetleri de gösterebilen kimseler gelir. Bir anlamda siyasetçi olmak ayrı bir özellik, devlet adamı olmak apayrı bir özelliktir. Dikkat çeken bir husus var ki; bütün büyük devlet adamları aynı zamanda büyük bir hatiptir. İyi birer hatip olmak iddiasında olanların hitabet tekniklerini bilmenin ötesinde bir şeylere de ihtiyacı vardır. Her şeyden önce lafına itibar edilir bir adam olmak lazım gelir. Siyasette adresiniz belli değilse, ne kadar güzel konuşursanız konuşun lafınıza itibar edilmez. <br />
<br />
Belli sorunlar karşısında kendi üslubunuzla ve kendi çözüm önerinizle konuşmaktan başka çareniz yoktur. Konuşma esnasında sizi başkalarından ayıran cümleler ve sloganlar kullanabilirsiniz. Konuşmalarınız hayali değil, bu dünya şartlarında ayakları yere basacak kadar gerçekçi olmalıdır. Hitabetten maksat muhatabı etkilemekse az sözlerle çok yüksek düzeyde etki uyandırmanın yollarını bulabilmelisiniz. Her şeyden önce şunu bilmeliyiz ki;  hitabet sanatında takım ruhu yoktur. Futbola değil, boksa benzer hitabet. Önce kendi kendinize torbayla çalışırsınız ringe çıktığınızda size yardımcı olacak olan da sadece kendi yumruklarınızdır.<br />
<br />
Kafanızda bir beyin fırtınasının harekete geçtiğini ve heyecan verici ateşli konuşmalar yaptığınızı hayal edersiniz.  Kelimelerin ve fikirlerin üzerinde dans ettiğinize, kafa konforunuzu yıktığınıza ve hayatta imkânsız olan her şeyi yapacağınıza kendiniz bile inanırsınız.  Unutmayalım ki;  güzel konuşmak için tabir-i caizse hitabetin kabadayısı olmak zorundayız. Kitlelere yön tayin etmek ve onların da sizin gibi düşünmesini sağlamak için elinizin altındaki en sağlam malzeme iyi bir hitabet tekniğidir. Toplum içinde etkili olabilmiş insanların en belirgin ortak özelliği hiç kuşkusuz karizmatik birer hatip olmalarıdır. Gelecekte de karizmatik hatipleri aramızdan çıkarmak istiyorsak, geçmiş tecrübemizden alabildiğince faydalanmalıyız. Kuşkusuz geçmişimizdeki parlak aynalar geleceğimizi de aydınlatır. <br />
<br />
Hitabet sanatında her şeyden önce kendimize örnek alacağımız rol modellere ihtiyacımız vardır. Türkiye'de pek çok siyasetçi ve aydının üzerinde köklü etkiler bırakmış bir lider olarak Prof. Dr Necmettin Erbakan'ın hitabet tekniğini ciddi bir biçimde ele alınıp incelenmesinin son derece faydalı olacağına inanıyorum. Belki bir kitap olacak kadar geniş bir mevzuu bir sayfaya sığdırmak mümkün değildir. Bunun yanında bazı temel başlıkların altının çizilmesinin de faydalı olacağı inancındayım. <br />
<br />
İyi bir konuşmada en önemli husus çarpıcı bir girişle başlamaktır. Vurucu cümlelerle insanların dikkatini bir anda kendi üzerine çekebilen hatipler konuşmaya iyi bir avantaj yakalayarak başlarlar. Bu ya bir fıkra olur, ya bir atasözü ya da çarpıcı bir slogan... O da olmazsa dikkat çekici bir alıntı da olabilir. Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın konuşmalarına baktığımızda görüyoruz ki; bir anda kitlenin kafasında şok etkileri bırakacak şekilde çarpıcı bir giriş yapıyor. İnsanlar ilk anda neye uğradıklarını şaşırır gibi olunca da asıl anlatmak istediği mevzuu yavaş yavaş açmaya başlar ki; hitabet tekniği açısından bu son derece başarılı sonuçlar verir. <br />
<br />
Batılı kaynaklarda  ''Humour'' diye geçen olgu Hoca'nın konuşmalarında kendini bariz bir şekilde gösterir. Humour dedikleri şey aslında bizdeki anlamıyla muhatapla hatip arasındaki soğuk duvarları kaldırıp, yerine sıcak ve samimi bir havayı yerleştirmektir. Mesela bir bakarsınız ''Sizi gidi Batı taklitçileri sizi'' diye bir lafla ortalıkta sıcak ve samimi bir hava estirir. Bu şekilde hem vermek istediği mesajı verirken, hem de ortamda tatlı bir tebessümün dolaşmasını sağlar. Başka bir konuşmada ''abooo'&#8221; diye bir bağırır ki; insanlar aralarından çıkmış bir insanın kendilerine konuşmuş olmasını son derece sıcak karşılar. Bu türden çıkışlar Anadolu insanı ile arasındaki şifreli bir yakınlaşma parolası gibidir. Belki de aynı şeyleri ciddi ve celalli bir hitabet tarzıyla söylemiş olsaydı kitle üzerinde o kadar olumlu bir etki bırakamazdı. Oysa bizim toplumumuzu yüreğinden yakalamak isteyen herkesin ''onlardan biri'' imajını mutlaka vermelidir. Topluma tepeden bakan kendini çok yükseklerde görüp herkesi aşağılayan hatiplerin bu toplumda gereken sıcak ilgiyi bulması mümkün değildir. Yunus Emre'mizin söylediği gibi ''söz ola kese savaşı'' anlayışındaki bir üslubu benimsediğimizde büyük ve derin tartışmaları hiç başlamadan bitirme şansına da sahip oluruz. <br />
<br />
Bir hitabeti askıda bırakan ve toplumla arasındaki bağı koparan en ciddi hata, ayakları yere basmayan laflar etmektir. Hayali bir takım iddialar insanların hayatında belki ilk anda hoş gelse de akl-ı selimle düşündüğünde terse tepkilere sebep olacağı da hiç kuşkusuzdur. İnsanlar daha çok kendi günlük hayatlarında birebir yaşadıkları sorunlar üzerinden düşünürler. Onun için de kendi sorunlarını dinleyip dillendiren insanlara itibar ederler. Bu gerçeği doğru bir biçimde okuyan Erbakan Hoca, insanlara bazen günlük gazetelerden alıntılar yapar, bazen de basit hesaplardan bahseder. Dikkat çekici bir nokta var ki; muhatabı her zaman aramızda yanı başımızda dolaşan ''Sakallı Hüsnü'' gibi insanlardır. Sakallı Hüsnü&#8217;ye hitap ediyor olmak ciddi bir hitabet dehasıdır. Ayakları sağlam bir yere basmayan lafları mümkün mertebe kullanmamaya çalışır ki; bakınca hemen göreceğimiz bir şey vardır. O da insanlara geçmişte yapmış olduğu başarılı hizmetleri gelecekteki yapacaklarına referans olarak gösterir. Bu da inandırıcı olması bakımından fevkalâde başarılıdır. İnsan iki kanatlı bir kuş gibidir. Hem duygusal yönü vardır hem akıl yönü. Birinden birini ihmal eden hatibin başarılı olma şansı yoktur. Erbakan Hoca bir yönüyle duyguları ve heyecanları harekete geçirirken, bir yönüyle de akılcı ayakları sağlam bir zemine basan bir metot geliştirir. Tabir-i caizse hem kalbe hem beyne dokunur. Sayıları ekonomik gerçekleri mantıklı bir biçimde izah eder. Bu da onun inandırıcılığına son derece önemli katkılar sağlar. <br />
<br />
Erbakan Hoca&#8217;nın hitabet teknikleri konusunda dikkat çeken pek çok başlıktan biri de konuşmasını bazı temel başlıklar halinde tasnif etmesidir. Bu metot pek çok İslam âliminin de metodudur. Mesela beş temel başlıkta ele aldığı konuları her birini bir parmağıyla işaretle göstererek teker teker açıklar. Sunucuların tuzak sorularıyla müdahale etmesine rağmen, bir konu bitmeden de asla başka bir konuya geçmez. Hem vücut dilini iyi kullanır, hem de konuşmasına olası müdahalelere asla izin vermez. En ince teferruatına kadar ele aldığı mevzuda konu hakkında uzman bir kafa olduğu izleniminden asla taviz vermez. Bu anlamda açıklanmaya ihtiyaç hisseden bir nokta var ki;  asla ''deplasmanda maç oynamak'' anlamına gelebilecek şekilde uzman olmadığı alanlara fazla girmemeye azami dikkat gösterir. İyi bir hatip kendi uzmanlık alanının dışında fazla kesin konuşmalar yapmamalıdır. Erbakan Hoca iyi bildiği konuları insanların zihnine çaka çaka, belki de fazlasıyla tekrar ede ede anlatır ki bu anlamda başarılı bir hitabet örneği sergiler. Konuşmanın sonunda bütün başlıkları kısaca özetleyip vurucu bir son cümleyle konuşmayı bitirir. <br />
<br />
Sonuç olarak diyebiliriz ki; sadece heyecanları kışkırtan bir hitabetin başarılı olma şansı yoktur. Bu anlamda Hoca, hem bir halk adamı görüntüsü verir, hem de ciddi bir devlet adamı kimliğinden asla taviz vermez. Türkiye siyasetinin sırrını çözmüş bir lider olarak Prof. Dr. Necmettin Erbakan'dan öğrenecek çok şeyimiz var. Öğrenmemiz gereken ilk husus, hem milli derinliği hem devlet tecrübesi olmayan kadroların bu ülkeyi bir yerden bir yere taşıyamayacağıdır. <br />
 <br />
 <br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Umut Bulut <br />
 <br />
 28.08.2008<br />
Milli Gazete  <br />
 <br />
 <br />
 Sınırlarınız cetvelle çizilmişse, liderleriniz de doğal olarak kartondan olacaktır. Sınırların kurşunla çizildiği vatanlarda liderlerin de o derece ağırlıklarının olması kesinlikle yadırganmamalıdır. Büyük toplumlar içerlerinden kendi büyük liderlerini çıkarırlar. Büyük lider denilince akla kitleleri harekete geçirmesini bildiği kadar, sorumluluk bilincinin gerektirdiği hassasiyetleri de gösterebilen kimseler gelir. Bir anlamda siyasetçi olmak ayrı bir özellik, devlet adamı olmak apayrı bir özelliktir. Dikkat çeken bir husus var ki; bütün büyük devlet adamları aynı zamanda büyük bir hatiptir. İyi birer hatip olmak iddiasında olanların hitabet tekniklerini bilmenin ötesinde bir şeylere de ihtiyacı vardır. Her şeyden önce lafına itibar edilir bir adam olmak lazım gelir. Siyasette adresiniz belli değilse, ne kadar güzel konuşursanız konuşun lafınıza itibar edilmez. <br />
<br />
Belli sorunlar karşısında kendi üslubunuzla ve kendi çözüm önerinizle konuşmaktan başka çareniz yoktur. Konuşma esnasında sizi başkalarından ayıran cümleler ve sloganlar kullanabilirsiniz. Konuşmalarınız hayali değil, bu dünya şartlarında ayakları yere basacak kadar gerçekçi olmalıdır. Hitabetten maksat muhatabı etkilemekse az sözlerle çok yüksek düzeyde etki uyandırmanın yollarını bulabilmelisiniz. Her şeyden önce şunu bilmeliyiz ki;  hitabet sanatında takım ruhu yoktur. Futbola değil, boksa benzer hitabet. Önce kendi kendinize torbayla çalışırsınız ringe çıktığınızda size yardımcı olacak olan da sadece kendi yumruklarınızdır.<br />
<br />
Kafanızda bir beyin fırtınasının harekete geçtiğini ve heyecan verici ateşli konuşmalar yaptığınızı hayal edersiniz.  Kelimelerin ve fikirlerin üzerinde dans ettiğinize, kafa konforunuzu yıktığınıza ve hayatta imkânsız olan her şeyi yapacağınıza kendiniz bile inanırsınız.  Unutmayalım ki;  güzel konuşmak için tabir-i caizse hitabetin kabadayısı olmak zorundayız. Kitlelere yön tayin etmek ve onların da sizin gibi düşünmesini sağlamak için elinizin altındaki en sağlam malzeme iyi bir hitabet tekniğidir. Toplum içinde etkili olabilmiş insanların en belirgin ortak özelliği hiç kuşkusuz karizmatik birer hatip olmalarıdır. Gelecekte de karizmatik hatipleri aramızdan çıkarmak istiyorsak, geçmiş tecrübemizden alabildiğince faydalanmalıyız. Kuşkusuz geçmişimizdeki parlak aynalar geleceğimizi de aydınlatır. <br />
<br />
Hitabet sanatında her şeyden önce kendimize örnek alacağımız rol modellere ihtiyacımız vardır. Türkiye'de pek çok siyasetçi ve aydının üzerinde köklü etkiler bırakmış bir lider olarak Prof. Dr Necmettin Erbakan'ın hitabet tekniğini ciddi bir biçimde ele alınıp incelenmesinin son derece faydalı olacağına inanıyorum. Belki bir kitap olacak kadar geniş bir mevzuu bir sayfaya sığdırmak mümkün değildir. Bunun yanında bazı temel başlıkların altının çizilmesinin de faydalı olacağı inancındayım. <br />
<br />
İyi bir konuşmada en önemli husus çarpıcı bir girişle başlamaktır. Vurucu cümlelerle insanların dikkatini bir anda kendi üzerine çekebilen hatipler konuşmaya iyi bir avantaj yakalayarak başlarlar. Bu ya bir fıkra olur, ya bir atasözü ya da çarpıcı bir slogan... O da olmazsa dikkat çekici bir alıntı da olabilir. Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın konuşmalarına baktığımızda görüyoruz ki; bir anda kitlenin kafasında şok etkileri bırakacak şekilde çarpıcı bir giriş yapıyor. İnsanlar ilk anda neye uğradıklarını şaşırır gibi olunca da asıl anlatmak istediği mevzuu yavaş yavaş açmaya başlar ki; hitabet tekniği açısından bu son derece başarılı sonuçlar verir. <br />
<br />
Batılı kaynaklarda  ''Humour'' diye geçen olgu Hoca'nın konuşmalarında kendini bariz bir şekilde gösterir. Humour dedikleri şey aslında bizdeki anlamıyla muhatapla hatip arasındaki soğuk duvarları kaldırıp, yerine sıcak ve samimi bir havayı yerleştirmektir. Mesela bir bakarsınız ''Sizi gidi Batı taklitçileri sizi'' diye bir lafla ortalıkta sıcak ve samimi bir hava estirir. Bu şekilde hem vermek istediği mesajı verirken, hem de ortamda tatlı bir tebessümün dolaşmasını sağlar. Başka bir konuşmada ''abooo'&#8221; diye bir bağırır ki; insanlar aralarından çıkmış bir insanın kendilerine konuşmuş olmasını son derece sıcak karşılar. Bu türden çıkışlar Anadolu insanı ile arasındaki şifreli bir yakınlaşma parolası gibidir. Belki de aynı şeyleri ciddi ve celalli bir hitabet tarzıyla söylemiş olsaydı kitle üzerinde o kadar olumlu bir etki bırakamazdı. Oysa bizim toplumumuzu yüreğinden yakalamak isteyen herkesin ''onlardan biri'' imajını mutlaka vermelidir. Topluma tepeden bakan kendini çok yükseklerde görüp herkesi aşağılayan hatiplerin bu toplumda gereken sıcak ilgiyi bulması mümkün değildir. Yunus Emre'mizin söylediği gibi ''söz ola kese savaşı'' anlayışındaki bir üslubu benimsediğimizde büyük ve derin tartışmaları hiç başlamadan bitirme şansına da sahip oluruz. <br />
<br />
Bir hitabeti askıda bırakan ve toplumla arasındaki bağı koparan en ciddi hata, ayakları yere basmayan laflar etmektir. Hayali bir takım iddialar insanların hayatında belki ilk anda hoş gelse de akl-ı selimle düşündüğünde terse tepkilere sebep olacağı da hiç kuşkusuzdur. İnsanlar daha çok kendi günlük hayatlarında birebir yaşadıkları sorunlar üzerinden düşünürler. Onun için de kendi sorunlarını dinleyip dillendiren insanlara itibar ederler. Bu gerçeği doğru bir biçimde okuyan Erbakan Hoca, insanlara bazen günlük gazetelerden alıntılar yapar, bazen de basit hesaplardan bahseder. Dikkat çekici bir nokta var ki; muhatabı her zaman aramızda yanı başımızda dolaşan ''Sakallı Hüsnü'' gibi insanlardır. Sakallı Hüsnü&#8217;ye hitap ediyor olmak ciddi bir hitabet dehasıdır. Ayakları sağlam bir yere basmayan lafları mümkün mertebe kullanmamaya çalışır ki; bakınca hemen göreceğimiz bir şey vardır. O da insanlara geçmişte yapmış olduğu başarılı hizmetleri gelecekteki yapacaklarına referans olarak gösterir. Bu da inandırıcı olması bakımından fevkalâde başarılıdır. İnsan iki kanatlı bir kuş gibidir. Hem duygusal yönü vardır hem akıl yönü. Birinden birini ihmal eden hatibin başarılı olma şansı yoktur. Erbakan Hoca bir yönüyle duyguları ve heyecanları harekete geçirirken, bir yönüyle de akılcı ayakları sağlam bir zemine basan bir metot geliştirir. Tabir-i caizse hem kalbe hem beyne dokunur. Sayıları ekonomik gerçekleri mantıklı bir biçimde izah eder. Bu da onun inandırıcılığına son derece önemli katkılar sağlar. <br />
<br />
Erbakan Hoca&#8217;nın hitabet teknikleri konusunda dikkat çeken pek çok başlıktan biri de konuşmasını bazı temel başlıklar halinde tasnif etmesidir. Bu metot pek çok İslam âliminin de metodudur. Mesela beş temel başlıkta ele aldığı konuları her birini bir parmağıyla işaretle göstererek teker teker açıklar. Sunucuların tuzak sorularıyla müdahale etmesine rağmen, bir konu bitmeden de asla başka bir konuya geçmez. Hem vücut dilini iyi kullanır, hem de konuşmasına olası müdahalelere asla izin vermez. En ince teferruatına kadar ele aldığı mevzuda konu hakkında uzman bir kafa olduğu izleniminden asla taviz vermez. Bu anlamda açıklanmaya ihtiyaç hisseden bir nokta var ki;  asla ''deplasmanda maç oynamak'' anlamına gelebilecek şekilde uzman olmadığı alanlara fazla girmemeye azami dikkat gösterir. İyi bir hatip kendi uzmanlık alanının dışında fazla kesin konuşmalar yapmamalıdır. Erbakan Hoca iyi bildiği konuları insanların zihnine çaka çaka, belki de fazlasıyla tekrar ede ede anlatır ki bu anlamda başarılı bir hitabet örneği sergiler. Konuşmanın sonunda bütün başlıkları kısaca özetleyip vurucu bir son cümleyle konuşmayı bitirir. <br />
<br />
Sonuç olarak diyebiliriz ki; sadece heyecanları kışkırtan bir hitabetin başarılı olma şansı yoktur. Bu anlamda Hoca, hem bir halk adamı görüntüsü verir, hem de ciddi bir devlet adamı kimliğinden asla taviz vermez. Türkiye siyasetinin sırrını çözmüş bir lider olarak Prof. Dr. Necmettin Erbakan'dan öğrenecek çok şeyimiz var. Öğrenmemiz gereken ilk husus, hem milli derinliği hem devlet tecrübesi olmayan kadroların bu ülkeyi bir yerden bir yere taşıyamayacağıdır. <br />
 <br />
 <br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ademoğlu]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6096</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 13:33:01 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6096</guid>
			<description><![CDATA[Bir zerresin şu eşsiz, koca kâinatta.<br />
Nereden geldiğini bil insanoğlu,<br />
Hammadden bastığın toprakta,<br />
Neyden yaratıldığını bil âdemoğlu.<br />
<br />
Doğan ölür, gelen gider, kalmaz burada.<br />
Bakî yoktur, Rabb&#8217;ten başka.<br />
Nankörlük etme, aslını bilerek yaşa,<br />
Gideceğin yer belli,<br />
Aklını başına al âdemoğlu.<br />
<br />
Bir oyun ve eğlencedir dünya,<br />
Sakın aldanmayasın nefs-i hevaya,<br />
Sen kulluğunu et Rahmana,<br />
Yeme, içme, bakma harama.<br />
Haydi, ağla günahlarına,<br />
Bugün ağla, ahrette gül âdemoğlu.<br />
<br />
Övünme malınla mülkünle,<br />
Güvenme oğluna, kızına,<br />
İlminle asla hocalık satma,<br />
Deme sakın var mı ben gibi,<br />
Unutma, yoktan yaratıldı her şey sen gibi,<br />
Hiç olmazsa şeytandan ibret al âdemoğlu.<br />
<br />
İmtihan için geldin dünyaya,<br />
İbadet için yaratıldın Allah&#8217;a,<br />
Yolun uzun, durma, devam et cihada,<br />
Alacağın nefes belli, gideceğin yer,<br />
Müslüman gibi yaşa, yaşamazsan öl insanoğlu&#8230;<br />
		]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir zerresin şu eşsiz, koca kâinatta.<br />
Nereden geldiğini bil insanoğlu,<br />
Hammadden bastığın toprakta,<br />
Neyden yaratıldığını bil âdemoğlu.<br />
<br />
Doğan ölür, gelen gider, kalmaz burada.<br />
Bakî yoktur, Rabb&#8217;ten başka.<br />
Nankörlük etme, aslını bilerek yaşa,<br />
Gideceğin yer belli,<br />
Aklını başına al âdemoğlu.<br />
<br />
Bir oyun ve eğlencedir dünya,<br />
Sakın aldanmayasın nefs-i hevaya,<br />
Sen kulluğunu et Rahmana,<br />
Yeme, içme, bakma harama.<br />
Haydi, ağla günahlarına,<br />
Bugün ağla, ahrette gül âdemoğlu.<br />
<br />
Övünme malınla mülkünle,<br />
Güvenme oğluna, kızına,<br />
İlminle asla hocalık satma,<br />
Deme sakın var mı ben gibi,<br />
Unutma, yoktan yaratıldı her şey sen gibi,<br />
Hiç olmazsa şeytandan ibret al âdemoğlu.<br />
<br />
İmtihan için geldin dünyaya,<br />
İbadet için yaratıldın Allah&#8217;a,<br />
Yolun uzun, durma, devam et cihada,<br />
Alacağın nefes belli, gideceğin yer,<br />
Müslüman gibi yaşa, yaşamazsan öl insanoğlu&#8230;<br />
		]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yaşamakta olduğumuz hayatta ne kadar kendimizin?]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6095</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 03:24:31 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6095</guid>
			<description><![CDATA[Kimliğimize sahip miyiz? Yaşamakta olduğumuz hayatta ne kadar kendimizin? Ya da ne kadar başkalarının bize yakıştırdığı, olmamızı istediği, görmek istediği kişilikleriz?<br />
<br />
Sahi bizim bir kimlik tercihimiz var mı? Varsa eğer, bu tercih Rabbimiz&#8217;e ezelde verdiğimiz &#8220;söz&#8221; üzere mi? Ya da böyle bir tercihin doğruluğunu biliyoruz da, rengimizi, boyamızı, makyajımızı değiştirerek bizi biz olmaktan mı çıkardılar? Hadi böyle bir mazerete sığındık diyelim, tekrar kendimiz olmamak için mazeretimiz ne? Yoksa kalbimizi de mi yitirdik?<br />
Hiç mümkün değil ama bir an için biz kendimizden vazgeçtik diyelim, ya can parçamız çocuklarımız?! Onlar kim, neler okuyorlar; aralarında neler konuşuyorlar, neler öğreniyorlar? Kahramanları, sevdikleri, özendikleri şahsiyetler kimler? Dinini, tarihini, kültürünü, yani bizi biz yapan unsurları ne kadar biliyorlar? Hiç merak ettik mi?<br />
Sahi, çocuğumuzla en son ne zaman konuşmuştuk? Neler konuşmuştuk? Annelik ilmini kimlerden tahsil ediyorlar? Hayata bakışlarını kimler şekillendiyor?<br />
<br />
Hepsinden önemlisi çocuklarımız bize mi ait? Yoksa onları elimizden kapıp kopardılar mı? <br />
<br />
&#8220;Ey inananlar! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyun&#8221; (Tahrim/6) ilâhî ihtarını en son ne zaman düşünmüştük?<br />
<br />
Kul olarak, fert olarak, neye, ne şekilde, ne kadar inandığımızın sorgulamasını yapıyor muyuz? Hani Hz. Ömer Efendimiz&#8217;in, &#8220;Bugün ALLAH için ne yaptın&#8221; diye her gün nefsini sorguladığı gibi, kaçımız akşam yatağa yatmadan nefsini sorgulama cesaretini ve babayiğitliğini gösterebiliyor?<br />
<br />
Akşamdan söz ettik; akşamları televizyonun önünde saatlerce oturduktan sonra kan çanağına dönmüş gözlerle, hantallaşmış vücut ve tükenmiş bir ruh haliyle alelacele kılınan namazlarla ALLAH&#8217;a yaklaşmamız sahi ne derece mümkün? <br />
<br />
Biz televizyon karşısında kendimizi öldürürken, özenle dizdiğimiz kitapların, dergilerin, gönlü aç bekleyen evlad u iyalimizin hüznünü de mi hissetmiyoruz? Yoksa hislerimizi de mi öldürdük?<br />
<br />
Kainatın Efendisi, varlık nurunun ta kendisiyle münasebetlerimiz nasıl? Bugün aramıza dönse, evimizde, sokağımızda, caddemizde, şehrimizde ona iftiharla gösterebilecek nelerimiz var? Onun vasıtasıyla bize ulaşan ilâhî mesaj kalbimizde ne kadar yankı buluyor? Hakkı batıla karıştırıp bile bile gizliyor muyuz? (Bakara/42) Yoksa &#8220;kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar edenler&#8221; (Bakara/85) gibi mi davranıyoruz?<br />
<br />
Camiyle cemaatle ilişkilerimiz nasıl? Bir tarağın dişleri gibi omuz omuza mıyız, yoksa her birimiz aynı safta ama ayrı alemlerde mi geziyoruz?<br />
<br />
Sorular, sorular, sorular&#8230; Sorulanlar, sorulamayanların yanında bir hiç. Yazılanlar, akla bir çırpıda geliverenler. Zihnini çalıştırmak, olayları ve yaşadığımız hayatın gerçek yüzünü, arka plânını görmek isteyenlerin kendine sorabileceği basit sorular bunlar. Yaşadığımız hayatın, pek gözüktüğü gibi olmadığının farkına varabilememizin anahtarı sorular. Hani merhum Necip Fazıl diyor ya;<br />
<br />
Bir alem ki, gökler boru içinde!<br />
Akıl, olmazların zoru içinde.<br />
Üstüste sorular soru içinde<br />
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?<br />
<br />
Rabbanî ne kadar güzellik ve ne kadar ulvî değerimiz varsa, hayatın izbe bir kuytusunda, ayaklar altında. Tarihimiz, kültürümüz, dilimiz, dinimiz, musikimiz, geleneklerimiz adına ne varsa yerle bir.<br />
<br />
İşin garibi, arada bir &#8220;durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak!&#8221; diye feryat edenler, aldatılmaya, köleleştirilmeye karşı haykıranlar, önce köleler tarafından susturuluyorlar. &#8216;Sus, karışma, konuşma!.. Oysa hakikat?.. Ah hakikat!&#8230; Ortaçağın kölelik zincirleri artık boyunlarda, ayaklarda değil; zihinlerde, beyinlerde ve ruhlarda.<br />
<br />
Artık tarihin büyük haçlı seferleri yok. Ama o zihniyet, satın aldıkları kalemler ve kameralar ile topyekûn bir saldırı içinde. Artık yüzbinlerce haçlı kutsal mekânları kurtarmak adına yollara dökülmüyor. Çünkü buna gerek yok. Nasıl mı? İşte küçük bir bilgi notu:<br />
<br />
Amerika&#8217;da bir şahsın masraflarını karşılayarak bastırıp, ücretsiz dağıttığı Hıristiyanlık propaganda dergisi &#8220;The Plain Truth&#8221;un tam 8.500.000 tirajı var. Dünyada sayıları bir milyonu geçmeyen &#8220;Yehova Şahitleri&#8221;nin propagandalarını anlatan kitapları ortalama 80 milyon tiraj yapıyor ve 95 dilde basılıyor. Yine aynı grubun dergileri 54 dilde 8 milyon basılıyor. Hollandalı bir işadamı, 100 milyon İncil bastırıp, gönüllü misyonerler vasıtasıyla dünyanın çeşitli ülkelerinde ücretsiz dağıttırmış. Dünya Kiliseler Birliği&#8217;nin Güney Afrika&#8217;da dağıttığı İncil adedi 800 bin. Afrika&#8217;da misyonerlere ait 422 helikopter, 700 geçici hastane, 200&#8217;den fazla radyo istasyonu bulunuyor&#8230;<br />
]Biz ise&#8230; &#8220;Din ALLAH&#8217;ın; O dinini korur!&#8221; hükm-ü ilâhîsi ile teselli buluyoruz. Elbette din O&#8217;nun ve mutlaka O koruyacak. Amenna&#8230; Peki ya biz?.. Biz kendimizi koruyabiliyor muyuz? Biz kendimiz olmadıkça, hakikatlarımızı hayatımızdan kovdukça, bizi kim ve niçin koruyacak? &#8220;İnsan için kendi çabasının karşılığından başka bir şey yoktur&#8221; (Necm/39) fermanını ne çabuk unuttuk?<br />
...<br />
<br />
Kimin kalbinde ALLAH varsa onun muiyni (yardımcısı) ALLAHtır!<br />
Kimin kalbinde ALLAHtan gayrisi varsa onun hasmı ALLAHtır!<br />
KALBİ ALLAH'LA DOLU OLANLARA SELAM OLSUN<br />
alıntı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kimliğimize sahip miyiz? Yaşamakta olduğumuz hayatta ne kadar kendimizin? Ya da ne kadar başkalarının bize yakıştırdığı, olmamızı istediği, görmek istediği kişilikleriz?<br />
<br />
Sahi bizim bir kimlik tercihimiz var mı? Varsa eğer, bu tercih Rabbimiz&#8217;e ezelde verdiğimiz &#8220;söz&#8221; üzere mi? Ya da böyle bir tercihin doğruluğunu biliyoruz da, rengimizi, boyamızı, makyajımızı değiştirerek bizi biz olmaktan mı çıkardılar? Hadi böyle bir mazerete sığındık diyelim, tekrar kendimiz olmamak için mazeretimiz ne? Yoksa kalbimizi de mi yitirdik?<br />
Hiç mümkün değil ama bir an için biz kendimizden vazgeçtik diyelim, ya can parçamız çocuklarımız?! Onlar kim, neler okuyorlar; aralarında neler konuşuyorlar, neler öğreniyorlar? Kahramanları, sevdikleri, özendikleri şahsiyetler kimler? Dinini, tarihini, kültürünü, yani bizi biz yapan unsurları ne kadar biliyorlar? Hiç merak ettik mi?<br />
Sahi, çocuğumuzla en son ne zaman konuşmuştuk? Neler konuşmuştuk? Annelik ilmini kimlerden tahsil ediyorlar? Hayata bakışlarını kimler şekillendiyor?<br />
<br />
Hepsinden önemlisi çocuklarımız bize mi ait? Yoksa onları elimizden kapıp kopardılar mı? <br />
<br />
&#8220;Ey inananlar! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyun&#8221; (Tahrim/6) ilâhî ihtarını en son ne zaman düşünmüştük?<br />
<br />
Kul olarak, fert olarak, neye, ne şekilde, ne kadar inandığımızın sorgulamasını yapıyor muyuz? Hani Hz. Ömer Efendimiz&#8217;in, &#8220;Bugün ALLAH için ne yaptın&#8221; diye her gün nefsini sorguladığı gibi, kaçımız akşam yatağa yatmadan nefsini sorgulama cesaretini ve babayiğitliğini gösterebiliyor?<br />
<br />
Akşamdan söz ettik; akşamları televizyonun önünde saatlerce oturduktan sonra kan çanağına dönmüş gözlerle, hantallaşmış vücut ve tükenmiş bir ruh haliyle alelacele kılınan namazlarla ALLAH&#8217;a yaklaşmamız sahi ne derece mümkün? <br />
<br />
Biz televizyon karşısında kendimizi öldürürken, özenle dizdiğimiz kitapların, dergilerin, gönlü aç bekleyen evlad u iyalimizin hüznünü de mi hissetmiyoruz? Yoksa hislerimizi de mi öldürdük?<br />
<br />
Kainatın Efendisi, varlık nurunun ta kendisiyle münasebetlerimiz nasıl? Bugün aramıza dönse, evimizde, sokağımızda, caddemizde, şehrimizde ona iftiharla gösterebilecek nelerimiz var? Onun vasıtasıyla bize ulaşan ilâhî mesaj kalbimizde ne kadar yankı buluyor? Hakkı batıla karıştırıp bile bile gizliyor muyuz? (Bakara/42) Yoksa &#8220;kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar edenler&#8221; (Bakara/85) gibi mi davranıyoruz?<br />
<br />
Camiyle cemaatle ilişkilerimiz nasıl? Bir tarağın dişleri gibi omuz omuza mıyız, yoksa her birimiz aynı safta ama ayrı alemlerde mi geziyoruz?<br />
<br />
Sorular, sorular, sorular&#8230; Sorulanlar, sorulamayanların yanında bir hiç. Yazılanlar, akla bir çırpıda geliverenler. Zihnini çalıştırmak, olayları ve yaşadığımız hayatın gerçek yüzünü, arka plânını görmek isteyenlerin kendine sorabileceği basit sorular bunlar. Yaşadığımız hayatın, pek gözüktüğü gibi olmadığının farkına varabilememizin anahtarı sorular. Hani merhum Necip Fazıl diyor ya;<br />
<br />
Bir alem ki, gökler boru içinde!<br />
Akıl, olmazların zoru içinde.<br />
Üstüste sorular soru içinde<br />
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?<br />
<br />
Rabbanî ne kadar güzellik ve ne kadar ulvî değerimiz varsa, hayatın izbe bir kuytusunda, ayaklar altında. Tarihimiz, kültürümüz, dilimiz, dinimiz, musikimiz, geleneklerimiz adına ne varsa yerle bir.<br />
<br />
İşin garibi, arada bir &#8220;durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak!&#8221; diye feryat edenler, aldatılmaya, köleleştirilmeye karşı haykıranlar, önce köleler tarafından susturuluyorlar. &#8216;Sus, karışma, konuşma!.. Oysa hakikat?.. Ah hakikat!&#8230; Ortaçağın kölelik zincirleri artık boyunlarda, ayaklarda değil; zihinlerde, beyinlerde ve ruhlarda.<br />
<br />
Artık tarihin büyük haçlı seferleri yok. Ama o zihniyet, satın aldıkları kalemler ve kameralar ile topyekûn bir saldırı içinde. Artık yüzbinlerce haçlı kutsal mekânları kurtarmak adına yollara dökülmüyor. Çünkü buna gerek yok. Nasıl mı? İşte küçük bir bilgi notu:<br />
<br />
Amerika&#8217;da bir şahsın masraflarını karşılayarak bastırıp, ücretsiz dağıttığı Hıristiyanlık propaganda dergisi &#8220;The Plain Truth&#8221;un tam 8.500.000 tirajı var. Dünyada sayıları bir milyonu geçmeyen &#8220;Yehova Şahitleri&#8221;nin propagandalarını anlatan kitapları ortalama 80 milyon tiraj yapıyor ve 95 dilde basılıyor. Yine aynı grubun dergileri 54 dilde 8 milyon basılıyor. Hollandalı bir işadamı, 100 milyon İncil bastırıp, gönüllü misyonerler vasıtasıyla dünyanın çeşitli ülkelerinde ücretsiz dağıttırmış. Dünya Kiliseler Birliği&#8217;nin Güney Afrika&#8217;da dağıttığı İncil adedi 800 bin. Afrika&#8217;da misyonerlere ait 422 helikopter, 700 geçici hastane, 200&#8217;den fazla radyo istasyonu bulunuyor&#8230;<br />
]Biz ise&#8230; &#8220;Din ALLAH&#8217;ın; O dinini korur!&#8221; hükm-ü ilâhîsi ile teselli buluyoruz. Elbette din O&#8217;nun ve mutlaka O koruyacak. Amenna&#8230; Peki ya biz?.. Biz kendimizi koruyabiliyor muyuz? Biz kendimiz olmadıkça, hakikatlarımızı hayatımızdan kovdukça, bizi kim ve niçin koruyacak? &#8220;İnsan için kendi çabasının karşılığından başka bir şey yoktur&#8221; (Necm/39) fermanını ne çabuk unuttuk?<br />
...<br />
<br />
Kimin kalbinde ALLAH varsa onun muiyni (yardımcısı) ALLAHtır!<br />
Kimin kalbinde ALLAHtan gayrisi varsa onun hasmı ALLAHtır!<br />
KALBİ ALLAH'LA DOLU OLANLARA SELAM OLSUN<br />
alıntı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[AÇIN ELLERİNİZİ DUA&#8217;YA...]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6094</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 03:04:51 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6094</guid>
			<description><![CDATA[''ALLAH'IN AZABI PEK ŞİDDETLİDİR''<br />
<br />
AÇIN... AÇIN... AÇIN ELLERİNİZİ!<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
UYARIYORUZ!<br />
<br />
ALLAH&#8217;IN AZABINI HATIRLATIYORUZ!<br />
<br />
ÜZERİMİZDE KARA BULUTLAR DOLAŞIYOR...<br />
<br />
BÜYÜK FELAKETLER KAPIMIZIN ÖNÜNDE SIRASINI BEKLİYOR...<br />
<br />
GÖK...HOMURDANIYOR!<br />
<br />
YER... AYAĞIMIZIN ALTINDAN KAYIYOR!<br />
<br />
BİZLER İSE HALA GAFLET İÇERİSİNDEYİZ, UYKUDAYIZ... BOŞ ŞEYLERLE UĞRAŞIYORUZ.<br />
<br />
İNSANLARIN SURATI ASIK... ÇEVRENİZE BİR BAKINIZ, HERKES BİRER BUNALIM, BİRER STRES YUVASI OLMUŞ... HUZURU KAYBETMİŞ.<br />
<br />
MÜSLÜMANLAR! KENDİNİZE GELİNİZ...<br />
<br />
ZAMAN; AHİR ZAMAN&#8217;DIR...<br />
<br />
ZAMAN; ALLAH&#8217;A DÖNÜŞ ZAMANI&#8217;DIR...<br />
<br />
ZAMAN; TEVBE VE İSTİĞFAR ZAMANI&#8217;DIR...<br />
<br />
&#8216;&#8217;KENDİNİZİ VE AİLENİZİ YAKITI İNSANLAR VE TAŞLAR OLAN CEHENNEM ATEŞİNDEN KORUYUNUZ&#8217;&#8217; (TAHRİM, 6)<br />
<br />
İYİLİĞİ EMREDİP, KÖTÜLÜKLERDEN SAKINDIRMAK İÇİN GAYRET EDİNİZ!<br />
<br />
ALLAH&#8217;I ve UYKULARI KAÇIRAN ÖLÜMÜ AKLINIZDAN ÇIKARMAYINIZ!<br />
<br />
ETRAFINIZA MERHAMET EDİNİZ Kİ; ALLAH&#8217;TA SİZE MERHAMET ETSİN...<br />
<br />
HELALLERE ve HARAMLARA DİKKAT EDİNİZ!<br />
<br />
&#8216;&#8217;SADAKALAR; BELÂ VE MUSİBETLERİ YOK EDER...&#8217;&#8217; SADAKALARI ÇOĞALTINIZ!<br />
<br />
EVLERİNİZİ, ALLAH&#8217;IN ÂYETLERİNE UYARAK NÛRLANDIRINIZ.<br />
<br />
HAYATINIZI, PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZ (s.a.v)&#8217;in GÖSTERDİĞİ YOLDA GİDEREK GÜZELLEŞTİRİNİZ, GERÇEK HUZURA VE KURTULUŞA;<br />
<br />
ANCAK İSLAMI, HAYATIMIZIN HER SAFHASINDA YAŞAYARAK ULAŞACAĞIMIZI UNUTMAYINIZ.<br />
<br />
EVLERİNİZE VE AİLENİZE SAHİP ÇIKINIZ!<br />
<br />
EN BÜYÜK SERMÂYENİZ OLAN ÖMRÜNÜZÜ TELEVİZYON KARŞISINDA TÜKETMEYİNİZ! HER AN ZEHİR AKITAN TELEVİZYON PROGRAMLARI SİZİ CEHENNEME SÜRÜKLEMESİN!<br />
<br />
DİKKAT EDİNİZ! YARIN HESABINI VEREMEZSİNİZ...<br />
<br />
FELÂKETLER TEPEMİZDE KOL GEZİYOR...<br />
<br />
UNUTMAYINIZ Kİ;<br />
<br />
&#8216;&#8217;ALLAH&#8217;IN AZABI PEK ŞİDDETLİDİR!&#8217;&#8217;<br />
<br />
VAKİT GEÇ OLMADAN KENDİNİZE GELİNİZ, SAMİMİ OLARAK ALLAH (c.c)&#8217;tan BAĞIŞLANMAYI DİLEYİNİZ! BAŞKA KAPI YOK...<br />
<br />
AÇIN ELLERİNİZİ MEVLA&#8217;YA...<br />
<br />
AÇIN ELLERİNİZİ DUA&#8217;YA...<br />
<br />
AÇIN ELLERİNİZİ RAHMETE...<br />
<br />
AÇIN... AÇIN...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[''ALLAH'IN AZABI PEK ŞİDDETLİDİR''<br />
<br />
AÇIN... AÇIN... AÇIN ELLERİNİZİ!<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
UYARIYORUZ!<br />
<br />
ALLAH&#8217;IN AZABINI HATIRLATIYORUZ!<br />
<br />
ÜZERİMİZDE KARA BULUTLAR DOLAŞIYOR...<br />
<br />
BÜYÜK FELAKETLER KAPIMIZIN ÖNÜNDE SIRASINI BEKLİYOR...<br />
<br />
GÖK...HOMURDANIYOR!<br />
<br />
YER... AYAĞIMIZIN ALTINDAN KAYIYOR!<br />
<br />
BİZLER İSE HALA GAFLET İÇERİSİNDEYİZ, UYKUDAYIZ... BOŞ ŞEYLERLE UĞRAŞIYORUZ.<br />
<br />
İNSANLARIN SURATI ASIK... ÇEVRENİZE BİR BAKINIZ, HERKES BİRER BUNALIM, BİRER STRES YUVASI OLMUŞ... HUZURU KAYBETMİŞ.<br />
<br />
MÜSLÜMANLAR! KENDİNİZE GELİNİZ...<br />
<br />
ZAMAN; AHİR ZAMAN&#8217;DIR...<br />
<br />
ZAMAN; ALLAH&#8217;A DÖNÜŞ ZAMANI&#8217;DIR...<br />
<br />
ZAMAN; TEVBE VE İSTİĞFAR ZAMANI&#8217;DIR...<br />
<br />
&#8216;&#8217;KENDİNİZİ VE AİLENİZİ YAKITI İNSANLAR VE TAŞLAR OLAN CEHENNEM ATEŞİNDEN KORUYUNUZ&#8217;&#8217; (TAHRİM, 6)<br />
<br />
İYİLİĞİ EMREDİP, KÖTÜLÜKLERDEN SAKINDIRMAK İÇİN GAYRET EDİNİZ!<br />
<br />
ALLAH&#8217;I ve UYKULARI KAÇIRAN ÖLÜMÜ AKLINIZDAN ÇIKARMAYINIZ!<br />
<br />
ETRAFINIZA MERHAMET EDİNİZ Kİ; ALLAH&#8217;TA SİZE MERHAMET ETSİN...<br />
<br />
HELALLERE ve HARAMLARA DİKKAT EDİNİZ!<br />
<br />
&#8216;&#8217;SADAKALAR; BELÂ VE MUSİBETLERİ YOK EDER...&#8217;&#8217; SADAKALARI ÇOĞALTINIZ!<br />
<br />
EVLERİNİZİ, ALLAH&#8217;IN ÂYETLERİNE UYARAK NÛRLANDIRINIZ.<br />
<br />
HAYATINIZI, PEYGAMBERİMİZ EFENDİMİZ (s.a.v)&#8217;in GÖSTERDİĞİ YOLDA GİDEREK GÜZELLEŞTİRİNİZ, GERÇEK HUZURA VE KURTULUŞA;<br />
<br />
ANCAK İSLAMI, HAYATIMIZIN HER SAFHASINDA YAŞAYARAK ULAŞACAĞIMIZI UNUTMAYINIZ.<br />
<br />
EVLERİNİZE VE AİLENİZE SAHİP ÇIKINIZ!<br />
<br />
EN BÜYÜK SERMÂYENİZ OLAN ÖMRÜNÜZÜ TELEVİZYON KARŞISINDA TÜKETMEYİNİZ! HER AN ZEHİR AKITAN TELEVİZYON PROGRAMLARI SİZİ CEHENNEME SÜRÜKLEMESİN!<br />
<br />
DİKKAT EDİNİZ! YARIN HESABINI VEREMEZSİNİZ...<br />
<br />
FELÂKETLER TEPEMİZDE KOL GEZİYOR...<br />
<br />
UNUTMAYINIZ Kİ;<br />
<br />
&#8216;&#8217;ALLAH&#8217;IN AZABI PEK ŞİDDETLİDİR!&#8217;&#8217;<br />
<br />
VAKİT GEÇ OLMADAN KENDİNİZE GELİNİZ, SAMİMİ OLARAK ALLAH (c.c)&#8217;tan BAĞIŞLANMAYI DİLEYİNİZ! BAŞKA KAPI YOK...<br />
<br />
AÇIN ELLERİNİZİ MEVLA&#8217;YA...<br />
<br />
AÇIN ELLERİNİZİ DUA&#8217;YA...<br />
<br />
AÇIN ELLERİNİZİ RAHMETE...<br />
<br />
AÇIN... AÇIN...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türkiye Halkı Aptal ve Salak mıdır?]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6093</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 02:35:43 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6093</guid>
			<description><![CDATA[Bazılarının dediği gibi Türkiye halkı geri zekâlı, aptal ve salak mıdır?<br />
Kesinlikle değildir. Ancak bu cevabın bir &#8220;lâkiiin&#8221;i vardır.<br />
Kötü ideoloji, kötü eğitim, bozuk toplum, şerir medya ve daha bir sürü fenalık halkımızın bir kısmını sersemletmiş, akılsız hale getirmiştir.<br />
<br />
Dünyanın en akıllı, en zeki (akıl ile zekâ arasında ince farklar vardır), en firasetli çocuğunu uyuşturucu, içki, seks, bâtıl inançlar, peşin fikirler, çeşit çeşit beyin yıkamalar, ideolojik radyasyonlar, ahlâkdışı eğlenceler ile birkaç sene içinde dünyanın en aptal, en sersem, en şaşkın, en salak, en terbiyesiz, en karaktersiz zombisi, canlı cenazesi haline getirebilirsiniz.<br />
<br />
Türkiye&#8217;nin kaç nesli (kuşağı) kasıtlı olarak cahil bırakılmıştır.<br />
<br />
Kasıtlı olarak ahlâksız ve karaktersiz yapılmak istenmiştir.<br />
<br />
Kasıtlı olarak uyuşturucuya alıştırılmıştır.<br />
<br />
Kasıtlı olarak seks manyağı yapılmıştır.<br />
<br />
Rahmetli Profesör Mümtaz Turhan, cahilleri ikiye ayırırdı:<br />
<br />
1. Okula gitmemiş, okuma yazma bilmeyen cahiller.<br />
<br />
2. Okula gidip okuma yazma öğrenmiş cahiller.<br />
<br />
Bizde 1928&#8217;den bu yana okullara gidip, okuma yazma öğrenen ve okuma yazma öğrenmeyen üçüncü bir cahil sınıfı türetilmiştir.<br />
<br />
Türkiye isimli bir ülkede yaşıyor, anadili Türkçe ve dedelerinin mezar taşlarını okuyamıyor. Sadece mezar taşları mı?<br />
<br />
Tarihî binaların kapılarındaki Türkçe kitabeleri okuyamıyor.<br />
<br />
Dünyanın en büyük yazmalar kütüphanesi olan Süleymaniye Kütüphanesindeki Türkçe yazma kitapları okuyamıyor.<br />
<br />
Başbakanlık Devlet Arşivi&#8217;ndeki Türkçe tarihî belgeleri okuyamıyor.<br />
<br />
Ya Rabbi! Bu ne korkunç cahilliktir.<br />
<br />
Zekâ hakkında bilinmesi gereken temel bilgiler şunlardır:<br />
<br />
1. Her insanın bir IQsu vardır. (Zekâ katsayısı)<br />
<br />
2. IQ&#8217;su 130&#8217;un üzerinde olanlar süper zekâlıdır. 100 civarında olanlar iyi zekâlıdır. 70 ve aşağısı zekâ özürlüdür. Zekâ özürlü bir kimse özel okullarda, özel bir eğitimle yetiştirilebilir, sorumlu ve mükellef bir vatandaş olarak yaşayabilir.<br />
<br />
3. Doğuştan/yaratılıştan çok parlak zekâya sahip olan bir çocuk kötü eğitim, kötü toplum, kötü aile muhiti içinde bozulabilir ve aptallaşabilir.<br />
<br />
4. Zekânın türleri vardır: a) Tekniğe, matematiğe yönelik &#8220;hendesî zekâ&#8221;, b) Edebiyata, felsefeye, sanata yönelik &#8220;ince zekâ&#8221; c) Nadiren bu iki zekâya birden sahip olanlar vardır. Fransızların meşhur Pascal&#8217;ı gibi... ç) Sönük, donuk, orta zekâlar...<br />
<br />
Türkiye&#8217;mizde doğuştan/yaratılıştan çok zeki çocuklar resmî ideoloji, kötü eğitim, kötü ortam, çeşitli sabotajlar yüzünden körletilmekte, aptallaştırılmaktadır.<br />
<br />
Yüce İslâm dininin temel prensiplerinden biri &#8220;Aklı olmayanın dini de yoktur&#8221; prensibidir.<br />
<br />
Müslümanların birinci vazifesi aklını/zekâsını korumaktır.<br />
<br />
Anneler babalar, evlatlarının akıl ve zekâları üzerine titremelidir.<br />
<br />
Çağımızda dehşet verici bir beyin yıkama faaliyeti gözleniyor.<br />
<br />
Hakiki İslâm tarikatları, mensuplarının akıl ve zekâlarını geliştirir, onları olgun Müslümanlar yapmak için çalışır.<br />
<br />
Bozuk tarikatlar ve cemaatler; bağlılarının, taraftarlarının, müntesiplerinin akıl ve zekâlarını dumura uğratır, onları düşüncesiz ve beyinsiz robotlar haline getirir.<br />
<br />
Türkiye&#8217;deki Müslümanların haline bakınız:<br />
<br />
Ümmet şuuru kalmamış... Yüzlerce hizbe, fırkaya, cemaate, gruba, kliğe bölünmüş... Üniter bir hiyerarşi yok... Bir İmam-ı Kebir veya Müminlerin Emiri yok... Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor... Birinin ak dediğine öteki kara diyor... Dinsizler bölüp parçaladıkları Müslümanları koyun sürüsü gibi güdüyor... Bütün bu fenalıklar akılların dumura uğramış, zekâların körleşmiş, vicdanların nasırlaşmış olmasından kaynaklanmaktadır.<br />
<br />
Bazı hastalıklar rehabilitasyon tedavisiyle izale edilebilir.<br />
<br />
Alkolik bir kimseyi, aylarca süren bir tedaviden sonra normal hale getirebilirsiniz.<br />
<br />
Uyuşturucu tedavisi de böyledir.<br />
<br />
Kötü eğitim, kötü ideoloji, kötü ortam, kötü medya yüzünden zekâ özürlü hale gelen vatandaşlarımızı öyle bir iki kuru nasihatle akıl sağlığına kavuşturmak mümkün olmaz. Çok ciddi bir rehabilitasyon tedavisine ihtiyaç vardır. Bunu kim yapacak?<br />
<br />
İslâmî kesimde bu konuda niyet var mıdır?<br />
<br />
Teşebbüs/aksiyon var mıdır?<br />
<br />
Ciddi bir plan ve program var mıdır?<br />
Türkiye&#8217;de millî kimliğe ve millî kültüre hizmet eden iyi bir düzen veya sistem olsa, genç nesilleri bilgi/kültür, ahlâk/aksiyon, estetik/güzellik boyutlarında çok iyi, çok güçlü şekilde yetiştiren bir eğitim olsa bu ülke kısa zamanda Japonya&#8217;yı da geçer.<br />
<br />
Türkiye&#8217;nin Müslüman çoğunluğunu aptallaştıranlar, cahil bırakanlar, sersemletenler bu ülkeye en büyük kötülüğü yapmışlardır ve yapmaktadırlar.<br />
<br />
Yerli halkının kasıtlı olarak cahil bırakıldığı, yabancılaştırıldığı bir ülke kesinlikle bağımsız değildir.<br />
<br />
Çeşit çeşit sömürge vardır:<br />
<br />
1. Klasik sömürge: Vaktiyle Angola ve Mozambik, Portekiz sömürgesiydi.<br />
<br />
2. Sovyet tipi sömürgecilik: Marksist Sovyetler Birliği&#8217;nde birlik üyesi ülkeler aslında sömürgeydi. Polonya gibi Doğu Bloğu ülkeleri de bir tür sömürgeydi.<br />
<br />
3. İçten, kendinden sömürge: Ülkedeki küçük bir egemen azınlık, birinci sınıf vatandaş ve idareci olur. Halk çoğunluğu ise sersemletilmiş, aptallaştırılmış, faydasına ve zararına olan şeyleri ayırt etmekten âciz sürü derekesine indirilmiştir.<br />
<br />
Türkiye Müslümanları gerçekten kurtulmak, hürleşmek, mutlu ve haysiyetli olmak istiyorlarsa, akıllarını ve zekâlarını kelepçeleyen cahiliyye zincirlerini kırmak zorundadırlar.<br />
<br />
Bu o kadar kolay bir iş değildir.<br />
<br />
Benim bir teklifim var: Tez elden okuma bilmeyenlerimiz 1928&#8217;den önce bu ülke halkının bin yıldan fazla kullanmış olduğu millî yazı ile okumayı öğrenmeye başlasınlar. Bunu hepimiz yapabiliriz.                                     ,alıntı,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bazılarının dediği gibi Türkiye halkı geri zekâlı, aptal ve salak mıdır?<br />
Kesinlikle değildir. Ancak bu cevabın bir &#8220;lâkiiin&#8221;i vardır.<br />
Kötü ideoloji, kötü eğitim, bozuk toplum, şerir medya ve daha bir sürü fenalık halkımızın bir kısmını sersemletmiş, akılsız hale getirmiştir.<br />
<br />
Dünyanın en akıllı, en zeki (akıl ile zekâ arasında ince farklar vardır), en firasetli çocuğunu uyuşturucu, içki, seks, bâtıl inançlar, peşin fikirler, çeşit çeşit beyin yıkamalar, ideolojik radyasyonlar, ahlâkdışı eğlenceler ile birkaç sene içinde dünyanın en aptal, en sersem, en şaşkın, en salak, en terbiyesiz, en karaktersiz zombisi, canlı cenazesi haline getirebilirsiniz.<br />
<br />
Türkiye&#8217;nin kaç nesli (kuşağı) kasıtlı olarak cahil bırakılmıştır.<br />
<br />
Kasıtlı olarak ahlâksız ve karaktersiz yapılmak istenmiştir.<br />
<br />
Kasıtlı olarak uyuşturucuya alıştırılmıştır.<br />
<br />
Kasıtlı olarak seks manyağı yapılmıştır.<br />
<br />
Rahmetli Profesör Mümtaz Turhan, cahilleri ikiye ayırırdı:<br />
<br />
1. Okula gitmemiş, okuma yazma bilmeyen cahiller.<br />
<br />
2. Okula gidip okuma yazma öğrenmiş cahiller.<br />
<br />
Bizde 1928&#8217;den bu yana okullara gidip, okuma yazma öğrenen ve okuma yazma öğrenmeyen üçüncü bir cahil sınıfı türetilmiştir.<br />
<br />
Türkiye isimli bir ülkede yaşıyor, anadili Türkçe ve dedelerinin mezar taşlarını okuyamıyor. Sadece mezar taşları mı?<br />
<br />
Tarihî binaların kapılarındaki Türkçe kitabeleri okuyamıyor.<br />
<br />
Dünyanın en büyük yazmalar kütüphanesi olan Süleymaniye Kütüphanesindeki Türkçe yazma kitapları okuyamıyor.<br />
<br />
Başbakanlık Devlet Arşivi&#8217;ndeki Türkçe tarihî belgeleri okuyamıyor.<br />
<br />
Ya Rabbi! Bu ne korkunç cahilliktir.<br />
<br />
Zekâ hakkında bilinmesi gereken temel bilgiler şunlardır:<br />
<br />
1. Her insanın bir IQsu vardır. (Zekâ katsayısı)<br />
<br />
2. IQ&#8217;su 130&#8217;un üzerinde olanlar süper zekâlıdır. 100 civarında olanlar iyi zekâlıdır. 70 ve aşağısı zekâ özürlüdür. Zekâ özürlü bir kimse özel okullarda, özel bir eğitimle yetiştirilebilir, sorumlu ve mükellef bir vatandaş olarak yaşayabilir.<br />
<br />
3. Doğuştan/yaratılıştan çok parlak zekâya sahip olan bir çocuk kötü eğitim, kötü toplum, kötü aile muhiti içinde bozulabilir ve aptallaşabilir.<br />
<br />
4. Zekânın türleri vardır: a) Tekniğe, matematiğe yönelik &#8220;hendesî zekâ&#8221;, b) Edebiyata, felsefeye, sanata yönelik &#8220;ince zekâ&#8221; c) Nadiren bu iki zekâya birden sahip olanlar vardır. Fransızların meşhur Pascal&#8217;ı gibi... ç) Sönük, donuk, orta zekâlar...<br />
<br />
Türkiye&#8217;mizde doğuştan/yaratılıştan çok zeki çocuklar resmî ideoloji, kötü eğitim, kötü ortam, çeşitli sabotajlar yüzünden körletilmekte, aptallaştırılmaktadır.<br />
<br />
Yüce İslâm dininin temel prensiplerinden biri &#8220;Aklı olmayanın dini de yoktur&#8221; prensibidir.<br />
<br />
Müslümanların birinci vazifesi aklını/zekâsını korumaktır.<br />
<br />
Anneler babalar, evlatlarının akıl ve zekâları üzerine titremelidir.<br />
<br />
Çağımızda dehşet verici bir beyin yıkama faaliyeti gözleniyor.<br />
<br />
Hakiki İslâm tarikatları, mensuplarının akıl ve zekâlarını geliştirir, onları olgun Müslümanlar yapmak için çalışır.<br />
<br />
Bozuk tarikatlar ve cemaatler; bağlılarının, taraftarlarının, müntesiplerinin akıl ve zekâlarını dumura uğratır, onları düşüncesiz ve beyinsiz robotlar haline getirir.<br />
<br />
Türkiye&#8217;deki Müslümanların haline bakınız:<br />
<br />
Ümmet şuuru kalmamış... Yüzlerce hizbe, fırkaya, cemaate, gruba, kliğe bölünmüş... Üniter bir hiyerarşi yok... Bir İmam-ı Kebir veya Müminlerin Emiri yok... Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor... Birinin ak dediğine öteki kara diyor... Dinsizler bölüp parçaladıkları Müslümanları koyun sürüsü gibi güdüyor... Bütün bu fenalıklar akılların dumura uğramış, zekâların körleşmiş, vicdanların nasırlaşmış olmasından kaynaklanmaktadır.<br />
<br />
Bazı hastalıklar rehabilitasyon tedavisiyle izale edilebilir.<br />
<br />
Alkolik bir kimseyi, aylarca süren bir tedaviden sonra normal hale getirebilirsiniz.<br />
<br />
Uyuşturucu tedavisi de böyledir.<br />
<br />
Kötü eğitim, kötü ideoloji, kötü ortam, kötü medya yüzünden zekâ özürlü hale gelen vatandaşlarımızı öyle bir iki kuru nasihatle akıl sağlığına kavuşturmak mümkün olmaz. Çok ciddi bir rehabilitasyon tedavisine ihtiyaç vardır. Bunu kim yapacak?<br />
<br />
İslâmî kesimde bu konuda niyet var mıdır?<br />
<br />
Teşebbüs/aksiyon var mıdır?<br />
<br />
Ciddi bir plan ve program var mıdır?<br />
Türkiye&#8217;de millî kimliğe ve millî kültüre hizmet eden iyi bir düzen veya sistem olsa, genç nesilleri bilgi/kültür, ahlâk/aksiyon, estetik/güzellik boyutlarında çok iyi, çok güçlü şekilde yetiştiren bir eğitim olsa bu ülke kısa zamanda Japonya&#8217;yı da geçer.<br />
<br />
Türkiye&#8217;nin Müslüman çoğunluğunu aptallaştıranlar, cahil bırakanlar, sersemletenler bu ülkeye en büyük kötülüğü yapmışlardır ve yapmaktadırlar.<br />
<br />
Yerli halkının kasıtlı olarak cahil bırakıldığı, yabancılaştırıldığı bir ülke kesinlikle bağımsız değildir.<br />
<br />
Çeşit çeşit sömürge vardır:<br />
<br />
1. Klasik sömürge: Vaktiyle Angola ve Mozambik, Portekiz sömürgesiydi.<br />
<br />
2. Sovyet tipi sömürgecilik: Marksist Sovyetler Birliği&#8217;nde birlik üyesi ülkeler aslında sömürgeydi. Polonya gibi Doğu Bloğu ülkeleri de bir tür sömürgeydi.<br />
<br />
3. İçten, kendinden sömürge: Ülkedeki küçük bir egemen azınlık, birinci sınıf vatandaş ve idareci olur. Halk çoğunluğu ise sersemletilmiş, aptallaştırılmış, faydasına ve zararına olan şeyleri ayırt etmekten âciz sürü derekesine indirilmiştir.<br />
<br />
Türkiye Müslümanları gerçekten kurtulmak, hürleşmek, mutlu ve haysiyetli olmak istiyorlarsa, akıllarını ve zekâlarını kelepçeleyen cahiliyye zincirlerini kırmak zorundadırlar.<br />
<br />
Bu o kadar kolay bir iş değildir.<br />
<br />
Benim bir teklifim var: Tez elden okuma bilmeyenlerimiz 1928&#8217;den önce bu ülke halkının bin yıldan fazla kullanmış olduğu millî yazı ile okumayı öğrenmeye başlasınlar. Bunu hepimiz yapabiliriz.                                     ,alıntı,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nihat genç,Erbakan ve D-8]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6092</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 01:57:53 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6092</guid>
			<description><![CDATA[Nihat genç,Erbakan ve D-8 <br />
<br />
<br />
28 Şubat öncesi Erbakan Hoca&#8217;yı çokça eleştirdim, ancak, 28 Şubat'a karşı çıktım, her neyse, Erbakan Hoca&#8217;nın kıymetini ben Irak&#8217;a Amerika saldırdığında yani tamı tamına 2003 yılında idrak ettim. <br />
<br />
Mesela bizler Doğu Konferansı&#8217;nı kurarken Erbakan Hoca&#8217;nın D 8&#8217;inden hareket ettik ve bu ülkenin dış politikasında D 8 bence çok şeyin başlangıcı. <br />
<br />
ERBAKAN D 8 SONRASI LİNÇ EDİLDİ<br />
Sanırım Amerika&#8217;nın ve batının Erbakan Hocayı baş düşman ilan etmesinin sebebi de bu D 8 hikayesidir. Genç okuyucular bilmeyebilir, kısaca D 8 nedir anlatalım. Dünyada Avrupa Birliği, Şangay, İslam Konferansı, Arap Birliği vs. birçok ortaklıklar kurulmuştur. Ama sadece D 8, Doğulu Müslüman Ülkeleri bir araya getirerek büyük bir siyasi güç oluşturmayı denedi ve Erbakan Hoca iktidara geldiğinde bu siyasetini harekete geçirmeye çalıştı. Ve ne olduysa burada oldu ve dünya üstüne çullandı. <br />
<br />
Bugün bizim de siyasi görüşümüz budur, doğulu ülkeler, yani batının bombaladığı işgal ettiği Müslüman ve doğulu ülkeler ancak biraraya gelerek birbirlerini koruyabilir ve biraraya geldikten sonra kültürel, siyasi, askeri ilişkileri yoğunlaştırmanın dışında; birbirlerinin ürettikleri malları birbirleri satın alarak bir iç pazar dayanışması ve sonra gelişecek bu büyük iç pazarın bu ülkeleri Avrupa Birliği benzeri büyük bir siyasi güç haline getirmesi düşünülmüştür. <br />
<br />
Erbakan Hoca sanırım bu fikri ünlü yazarımız Sezai Karakoç&#8217;tan esinlendi, sanırım bizler de Doğu Konferansı&#8217;nı kurarken bu fikirlerden feyz aldık. Sanırım bu fikrin en önemli tarafı bu büyük iç pazarın sosyal kaynaşmayı ve sosyal karışmaya müsait ortak bir kültürel geçmişten geliyor olmalarıdır. Evet, bu fikrin hayata geçirilmesini engellemek için Erbakan Hoca&#8217;ya yapmadıklarını bırakmadılar ama; bu fikir halen ortada ve bizim önümüzde. <br />
<br />
D 8 OLSA IRAK İŞGAL EDİLEMEZDİ<br />
Hocayla ilgili diğer düşünceme geleyim. Irak savaşı başladığında Tayyip Erdoğan medyası ve özellikle Fethullah Gülen medyası Amerika&#8217;nın yanında yerlerini aldılar. Açın gazeteleri okuyun, hepsi utanmazcasına Amerika&#8217;nın yanında yer aldılar ve bizler Müslüman bu siyasetçilerin Amerikancılıkları karşısında oturup çaresizlikten ağladık ve Irak&#8217;ta Müslümanlar nükleer bombalarla soykırımdan geçirilirken "bir Müslüman yok mu" diye feryat etmeye başladık, açın yazılarımızı okuyun. <br />
<br />
İşte iktidardaki Müslümanlar Amerikan&#8217;ın yanındayken, Erbakan Hoca ve partisi Amerika&#8217;ya karşı sert bir siyaset izledi ve onlarca şehirde, birbirinden heyecanlı, coşkulu, Amerikan karşıtı mitingler düzenlediler. İşte o günlerde anladım ki düşman sınırımıza dayandığında; bu toprağı savunan kimdir, yanımızda aynı cephede kimler yer alıyor, işte bu soruya Fethullah Gülen cemaati değil, Tayyip Erdoğan medyası değil, sadece Erbakan Hoca ve partisi destek verdi. Bize o günlerde güç verdiler. Ben o mitinglerden birçoğuna katıldım, Recai Kutan ve Şeref Malkoçlarla aynı mitinglerde aynı platform üzerine çıkıp halkı selamladım. <br />
<br />
ERBAKAN HEP "FATİH'İN ÇOCUKLARIYIZ" DEMİŞTİR<br />
Erbakan hocayla ilgili bir diğer düşüncem şudur. Bugün Fethullah Hoca&#8217;nın Amerika ve Papa bağlantıları ve diyalog rezaletleri benim canımı çok sıkıyor, çünkü bizim kimseye şirin görünecek tarafımız yoktur, biz Fatih&#8217;in çocuklarıyız. Ama biz Fatih&#8217;in çocuklarıyız diyen bu geniş Müslüman siyasette sadece Erbakan Hoca&#8217;dır. Ayrıca Fethullah&#8217;ın ideolojik eğitimlerine baktığımızda Fethullah Gülen isminin Allah ve peygamberden sonra geldiğini görürüz, yani, kendini sıralamada nerdeyse üçüncü sıraya koyar ve bu son günlerdeki İngiliz gazetelerinin iddiasına bakılırsa haşa estağfurullah ikincisi gibi tövbe tövbe. <br />
<br />
Neyse, Erbakan hoca, Allah, Peygamber der ve sonra Vatan toprağı der, sonra, ezanlar der, sonra şanlı büyük tarihimiz der ve kendine sadece "Siyasi bir lider" pozisyonu verir. Bence Erbakan hoca kutsal makamlardan hiçbirine sulanmamış, kendini heyecanlı kitlesine "Siyasi bir lider" olarak benimsetmiştir ve imam dediğimiz, hoca dediğimiz, "Önder" kavramını Fethullah Gülen gibi hiçte zorlamamıştır. <br />
<br />
Şunu da söylemek istiyorum, Fethullah Gülen&#8217;in kitlesi cemaati ya da bu muhteremin gölgesinde büyümüş onbinlerce genç insana söyleyecek tek lafım yoktur, ben, Amerika&#8217;yla Papa&#8217;yla pazarlık yapan bu cemaatin tepesindeki beş-on adamı kastediyorum.. <br />
<br />
ERBAKAN İÇİN ORDU HEP 'PEYGAMBER OCAĞI'OLDU<br />
Erbakan hoca için bir başka güzel lafım şu olacaktır, Erbakan hoca bu topraklarda mesela askerden bu kadar sert darbeler yediği halde, askerlik kurumuna saygısını esirgememiş, askerliğin Peygamber ocağı olduğunu dilinden düşürmemiş ve vatan, devlet, memleket zeval görmesin diye yeri geldi ve hala sessiz kalmasını bilmiştir, bu da büyük devlet adamlığına delalet eder. <br />
<br />
Hoca için bir başka lafım da şimdi Tayyip Bey&#8217;e ders olsun, Hoca, en sert siyasi krizlerin ortasında bile esprili mizahlı üslubuyla dalgasını geçerek yani siyaseti yumuşatarak halkı, sevenlerini eğlendirip, güldürerek, yani zekasıyla siyaset yapmıştır ve Türk siyaset tarihine altı kızarmış kadayıflarıyla ve son seçimde ilkokul zekasına hitap eden basit çizimlerle parti propagandasını örnekleyerek anlatması hepimizi mutlu etmiştir. <br />
<br />
Ve hoca hiç şüphesiz kırk yıla varan siyasi hayatında milyonlarca Anadolu çocuğunu tertemiz ülke sevgisi ve Müslüman değerlerle büyümesini sağlamıştır.<br />
<br />
Bu güzel iltifatları çok çok çoğaltmak mümkün. Ancak yanlışlarına da bir kaç cümle değineyim. Öncelikle bu Milli Görüş camiası hocanın da tahminleri ötesinde büyümüş ve kontrolü zorlanmış ve bir yığın yan kuruluşun gelir gider hesapları konuşmaları yayınları medyanın da gayretleriyle tam bir curcunaya yani kontrolsüzlüğe ulaşmıştır. <br />
<br />
İkincisi, partinin gelir gider tablosunu geleneksel kaidelere uyarak güvendiği insanları kasa tutarak yönetmeye çalışmış ve bunun acılarını mahkum olarak ödemiştir, oysa, kamuoyunun önünde çok daha net açık bir hesap sorgulama Erbakan Hoca&#8217;yı rahatlatırdı. <br />
<br />
GENÇ'İN ERBAKAN'A ELEŞTİRİLERİ<br />
İkinci eleştirim, Erbakan Hoca, diğer siyasi liderlerimiz gibi ikinci ismin büyüyüp gelişmesine imkan vermedi, baksanıza gençliğin sevgilisi Numan Kurtuluş hala sıra bekliyor ki, 90&#8217;lı yıllarda çoktan ikinci üçüncü ve dördüncü isimleri yetiştirebilmeliydi. <br />
<br />
Asıl büyük eleştirim ise şudur, ben, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nde siyaset yapacak insanların çok daha dikkatli bir siyasi program yürütmelerini beklerdim, bakın, bu fazlasıyla sert ve fazlasıyla köyden kasabadan oluşmuş kitlelerin heyecanlarına oturmuş siyasi manifestolar Türkiye&#8217;ye çarptı ve Erbakan Hoca bir anlamıyla tadıyla iktidara gelemedi. Mesela ben niçin Erbakan&#8217;ın saflarında değilim, işte bu yüzden, daha kontrollü daha uyumlu daha geniş kitleleri kucaklayacak bir siyasi dil kurmaya çalışırdım ve siyaseti bütünüyle "dinin" tesisi için kullanmazdım. Ben dinin "sosyal hayatta yükselmesi için" çırpınırdım, ama devletin bizatihi din tarafından bu kadar zorlanmasına karşı çıkardım, çıkıyorum. <br />
<br />
Ben, bağımsız Cumhuriyetimizle, Müslüman geleneklerimizin yan yana yaşayacağına inanmış bir kardeşinizim. Bağımsız cumhuriyetimizde bugün beş vakit ezan yüzbinlerce camimizde okunuyor ve bağımsız cumhuriyetimiz bu beş vakit namaza bir de İstiklal Marşını koyarak, yani hakkıdır hakka tapan mısrasını, her sabah askeri birliklerde içtimaada okuyarak Allah&#8217;ın sesini kışlalarda yükseltmektedir. Ancak geriye dönüp baktığımızda Müslüman&#8217;ım deyip siyaset yapanlar siyasetin gündemine son otuz yıldır ısrarla ve durmadan başörtüsünü taşıyarak ve başörtüsü tartışmalarıyla devlete askere karşı halkımızın tarihlerden akıp gelen samimi bağlılığını rencide etmiştir demeyelim ama tartışmalı hale sokmuştur.<br />
<br />
Kardeşlerim, Erbakan Hoca&#8217;nın siyasetine saygı duyalım ama ders çıkartalım, nerde yanlış yaptı, şimdi biz yeniden nerden başlayabiliriz, ben, şunu ısrarla söylüyorum, düşman kapıya dayandığında ve bugün işte Irak&#8217;ta milyonlarca kardeşimizi öldürdüğünde anlıyoruz ki, yalnızız, bizler, birbirimize sarılacağız, ben cumhuriyetçiyim, sen dincisin, böyle şeyler yok, hepimiz yanyana gelmenin yolunu mutlaka bulmalıyız. <br />
<br />
Ne Fatih&#8217;ten geçeriz ne Mustafa Kemal&#8217;den, ne de bu toprağı ona buna peşkeş çekeriz.. Her neyse, bugün sizler Erbakan Hoca&#8217;nızla iftihar etmekte haklısınız, çünkü, bakın diğer cemaatlere ve siyasi yapılara, ne kadar kolay batılıların Papa&#8217;nın Amerika&#8217;nın koluna girip onların adamı oluveriyorlar, peki Erbakan Hoca ve sevenleri hala niçin ayak diriyor, şundan, Erbakan Hoca&#8217;yla düşüp kalkanlar tarihlerini bilir kültürlerini bilir ve bu geçmişten aldıkları büyük güvenle kimsenin adamı olmazlar, olmadılar.. <br />
                                ,,,,,,,,,,,,,,,,alıntı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Nihat genç,Erbakan ve D-8 <br />
<br />
<br />
28 Şubat öncesi Erbakan Hoca&#8217;yı çokça eleştirdim, ancak, 28 Şubat'a karşı çıktım, her neyse, Erbakan Hoca&#8217;nın kıymetini ben Irak&#8217;a Amerika saldırdığında yani tamı tamına 2003 yılında idrak ettim. <br />
<br />
Mesela bizler Doğu Konferansı&#8217;nı kurarken Erbakan Hoca&#8217;nın D 8&#8217;inden hareket ettik ve bu ülkenin dış politikasında D 8 bence çok şeyin başlangıcı. <br />
<br />
ERBAKAN D 8 SONRASI LİNÇ EDİLDİ<br />
Sanırım Amerika&#8217;nın ve batının Erbakan Hocayı baş düşman ilan etmesinin sebebi de bu D 8 hikayesidir. Genç okuyucular bilmeyebilir, kısaca D 8 nedir anlatalım. Dünyada Avrupa Birliği, Şangay, İslam Konferansı, Arap Birliği vs. birçok ortaklıklar kurulmuştur. Ama sadece D 8, Doğulu Müslüman Ülkeleri bir araya getirerek büyük bir siyasi güç oluşturmayı denedi ve Erbakan Hoca iktidara geldiğinde bu siyasetini harekete geçirmeye çalıştı. Ve ne olduysa burada oldu ve dünya üstüne çullandı. <br />
<br />
Bugün bizim de siyasi görüşümüz budur, doğulu ülkeler, yani batının bombaladığı işgal ettiği Müslüman ve doğulu ülkeler ancak biraraya gelerek birbirlerini koruyabilir ve biraraya geldikten sonra kültürel, siyasi, askeri ilişkileri yoğunlaştırmanın dışında; birbirlerinin ürettikleri malları birbirleri satın alarak bir iç pazar dayanışması ve sonra gelişecek bu büyük iç pazarın bu ülkeleri Avrupa Birliği benzeri büyük bir siyasi güç haline getirmesi düşünülmüştür. <br />
<br />
Erbakan Hoca sanırım bu fikri ünlü yazarımız Sezai Karakoç&#8217;tan esinlendi, sanırım bizler de Doğu Konferansı&#8217;nı kurarken bu fikirlerden feyz aldık. Sanırım bu fikrin en önemli tarafı bu büyük iç pazarın sosyal kaynaşmayı ve sosyal karışmaya müsait ortak bir kültürel geçmişten geliyor olmalarıdır. Evet, bu fikrin hayata geçirilmesini engellemek için Erbakan Hoca&#8217;ya yapmadıklarını bırakmadılar ama; bu fikir halen ortada ve bizim önümüzde. <br />
<br />
D 8 OLSA IRAK İŞGAL EDİLEMEZDİ<br />
Hocayla ilgili diğer düşünceme geleyim. Irak savaşı başladığında Tayyip Erdoğan medyası ve özellikle Fethullah Gülen medyası Amerika&#8217;nın yanında yerlerini aldılar. Açın gazeteleri okuyun, hepsi utanmazcasına Amerika&#8217;nın yanında yer aldılar ve bizler Müslüman bu siyasetçilerin Amerikancılıkları karşısında oturup çaresizlikten ağladık ve Irak&#8217;ta Müslümanlar nükleer bombalarla soykırımdan geçirilirken "bir Müslüman yok mu" diye feryat etmeye başladık, açın yazılarımızı okuyun. <br />
<br />
İşte iktidardaki Müslümanlar Amerikan&#8217;ın yanındayken, Erbakan Hoca ve partisi Amerika&#8217;ya karşı sert bir siyaset izledi ve onlarca şehirde, birbirinden heyecanlı, coşkulu, Amerikan karşıtı mitingler düzenlediler. İşte o günlerde anladım ki düşman sınırımıza dayandığında; bu toprağı savunan kimdir, yanımızda aynı cephede kimler yer alıyor, işte bu soruya Fethullah Gülen cemaati değil, Tayyip Erdoğan medyası değil, sadece Erbakan Hoca ve partisi destek verdi. Bize o günlerde güç verdiler. Ben o mitinglerden birçoğuna katıldım, Recai Kutan ve Şeref Malkoçlarla aynı mitinglerde aynı platform üzerine çıkıp halkı selamladım. <br />
<br />
ERBAKAN HEP "FATİH'İN ÇOCUKLARIYIZ" DEMİŞTİR<br />
Erbakan hocayla ilgili bir diğer düşüncem şudur. Bugün Fethullah Hoca&#8217;nın Amerika ve Papa bağlantıları ve diyalog rezaletleri benim canımı çok sıkıyor, çünkü bizim kimseye şirin görünecek tarafımız yoktur, biz Fatih&#8217;in çocuklarıyız. Ama biz Fatih&#8217;in çocuklarıyız diyen bu geniş Müslüman siyasette sadece Erbakan Hoca&#8217;dır. Ayrıca Fethullah&#8217;ın ideolojik eğitimlerine baktığımızda Fethullah Gülen isminin Allah ve peygamberden sonra geldiğini görürüz, yani, kendini sıralamada nerdeyse üçüncü sıraya koyar ve bu son günlerdeki İngiliz gazetelerinin iddiasına bakılırsa haşa estağfurullah ikincisi gibi tövbe tövbe. <br />
<br />
Neyse, Erbakan hoca, Allah, Peygamber der ve sonra Vatan toprağı der, sonra, ezanlar der, sonra şanlı büyük tarihimiz der ve kendine sadece "Siyasi bir lider" pozisyonu verir. Bence Erbakan hoca kutsal makamlardan hiçbirine sulanmamış, kendini heyecanlı kitlesine "Siyasi bir lider" olarak benimsetmiştir ve imam dediğimiz, hoca dediğimiz, "Önder" kavramını Fethullah Gülen gibi hiçte zorlamamıştır. <br />
<br />
Şunu da söylemek istiyorum, Fethullah Gülen&#8217;in kitlesi cemaati ya da bu muhteremin gölgesinde büyümüş onbinlerce genç insana söyleyecek tek lafım yoktur, ben, Amerika&#8217;yla Papa&#8217;yla pazarlık yapan bu cemaatin tepesindeki beş-on adamı kastediyorum.. <br />
<br />
ERBAKAN İÇİN ORDU HEP 'PEYGAMBER OCAĞI'OLDU<br />
Erbakan hoca için bir başka güzel lafım şu olacaktır, Erbakan hoca bu topraklarda mesela askerden bu kadar sert darbeler yediği halde, askerlik kurumuna saygısını esirgememiş, askerliğin Peygamber ocağı olduğunu dilinden düşürmemiş ve vatan, devlet, memleket zeval görmesin diye yeri geldi ve hala sessiz kalmasını bilmiştir, bu da büyük devlet adamlığına delalet eder. <br />
<br />
Hoca için bir başka lafım da şimdi Tayyip Bey&#8217;e ders olsun, Hoca, en sert siyasi krizlerin ortasında bile esprili mizahlı üslubuyla dalgasını geçerek yani siyaseti yumuşatarak halkı, sevenlerini eğlendirip, güldürerek, yani zekasıyla siyaset yapmıştır ve Türk siyaset tarihine altı kızarmış kadayıflarıyla ve son seçimde ilkokul zekasına hitap eden basit çizimlerle parti propagandasını örnekleyerek anlatması hepimizi mutlu etmiştir. <br />
<br />
Ve hoca hiç şüphesiz kırk yıla varan siyasi hayatında milyonlarca Anadolu çocuğunu tertemiz ülke sevgisi ve Müslüman değerlerle büyümesini sağlamıştır.<br />
<br />
Bu güzel iltifatları çok çok çoğaltmak mümkün. Ancak yanlışlarına da bir kaç cümle değineyim. Öncelikle bu Milli Görüş camiası hocanın da tahminleri ötesinde büyümüş ve kontrolü zorlanmış ve bir yığın yan kuruluşun gelir gider hesapları konuşmaları yayınları medyanın da gayretleriyle tam bir curcunaya yani kontrolsüzlüğe ulaşmıştır. <br />
<br />
İkincisi, partinin gelir gider tablosunu geleneksel kaidelere uyarak güvendiği insanları kasa tutarak yönetmeye çalışmış ve bunun acılarını mahkum olarak ödemiştir, oysa, kamuoyunun önünde çok daha net açık bir hesap sorgulama Erbakan Hoca&#8217;yı rahatlatırdı. <br />
<br />
GENÇ'İN ERBAKAN'A ELEŞTİRİLERİ<br />
İkinci eleştirim, Erbakan Hoca, diğer siyasi liderlerimiz gibi ikinci ismin büyüyüp gelişmesine imkan vermedi, baksanıza gençliğin sevgilisi Numan Kurtuluş hala sıra bekliyor ki, 90&#8217;lı yıllarda çoktan ikinci üçüncü ve dördüncü isimleri yetiştirebilmeliydi. <br />
<br />
Asıl büyük eleştirim ise şudur, ben, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nde siyaset yapacak insanların çok daha dikkatli bir siyasi program yürütmelerini beklerdim, bakın, bu fazlasıyla sert ve fazlasıyla köyden kasabadan oluşmuş kitlelerin heyecanlarına oturmuş siyasi manifestolar Türkiye&#8217;ye çarptı ve Erbakan Hoca bir anlamıyla tadıyla iktidara gelemedi. Mesela ben niçin Erbakan&#8217;ın saflarında değilim, işte bu yüzden, daha kontrollü daha uyumlu daha geniş kitleleri kucaklayacak bir siyasi dil kurmaya çalışırdım ve siyaseti bütünüyle "dinin" tesisi için kullanmazdım. Ben dinin "sosyal hayatta yükselmesi için" çırpınırdım, ama devletin bizatihi din tarafından bu kadar zorlanmasına karşı çıkardım, çıkıyorum. <br />
<br />
Ben, bağımsız Cumhuriyetimizle, Müslüman geleneklerimizin yan yana yaşayacağına inanmış bir kardeşinizim. Bağımsız cumhuriyetimizde bugün beş vakit ezan yüzbinlerce camimizde okunuyor ve bağımsız cumhuriyetimiz bu beş vakit namaza bir de İstiklal Marşını koyarak, yani hakkıdır hakka tapan mısrasını, her sabah askeri birliklerde içtimaada okuyarak Allah&#8217;ın sesini kışlalarda yükseltmektedir. Ancak geriye dönüp baktığımızda Müslüman&#8217;ım deyip siyaset yapanlar siyasetin gündemine son otuz yıldır ısrarla ve durmadan başörtüsünü taşıyarak ve başörtüsü tartışmalarıyla devlete askere karşı halkımızın tarihlerden akıp gelen samimi bağlılığını rencide etmiştir demeyelim ama tartışmalı hale sokmuştur.<br />
<br />
Kardeşlerim, Erbakan Hoca&#8217;nın siyasetine saygı duyalım ama ders çıkartalım, nerde yanlış yaptı, şimdi biz yeniden nerden başlayabiliriz, ben, şunu ısrarla söylüyorum, düşman kapıya dayandığında ve bugün işte Irak&#8217;ta milyonlarca kardeşimizi öldürdüğünde anlıyoruz ki, yalnızız, bizler, birbirimize sarılacağız, ben cumhuriyetçiyim, sen dincisin, böyle şeyler yok, hepimiz yanyana gelmenin yolunu mutlaka bulmalıyız. <br />
<br />
Ne Fatih&#8217;ten geçeriz ne Mustafa Kemal&#8217;den, ne de bu toprağı ona buna peşkeş çekeriz.. Her neyse, bugün sizler Erbakan Hoca&#8217;nızla iftihar etmekte haklısınız, çünkü, bakın diğer cemaatlere ve siyasi yapılara, ne kadar kolay batılıların Papa&#8217;nın Amerika&#8217;nın koluna girip onların adamı oluveriyorlar, peki Erbakan Hoca ve sevenleri hala niçin ayak diriyor, şundan, Erbakan Hoca&#8217;yla düşüp kalkanlar tarihlerini bilir kültürlerini bilir ve bu geçmişten aldıkları büyük güvenle kimsenin adamı olmazlar, olmadılar.. <br />
                                ,,,,,,,,,,,,,,,,alıntı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[&quot;Turu Geçen Taraf Biz Olacağız&quot;]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6090</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 00:29:37 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6090</guid>
			<description><![CDATA["Turu geçen taraf biz olacağız"[attachment=2112]<br />
<br />
Teknik direktörümüz taraftarımızın desteğiyle bir üst tura çıkacağımızı belirtti.<br />
<br />
Beşiktaşımızın Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam, yarın UEFA Kupası 2. Ön Eleme Turu rövanş mücadelesinde karşılaşacağı Siroki Brijeg'i, taraftarlarımızın da desteğiyle yenerek, turu geçeceklerini söyledi. Bosna Hersek'in Siroki Brijeg takımıyla karşılaşacağı maç öncesinde basın toplantısı düzenleyen Siyah-beyazlı takımımızın teknik direktörü Sağlam, yarınki maçta avantajlı olan tarafın kendileri olduğunu belirterek, "ilk maçı 2-1 kazandığımız için, sahaya avantajlı bir skorla çıkacağız. Yarınki maçtan tek beklentimiz turu geçmek. Ancak, kendi taraftarlarımızın önünde oynayacağımız ilk resmi maç olması sebebiyle, taraftarımız karşısında iyi mücadele edip, ortaya futbol adına güzel bir oyun koymak istiyoruz. Turu geçerkende taraftarımıza bundan sonraki dönemler için umud aşılamak istiyoruz" dedi.<br />
<br />
Sağlam sözlerine şöyle devam etti:<br />
<br />
"İyi bir kamp dönemi geçirdik. Taraftarlarımızın beklendileri de arttı. Onların isteklerini gerçekleştirmek için elimizden geleni yapacağız. Bu yüzden bizim için çok önemli bi karşılaşma. Yarınki maçı çok önemsiyoruz."<br />
<br />
Siroki Brijeg'in iyi bir takım olduğuna dikkat çeken Sağlam, "Rakibimiz bizden zayıf gibi görünsede, ilk maçta gördüğümüz gibi hiçte zayıf bir takım değil. Yarınki maçın başlangıç düdüğünden, bitiş düdüğüne kadar iyi bir futbol oynayıp, iyi bir skorla sahadan ayrılmak istiyoruz" diye konuştu.<br />
<br />
Genç teknik adamımız, takımımızda sakat futbolcularımızın son durumu ile ilgili bilgiler de verdi. Antalyaspor maçında sakatlanan Nobre'nin yarınki maçta forma giyemeyeceğini ancak, kısa bir süre sonra takımımızdaki yerini alacağını ifade eden çalıştırıcı, "Antalyaspor maçında Nobre'nin ayağında darbeye bağlı ödem oluştu. Yarınki maçta kendisini kullanamayacağız. Fakat işin sevindirici kısmı, sakatlığının uzun sürmeyecek olması. Nobre ilerleyen maçlarda takımda yerini alacak. Tuna'nın sakatlığı da son aşamaya geldi. Oda yarından itibaren takımla çalışmalara başlayacak. Bunun dışında yarına yansıyacak ciddi bir sakatlığımız yok" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"6+2 OLAN YABANCI KONTENJANINDAN MEMNUN DEĞİLİM"<br />
<br />
Bir basın mensubunun, "Defansta Gökhan Zan ve Tomas Zapotocny ikilisinin birarada oynamamasının eleştirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz" şeklindeki sorusuna ise Sağlam, "6+2 Türkiye'de uygulandığı süre içerisinde elinizde 8 tane yabancınız varsa, bunların iki tanesini oynatamayacaksınız. İkisini birarada oynatmadığım için eleştiriler olacaktır. Dolayısıyla her insanın futbola bakış açısı farklıdır. Bir antrenörü eleştirmek isteyen insan, kolaylıkla bunu yapabilir. Ama 6+2 olduğu sürece bu eleştiriler olacak. Fakat bu takımın başında olan biziz. O günkü karşılaşmalara göre de en hazır gördüğümüz futbolcuyu oynatırız" şeklinde yanıt verdi.<br />
<br />
Sağlam ayrıca, Türkiye'deki 6+2 olan yabancı kontenjanından rahatsız olduğunu dile getirerek, "Ben açıkcası bu durumdan memnun değilim. Ya 8, yada 6 olsun" dedi.<br />
<br />
Takımdaki bütün futbolcularımıza güvendiğini belirten Sağlam, "Biz kadromuzda bulunan bütün oyuncularımıza güveniyoruz. Dönem içerisinde inişler çıkışlar olacaktır. Heleki genç futbolcularda bunlar daha keskin olacaktır. Biz oyuncularımıza güveniyoruz. Biz kısa vadeli değil, uzun vadeli başarıları düşünüyoruz. Biz yaptığımız transferlerden ve bu zamana kadar gösterdikleri performanstan memnunuz" diye konuştu.<br />
<br />
Teknik direktörümüz Sağlam, yarınki maçta Siyah-beyazlı taraftarlarımızın maçın başından sonuna kadar desteklemelerini isteyerek, "Taraftarımızdan yarınki maçta tribünleri doldurmalarını istiyorum. Bizi maçın bitiş düdüğüne kadar desteklemelerini istiyoruz. Onların desteği olduğu sürece bu takımın başarılı olabileceğini göstereceğiz. Onlar varsa, bu takım vardır. Onlarda takımlarından bu desteklerini eksik etmeyeceklerdir" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Bu akşam Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme turu rövanş maçları oynayacak olan Fenerbahçe, Galatasaray'a da başarılar dileyen Sağlam, "Fenerbahçe, Galatasaray'a göre daha avantajlı. Çünkü Fenerbahçe kendi evinde oynayacak. İki takımında turu geçmesini diliyorum" dedi...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA["Turu geçen taraf biz olacağız"[attachment=2112]<br />
<br />
Teknik direktörümüz taraftarımızın desteğiyle bir üst tura çıkacağımızı belirtti.<br />
<br />
Beşiktaşımızın Teknik Direktörü Ertuğrul Sağlam, yarın UEFA Kupası 2. Ön Eleme Turu rövanş mücadelesinde karşılaşacağı Siroki Brijeg'i, taraftarlarımızın da desteğiyle yenerek, turu geçeceklerini söyledi. Bosna Hersek'in Siroki Brijeg takımıyla karşılaşacağı maç öncesinde basın toplantısı düzenleyen Siyah-beyazlı takımımızın teknik direktörü Sağlam, yarınki maçta avantajlı olan tarafın kendileri olduğunu belirterek, "ilk maçı 2-1 kazandığımız için, sahaya avantajlı bir skorla çıkacağız. Yarınki maçtan tek beklentimiz turu geçmek. Ancak, kendi taraftarlarımızın önünde oynayacağımız ilk resmi maç olması sebebiyle, taraftarımız karşısında iyi mücadele edip, ortaya futbol adına güzel bir oyun koymak istiyoruz. Turu geçerkende taraftarımıza bundan sonraki dönemler için umud aşılamak istiyoruz" dedi.<br />
<br />
Sağlam sözlerine şöyle devam etti:<br />
<br />
"İyi bir kamp dönemi geçirdik. Taraftarlarımızın beklendileri de arttı. Onların isteklerini gerçekleştirmek için elimizden geleni yapacağız. Bu yüzden bizim için çok önemli bi karşılaşma. Yarınki maçı çok önemsiyoruz."<br />
<br />
Siroki Brijeg'in iyi bir takım olduğuna dikkat çeken Sağlam, "Rakibimiz bizden zayıf gibi görünsede, ilk maçta gördüğümüz gibi hiçte zayıf bir takım değil. Yarınki maçın başlangıç düdüğünden, bitiş düdüğüne kadar iyi bir futbol oynayıp, iyi bir skorla sahadan ayrılmak istiyoruz" diye konuştu.<br />
<br />
Genç teknik adamımız, takımımızda sakat futbolcularımızın son durumu ile ilgili bilgiler de verdi. Antalyaspor maçında sakatlanan Nobre'nin yarınki maçta forma giyemeyeceğini ancak, kısa bir süre sonra takımımızdaki yerini alacağını ifade eden çalıştırıcı, "Antalyaspor maçında Nobre'nin ayağında darbeye bağlı ödem oluştu. Yarınki maçta kendisini kullanamayacağız. Fakat işin sevindirici kısmı, sakatlığının uzun sürmeyecek olması. Nobre ilerleyen maçlarda takımda yerini alacak. Tuna'nın sakatlığı da son aşamaya geldi. Oda yarından itibaren takımla çalışmalara başlayacak. Bunun dışında yarına yansıyacak ciddi bir sakatlığımız yok" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"6+2 OLAN YABANCI KONTENJANINDAN MEMNUN DEĞİLİM"<br />
<br />
Bir basın mensubunun, "Defansta Gökhan Zan ve Tomas Zapotocny ikilisinin birarada oynamamasının eleştirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz" şeklindeki sorusuna ise Sağlam, "6+2 Türkiye'de uygulandığı süre içerisinde elinizde 8 tane yabancınız varsa, bunların iki tanesini oynatamayacaksınız. İkisini birarada oynatmadığım için eleştiriler olacaktır. Dolayısıyla her insanın futbola bakış açısı farklıdır. Bir antrenörü eleştirmek isteyen insan, kolaylıkla bunu yapabilir. Ama 6+2 olduğu sürece bu eleştiriler olacak. Fakat bu takımın başında olan biziz. O günkü karşılaşmalara göre de en hazır gördüğümüz futbolcuyu oynatırız" şeklinde yanıt verdi.<br />
<br />
Sağlam ayrıca, Türkiye'deki 6+2 olan yabancı kontenjanından rahatsız olduğunu dile getirerek, "Ben açıkcası bu durumdan memnun değilim. Ya 8, yada 6 olsun" dedi.<br />
<br />
Takımdaki bütün futbolcularımıza güvendiğini belirten Sağlam, "Biz kadromuzda bulunan bütün oyuncularımıza güveniyoruz. Dönem içerisinde inişler çıkışlar olacaktır. Heleki genç futbolcularda bunlar daha keskin olacaktır. Biz oyuncularımıza güveniyoruz. Biz kısa vadeli değil, uzun vadeli başarıları düşünüyoruz. Biz yaptığımız transferlerden ve bu zamana kadar gösterdikleri performanstan memnunuz" diye konuştu.<br />
<br />
Teknik direktörümüz Sağlam, yarınki maçta Siyah-beyazlı taraftarlarımızın maçın başından sonuna kadar desteklemelerini isteyerek, "Taraftarımızdan yarınki maçta tribünleri doldurmalarını istiyorum. Bizi maçın bitiş düdüğüne kadar desteklemelerini istiyoruz. Onların desteği olduğu sürece bu takımın başarılı olabileceğini göstereceğiz. Onlar varsa, bu takım vardır. Onlarda takımlarından bu desteklerini eksik etmeyeceklerdir" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Bu akşam Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme turu rövanş maçları oynayacak olan Fenerbahçe, Galatasaray'a da başarılar dileyen Sağlam, "Fenerbahçe, Galatasaray'a göre daha avantajlı. Çünkü Fenerbahçe kendi evinde oynayacak. İki takımında turu geçmesini diliyorum" dedi...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sinan Özen Seni Düşünüyorum]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6089</link>
			<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 22:08:50 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6089</guid>
			<description><![CDATA[Izdırabım sensiz dünyam yıkılmış<br />
Kalbime sanki çivi çakılmış<br />
Gözyaşlarım bana benden yakınmış<br />
Yinede seni düşünüyorum<br />
<br />
Nefret ediyorum ben ben olduğuma<br />
Hayatımda bir de sen olduğuna<br />
Yazık olsun yazık ağladğıma<br />
Yine de seni düşünüyorum<br />
<br />
Nefret ediyorum ben ben olduğuma<br />
Hayatımda bir de sen olduğuna<br />
Yazık olsun yazık ağladğıma<br />
Yine de seni düşünüyorum<br />
<br />
Gökyüzü karanlık yıldız yok iken<br />
Fırtına deniz yol vermez iken<br />
Harcanan ömrümün derdi çok iken<br />
Yine de seni düşünüyorum<br />
<br />
Gökyüzü karanlık yıldız yok iken<br />
Fırtına deniz yol vermez iken<br />
Harcanan ömrümün derdi çok iken<br />
Yine de seni düşünüyorum<br />
<br />
Nefret ediyorum ben ben olduğuma<br />
Hayatımda bir de sen olduğuna<br />
Yazık olsun yazık ağladığıma<br />
Yine de seni düşünüyorum<br />
<br />
:agl:agl:agl:agl:agl:agl]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Izdırabım sensiz dünyam yıkılmış<br />
Kalbime sanki çivi çakılmış<br />
Gözyaşlarım bana benden yakınmış<br />
Yinede seni düşünüyorum<br />
<br />
Nefret ediyorum ben ben olduğuma<br />
Hayatımda bir de sen olduğuna<br />
Yazık olsun yazık ağladğıma<br />
Yine de seni düşünüyorum<br />
<br />
Nefret ediyorum ben ben olduğuma<br />
Hayatımda bir de sen olduğuna<br />
Yazık olsun yazık ağladğıma<br />
Yine de seni düşünüyorum<br />
<br />
Gökyüzü karanlık yıldız yok iken<br />
Fırtına deniz yol vermez iken<br />
Harcanan ömrümün derdi çok iken<br />
Yine de seni düşünüyorum<br />
<br />
Gökyüzü karanlık yıldız yok iken<br />
Fırtına deniz yol vermez iken<br />
Harcanan ömrümün derdi çok iken<br />
Yine de seni düşünüyorum<br />
<br />
Nefret ediyorum ben ben olduğuma<br />
Hayatımda bir de sen olduğuna<br />
Yazık olsun yazık ağladığıma<br />
Yine de seni düşünüyorum<br />
<br />
:agl:agl:agl:agl:agl:agl]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kitap Kampanyamız Kaldığı Yerden Devam Ediyor]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6088</link>
			<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 19:57:16 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6088</guid>
			<description><![CDATA[evet arkadaşlar öncelikle kitap kampanyasına katılacağını belirten 5 arkadaşımı canı gönülden tebrik ediyorum<br />
kimsenin yanaşmadığı bu çok faydalı kampanyaya katılıyorlar<br />
Allah onlardan razı olsun..<br />
Daha önce 4 hafta kampanyaya devam etmiştik fakat katılım sayısı azaldığı için yarıda bırakmıştık<br />
şimdi bu 5 kişi Allah'ın izniyle firesiz devam ederlerse biz bu kampanyayı devam ettiririz..<br />
fakat bundan sonra kitapları haftada bir değil de 10 günde bir okuyacağız. çünkü malum, kitapları okumaktan çok kitaplara ulaşmak sıkıntı oluyor..<br />
5.haftadan devam ediyoruz.. 7 Eylüle kadar kampanyaya katılan arkadaşlar vereceğim kitabı okusunlar burda birlikte değerlendirmesini yapacağız inşallah..<br />
<br />
kampanyamıza katılan arkadaşlarımızın hepsinin namaz kıldığını bildiğim için bu kitabı seçtim:<br />
<br />
[attachment=2111]<br />
<br />
128 sayfa, fiyatı 2,4 YTL.. kolayca okuyabileceğiniz bir kitap..<br />
kitapçılara sorun mutlaka vardır ama yoksa son çare internetten sipariş edebilirsiniz : http://www.kitapyurdu.com/kitap/default....a=35223466<br />
<br />
NOT:kampanyaya katılım noktasında yeni katılacak kişiler olursa katılabilirler.. katılacakların burada katılacaklarını belirtmeleri gerekir..<br />
<br />
unutmayın bu kitap için son tarih 7 EYLÜL]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[evet arkadaşlar öncelikle kitap kampanyasına katılacağını belirten 5 arkadaşımı canı gönülden tebrik ediyorum<br />
kimsenin yanaşmadığı bu çok faydalı kampanyaya katılıyorlar<br />
Allah onlardan razı olsun..<br />
Daha önce 4 hafta kampanyaya devam etmiştik fakat katılım sayısı azaldığı için yarıda bırakmıştık<br />
şimdi bu 5 kişi Allah'ın izniyle firesiz devam ederlerse biz bu kampanyayı devam ettiririz..<br />
fakat bundan sonra kitapları haftada bir değil de 10 günde bir okuyacağız. çünkü malum, kitapları okumaktan çok kitaplara ulaşmak sıkıntı oluyor..<br />
5.haftadan devam ediyoruz.. 7 Eylüle kadar kampanyaya katılan arkadaşlar vereceğim kitabı okusunlar burda birlikte değerlendirmesini yapacağız inşallah..<br />
<br />
kampanyamıza katılan arkadaşlarımızın hepsinin namaz kıldığını bildiğim için bu kitabı seçtim:<br />
<br />
[attachment=2111]<br />
<br />
128 sayfa, fiyatı 2,4 YTL.. kolayca okuyabileceğiniz bir kitap..<br />
kitapçılara sorun mutlaka vardır ama yoksa son çare internetten sipariş edebilirsiniz : http://www.kitapyurdu.com/kitap/default....a=35223466<br />
<br />
NOT:kampanyaya katılım noktasında yeni katılacak kişiler olursa katılabilirler.. katılacakların burada katılacaklarını belirtmeleri gerekir..<br />
<br />
unutmayın bu kitap için son tarih 7 EYLÜL]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[huu]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6087</link>
			<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 16:51:07 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6087</guid>
			<description><![CDATA[selam olsun nefsinindeğil ,islamın  hizmetinde olanlara...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[selam olsun nefsinindeğil ,islamın  hizmetinde olanlara...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Allah'ım !]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6086</link>
			<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 16:06:28 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6086</guid>
			<description><![CDATA[Tek Yaratıcı sensin,<br />
Her zerrede sen varsın,<br />
Ya RABB,<br />
Seni inkâr ederler var,<br />
Hem de İslam ülkelerinde.<br />
Hani bir söz vermiştik<br />
Kalu Bela gününde,<br />
Ey Nass,<br />
Hani? Sözüne sadıklar nerde.<br />
<br />
İslam ülkelerini sarmış dalalet,<br />
Allah&#8217;ım, lütfunla bizleri affet,<br />
Müslüman&#8217;ım diyenin yaşamı rezalet,<br />
Kurtar bizi, verme başka felaket.<br />
<br />
Beni bir kuş yapsalar,<br />
Zindanlar olsa altın kafes,<br />
Senin iznin olmadan,<br />
Alamam tek nefes.<br />
Putları, tağutları,<br />
Tapmam için koysalar karşıma,<br />
İlahımsın, Rabbimsin,<br />
Secde etmem senden başkasına..<br />
<br />
İslam ülkelerini sarmış dalalet,<br />
Allah&#8217;ım, lütfunla bizleri affet,<br />
Müslüman&#8217;ım diyenin yaşamı rezalet,<br />
Kurtar bizi, verme başka felaket.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Tek Yaratıcı sensin,<br />
Her zerrede sen varsın,<br />
Ya RABB,<br />
Seni inkâr ederler var,<br />
Hem de İslam ülkelerinde.<br />
Hani bir söz vermiştik<br />
Kalu Bela gününde,<br />
Ey Nass,<br />
Hani? Sözüne sadıklar nerde.<br />
<br />
İslam ülkelerini sarmış dalalet,<br />
Allah&#8217;ım, lütfunla bizleri affet,<br />
Müslüman&#8217;ım diyenin yaşamı rezalet,<br />
Kurtar bizi, verme başka felaket.<br />
<br />
Beni bir kuş yapsalar,<br />
Zindanlar olsa altın kafes,<br />
Senin iznin olmadan,<br />
Alamam tek nefes.<br />
Putları, tağutları,<br />
Tapmam için koysalar karşıma,<br />
İlahımsın, Rabbimsin,<br />
Secde etmem senden başkasına..<br />
<br />
İslam ülkelerini sarmış dalalet,<br />
Allah&#8217;ım, lütfunla bizleri affet,<br />
Müslüman&#8217;ım diyenin yaşamı rezalet,<br />
Kurtar bizi, verme başka felaket.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gürcüleri en çok Müslümanlar şaşırttı]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6083</link>
			<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 15:32:42 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6083</guid>
			<description><![CDATA[<br />
Savaşla birlikte büyük bir insani krizin yaşandığı komşu ülke Gürcistan&#8217;da Müslüman ülkeden yardım gelmesi şaşkınlıkla karşılandı.      Türkiye, Rusya ile girilen savaş sonucu insani krizin yaşandığı komşu ülke Gürcistan halkına yönelik yardımlarına devam ediyor. İHH İnsani Yardım Vakfı'nın yardınm ulaştırdığı nufusnun büyük bir bölümü Hristiyan olan Gürcistan'da, halk Müslüman bir ülkeden yardım gelmesini ilk etapta şaşkınlıkla karşılarken, İHH ekibi  "Siz Müslüman bir ülkeden geliyorsunuz. Oysa bir Hıristiyan&#8217;ız. Bize neden yardım ediyorsunuz" soruları ile karşılaşıyor...<br />
<br />
İHH İnsani Yardım Vakfı, Borjomi şehrinde ve köylerinde 1350 aileye içinde bakliyat, toz şeker, çay, makarna, sıvı yağ, un, salça, tuz, helva, zeytin ve reçel bulunan kumanya paketlerini dağıttı. Ayrıca 300 çocuğa da bebek maması verildi. <br />
<br />
Yardım paketlerini alan aileler, komşu ülke Türkiye&#8217;nin kendilerine yardım etmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdiler. <br />
<br />
İHH&#8217;dan yapılan açıklamada, &#8220;İstanbul&#8217;dan yola çıkan yardım tırımız nihayet kriz bölgesine ulaşarak yardımlarını yerine ulaştırdı&#8221; denildi. <br />
<br />
Açıklamada Rus askerlerinin şehre girişleri engellemesi sebebiyle Gori&#8217;ye giremeyen yardım tırının bir başka insani krizin yaşandığı Borjomi şehrinde yardımlarını dağıttığı bildirildi.<br />
<br />
  Yardım ekibinden Dilaver Kutluay, izlenimlerini şöyle anlattı: &#8220;İnsanlar büyük bir tedirginlik içinde. Savaşın bittiğine inanmak istiyorlar. Ancak Rus askerlerinin sürekli tetikte olması ve en ufak bir olayda saldırıya geçecekleri sinyali vermeleri insanların barışa olan umutlarını azaltıyor.&#8221;<br />
<br />
Yapılan yardımla 1350 ailenin gıda sorununu bir süreliğine çözdüklerini belirten Kutluay, &#8220;Gürcistan, 5 milyon nüfusluk fakir bir ülke. İnsanların doğru dürüst geçimleri yok. Böyle bir kriz olunca durumları daha kötü oluyor. Bizim yaptığımız yardıma çok sevindiler. Bir kumanya belki bizim için çok büyük bir şey değil ama o yokluktaki insanlar için çok şey ifade ediyor. Bazıları, biz 1999 depreminde yardım çalışması için Yalova&#8217;ya gelmiştik. O gün biz gelmiştik bugün sizler geldiniz. Demek ki iyilik karşılıksız kalmıyormuş&#8217; şeklinde konuştular. Tüm bu yaşananlar bizleri de çok duygulandırdı&#8221; dedi.<br />
<br />
Müslüman ülkelerinin yardım etmesine şaşırıyorlar<br />
<br />
İHH yardım ekibinden Cüneyt Kılıç ise yardım sırasında Gürcü ailelerinin Müslüman bir ülkenin kendilerine yaptığı yardımın şaşkınlığını yaşadıklarını belirterek şunları anlattı:  &#8220;Biz yardımlarımızı dağıtırken insanlar, &#8216;siz Müslüman bir ülkeden geliyorsunuz. Oysa bir Hıristiyan&#8217;ız. Bize neden yardım ediyorsunuz&#8217; şeklinde sorular sordular. Biz de onlara &#8216;Bizim inancımıza göre mazlumun dini sorulmaz. Ayrıca komşuluk haklarını yerine getirmek için bunu yapıyoruz&#8217; dediğimiz zaman çok memnun oldular ve &#8216;Biz artık dostumuzu düşmanımızı çok iyi tanıyoruz. Türkiye bizim dostumuz. Türkiye, gerçekten iyi bir komşu olduğunu bir defa daha gösterdi. Halkınıza selamlarımızı gönderiyoruz&#8217; dediler. Orada yaşadıklarımız bu insanlara yaptığımız yardımın bir kumanya paketinin ötesinde çok daha büyük olduğunu gösterdi bize.&#8221;<br />
<br />
Bu arada İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Gürcistan halkına yönelik yardımların Ramazan ayında da devam edeceğini belirtti.  <br />
 <br />
(Haber 7)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
Savaşla birlikte büyük bir insani krizin yaşandığı komşu ülke Gürcistan&#8217;da Müslüman ülkeden yardım gelmesi şaşkınlıkla karşılandı.      Türkiye, Rusya ile girilen savaş sonucu insani krizin yaşandığı komşu ülke Gürcistan halkına yönelik yardımlarına devam ediyor. İHH İnsani Yardım Vakfı'nın yardınm ulaştırdığı nufusnun büyük bir bölümü Hristiyan olan Gürcistan'da, halk Müslüman bir ülkeden yardım gelmesini ilk etapta şaşkınlıkla karşılarken, İHH ekibi  "Siz Müslüman bir ülkeden geliyorsunuz. Oysa bir Hıristiyan&#8217;ız. Bize neden yardım ediyorsunuz" soruları ile karşılaşıyor...<br />
<br />
İHH İnsani Yardım Vakfı, Borjomi şehrinde ve köylerinde 1350 aileye içinde bakliyat, toz şeker, çay, makarna, sıvı yağ, un, salça, tuz, helva, zeytin ve reçel bulunan kumanya paketlerini dağıttı. Ayrıca 300 çocuğa da bebek maması verildi. <br />
<br />
Yardım paketlerini alan aileler, komşu ülke Türkiye&#8217;nin kendilerine yardım etmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdiler. <br />
<br />
İHH&#8217;dan yapılan açıklamada, &#8220;İstanbul&#8217;dan yola çıkan yardım tırımız nihayet kriz bölgesine ulaşarak yardımlarını yerine ulaştırdı&#8221; denildi. <br />
<br />
Açıklamada Rus askerlerinin şehre girişleri engellemesi sebebiyle Gori&#8217;ye giremeyen yardım tırının bir başka insani krizin yaşandığı Borjomi şehrinde yardımlarını dağıttığı bildirildi.<br />
<br />
  Yardım ekibinden Dilaver Kutluay, izlenimlerini şöyle anlattı: &#8220;İnsanlar büyük bir tedirginlik içinde. Savaşın bittiğine inanmak istiyorlar. Ancak Rus askerlerinin sürekli tetikte olması ve en ufak bir olayda saldırıya geçecekleri sinyali vermeleri insanların barışa olan umutlarını azaltıyor.&#8221;<br />
<br />
Yapılan yardımla 1350 ailenin gıda sorununu bir süreliğine çözdüklerini belirten Kutluay, &#8220;Gürcistan, 5 milyon nüfusluk fakir bir ülke. İnsanların doğru dürüst geçimleri yok. Böyle bir kriz olunca durumları daha kötü oluyor. Bizim yaptığımız yardıma çok sevindiler. Bir kumanya belki bizim için çok büyük bir şey değil ama o yokluktaki insanlar için çok şey ifade ediyor. Bazıları, biz 1999 depreminde yardım çalışması için Yalova&#8217;ya gelmiştik. O gün biz gelmiştik bugün sizler geldiniz. Demek ki iyilik karşılıksız kalmıyormuş&#8217; şeklinde konuştular. Tüm bu yaşananlar bizleri de çok duygulandırdı&#8221; dedi.<br />
<br />
Müslüman ülkelerinin yardım etmesine şaşırıyorlar<br />
<br />
İHH yardım ekibinden Cüneyt Kılıç ise yardım sırasında Gürcü ailelerinin Müslüman bir ülkenin kendilerine yaptığı yardımın şaşkınlığını yaşadıklarını belirterek şunları anlattı:  &#8220;Biz yardımlarımızı dağıtırken insanlar, &#8216;siz Müslüman bir ülkeden geliyorsunuz. Oysa bir Hıristiyan&#8217;ız. Bize neden yardım ediyorsunuz&#8217; şeklinde sorular sordular. Biz de onlara &#8216;Bizim inancımıza göre mazlumun dini sorulmaz. Ayrıca komşuluk haklarını yerine getirmek için bunu yapıyoruz&#8217; dediğimiz zaman çok memnun oldular ve &#8216;Biz artık dostumuzu düşmanımızı çok iyi tanıyoruz. Türkiye bizim dostumuz. Türkiye, gerçekten iyi bir komşu olduğunu bir defa daha gösterdi. Halkınıza selamlarımızı gönderiyoruz&#8217; dediler. Orada yaşadıklarımız bu insanlara yaptığımız yardımın bir kumanya paketinin ötesinde çok daha büyük olduğunu gösterdi bize.&#8221;<br />
<br />
Bu arada İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Gürcistan halkına yönelik yardımların Ramazan ayında da devam edeceğini belirtti.  <br />
 <br />
(Haber 7)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Allah'ın Evi Cami Değil, Kalptir...]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6082</link>
			<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 15:19:25 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6082</guid>
			<description><![CDATA[Allah'ın Evi Cami Değil, Kalptir... <br />
Osmanlı Sultanlarından Yıldırım Beyazıd, Osmanlı imparatorluğunun merkezi olan <br />
<br />
Bursa'da bir cami yaptırmıştı. Caminin inşaatı tamamlandıktan sonra o zamanın <br />
<br />
mânevi büyüklerinden Emir Sultan Hazretlerini de yanına alarak camiyi gezdi. <br />
<br />
Caminin yapılışını kendisi beğenen Yıldırım, yanında bulunan Emir Sultan <br />
<br />
Hazretlerine: <br />
<br />
&#8212; Nasıl cami güzel olmuş mu, beğendin mi? diye sordu. Bazı rivayetlere göre <br />
<br />
içki içtiği bildirilen Yıldırım'a Emir Sultan Hazretleri: <br />
<br />
&#8212; Sultanım, cami çok güzel olmuş. Lâkin bir eksikliği var.. O da bir köşesine bir <br />
<br />
meyhane yaptırmayı unutmuşsunuz, dedi. Padişah Yıldırım, bu sözlere <br />
<br />
sinirlenmişti. Hiddetle : <br />
<br />
&#8212; Ne demek! Hiç Allah'ın evinde meyhane olur mu? diye gürledi. <br />
<br />
Çünkü Yıldırım Beyazıd, kendisinin içki içtiğini kimsenin bilmediğini sanıyordu... <br />
<br />
Mânevi Sultanların her şeyden haberdar olacağını hiç düşünmemişti. <br />
<br />
Emir Sultan Hazretleri: <br />
<br />
&#8212; Allah'ın asıl evi, insanın kalbidir. Sen kendi yaptığın bir yapıya içkiyi koymak <br />
<br />
istemiyorsun da nasıl Allah'ın (C.C.) yapısı olan kalbe o haram şeyi <br />
<br />
koyabiliyorsun? buyurunca Yıldırım Han hatasını anlayarak bir daha içki sofrası <br />
<br />
hazırlatmadı, içki de içmedi. <br />
<br />
Yıldırım Beyazıd'ın yaptırdığı cami Bursa'daki Ulu Camidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Allah'ın Evi Cami Değil, Kalptir... <br />
Osmanlı Sultanlarından Yıldırım Beyazıd, Osmanlı imparatorluğunun merkezi olan <br />
<br />
Bursa'da bir cami yaptırmıştı. Caminin inşaatı tamamlandıktan sonra o zamanın <br />
<br />
mânevi büyüklerinden Emir Sultan Hazretlerini de yanına alarak camiyi gezdi. <br />
<br />
Caminin yapılışını kendisi beğenen Yıldırım, yanında bulunan Emir Sultan <br />
<br />
Hazretlerine: <br />
<br />
&#8212; Nasıl cami güzel olmuş mu, beğendin mi? diye sordu. Bazı rivayetlere göre <br />
<br />
içki içtiği bildirilen Yıldırım'a Emir Sultan Hazretleri: <br />
<br />
&#8212; Sultanım, cami çok güzel olmuş. Lâkin bir eksikliği var.. O da bir köşesine bir <br />
<br />
meyhane yaptırmayı unutmuşsunuz, dedi. Padişah Yıldırım, bu sözlere <br />
<br />
sinirlenmişti. Hiddetle : <br />
<br />
&#8212; Ne demek! Hiç Allah'ın evinde meyhane olur mu? diye gürledi. <br />
<br />
Çünkü Yıldırım Beyazıd, kendisinin içki içtiğini kimsenin bilmediğini sanıyordu... <br />
<br />
Mânevi Sultanların her şeyden haberdar olacağını hiç düşünmemişti. <br />
<br />
Emir Sultan Hazretleri: <br />
<br />
&#8212; Allah'ın asıl evi, insanın kalbidir. Sen kendi yaptığın bir yapıya içkiyi koymak <br />
<br />
istemiyorsun da nasıl Allah'ın (C.C.) yapısı olan kalbe o haram şeyi <br />
<br />
koyabiliyorsun? buyurunca Yıldırım Han hatasını anlayarak bir daha içki sofrası <br />
<br />
hazırlatmadı, içki de içmedi. <br />
<br />
Yıldırım Beyazıd'ın yaptırdığı cami Bursa'daki Ulu Camidir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sagopa Kajmer MTV Avrupa Müzik Ödülleri Türkiye Aday Adayı]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6081</link>
			<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 15:18:56 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6081</guid>
			<description><![CDATA[MTV Avrupa Müzik Ödülleri Töreni'nde Türkiye'yi temsil etmek için yarışacak beş aday açıklandı.<br />
<br />
MTV Türkiye'nin kurucusu ve sahibi Esra Oflaz Güvenkaya, 6 Kasım'da Liverpool'da düzenlenecek MTV Avrupa Müzik Ödülleri Töreni'nde Türkiye'yi temsil etmek için yarışacak beş aday hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Güvenkaya, 1 milyar izleyicinin önünde, dünya starlarıyla aynı sahneyi paylaşma şansını elde edecek sanatçıyı belirlemek için müzikseverleri oy kullanmaya davet etti.<br />
<br />
MTV Avrupa Müzik Ödülleri Töreni, 6 Kasım'da, 2008 Avrupa Kültür Başkenti seçilen Liverpool'da gerçekleştirilecek. MTV Türkiye olarak da sizin Türk müzisyenlerine bir sürprizinin var değil mi?<br />
<br />
- Evet... Aslında MTV Avrupa Müzik Ödülleri için müziğin Oscar&#8217;ları denebilir. Hem bizim için hem de tüm dünya için çok önemli bir organizasyon. Biz MTV Türkiye olarak ülkemizi yurtdışında temsil etmek adına çok çabalıyoruz ve bu sene yine Avrupa Müzik Ödülleri&#8217;ne ülkemizi temsil etmek adına bir sanatçımızı göndereceğiz. Ama bundan önce beş aday belirledik. Bu adaylar bizim sitemizden yaptığımız araştırmalara dayanarak seçilen önemli isimler oldu. Her müzik dalına ayrı önemi verdiğimiz için beş farklı kategoriden beş farklı aday seçmeyi uygun gördük.<br />
<br />
Hangi sanatçılar bu elemeye katılacak?<br />
<br />
- Bunlar electronic-dans&#8217;da Hande Yener, hip-hop dalında SAGOPA KAJMER, new metal&#8217;de Hayko Cepkin, pop-R&B&#8217;de Hadise ve son olarak da pop-rock da Emre Aydın...<br />
<br />
 <br />
Bu isimler nasıl seçildi. Kriterleriniz nelerdi?<br />
<br />
- MTV Türkiye izleyicilerinin beğenilerini göz önünde bulundurduk. Ve MTV Internasyonel&#8217;in en önemsediği kriter olan her bir adayın 2007 Eylül-2008 Eylül arasında herhangi bir yeni ürüne imza atmış olmasını gözettik. Mesela yeni bir albüm, yeni bir video klip, yeni bir konser DVD&#8217;si gibi. Hande Yener, Türkiye&#8217;nin electonic-dance müzik kulvarında farklı tarzı ve cesur tavrıyla son dönemde en çok dikkati çeken isim oldu. Sagopa Kajmer hip-hop ve rap müziğin ülkemizdeki en önemli temsilcilerinden biri olarak yer aldı. Hayko Cepkin, new metal&#8217;in ilk ve yenilikçi ismi. Hadise, R&B&#8217;nin Avrupa&#8217;daki Türk temsilcisi. Emre Aydın ise pop-rock&#8217;ın başarılı müzisyeni olarak bu listede yer aldılar. Şimdi herkesi ülkemizi temsil edecek sanatçıyı seçmek üzere oy kullanmaya davet ediyoruz.<br />
<br />
Peki, oylama nasıl yapılacak?<br />
<br />
- Avrupa Müzik Ödülleri için özel olarak kurulmuş olan resmi siteden Avrupa&#8217;nın en iyisini belirlemek için herkes oy kullanabilecek. Dünyanın neresinde olursanız olun http://ema.turkey.mtv.com adresinden desteklediğiniz sanatçıya oy verilebileceksiniz. Türkiye&#8217;nin birincisi de her ülkenin birincisi gibi Avrupa&#8217;nın en iyisi olmak için yine bu siteden yarışacak. 8 Eylül- 12 Ekim arasında Türkiye birincisi oylanacak. 12 Ekim&#8217;de birincimiz açıklanacak. 13 Ekim-3 Kasım arasında "En İyi Türk Sanatçı" ödülünün sahibi olan grup ya da sanatçı, diğer ülke birincileri ile birlikte "Avrupa'nın En İyi Sanatçısı" ödülünün sahibi olabilmek için yarışacak. Törenin gerçekleşeceği 6 Kasım gecesi Avrupa&#8217;nın birincisi seçilmiş olacak. MTV Türkiye olarak bu beş sanatçıyla yapılacak duyuru ve aktivitelerle, Türk halkını daha da aydınlatacak ve oylamayı kolaylaştıracağız.<br />
<br />
Oylamanın denetlemesi nasıl yapılacak? Biliyorsunuz bu tür elemelerde blog oy kullananlar oluyor.<br />
<br />
- Sistem MTV&#8217;nin yurtdışından hazırlamış olduğu güvenilir bir network&#8217;den işliyor. Dolayısıyla çok güvenilir bir sistem olduğunu söyleyebilirim.<br />
<br />
Aslında bu isimler bu oylamaya katılarak bir anlamda kendilerine olan özgüvenlerini de göstermiş oldular...<br />
<br />
- Avrupa Müzik ödülleri her sene yapılıyor ve çok görkemli geçiyor. Dünya starları ve müzik devlerin boy gösterisine sahne oluyor. Türkiye&#8217;nin de aynı sahneyi paylaşması da çok değerli ve gurur verici bir olay. Türk müzisyenleri müziğimizi orada en iyi şekilde tanıtmaya gidecekler.<br />
<br />
BİR GÜN TÜRKİYE'DEN DE<br />
<br />
JUSTIN, AMY ÇIKACAK<br />
<br />
Galiba bu eleme, Eurovizyon gibi bayağı ses getirecek...<br />
<br />
- Ülkemizde Eurovision Şarkı Yarışması&#8217;nın manevi bir değeri vardır ve bu yarışmanın nostaljik tadını herkes sever. Bizde severiz. Diğer yandan müzik piyasasının kalbi her sene MTV Avrupa Müzik Ödülleri&#8217;nde atar. Çünkü bu törene tüm dünyanın en büyük yapımcıları, sanatçıları ve menajerleri katılır. Dünya üzerinde ortalama 400 milyon eve ulaşan MTV kanallarında bu ödül töreni gösterilir. MTV Türkiye olarak da bu önemli yarışmayı 6 Kasım gecesi canlı yayınlayacağız. Avrupa Müzik Ödülleri gibi bir yarışmanın da çok önemli olduğunu ve tüm Türk halkının oylarıyla bu konuda bizi destekleyeceklerine inanıyoruz. .<br />
<br />
Son iki yıldır bu elemeyi yapıyorsunuz. Bu yıl biraz daha geniş kapsamlı olacak galiba...<br />
<br />
- Evet bu yıl biraz daha kapsamlı olacak, ülkemizin tanıtımı adına her şeyi yapacağız.<br />
<br />
Peki, Türkiye&#8217;yi temsil edecek sanatçıyı Liverpool'da neler bekliyor?<br />
<br />
- Dünya genelinde yapılacak dev oylama öncelikle adrenalini çok yükseltecek. Dünya starlarıyla bir arada olmak ve aynı sahneyi paylaşmak, kırmızı halıda röportajlar vermek, büyük müzik adamları ve yurtdışı basını ile tanışma şansına sahip olmak ve o muhteşem organizasyonun parçası olmak ilk aklıma gelenler arasında...<br />
<br />
Yani Liverpool&#8217;da sahneye çıkacak sanatçı bir anlamda yurtdışına açılma yolunda da büyük bir adım atmış olacak.<br />
<br />
- Elbette... Biz bu elemeyle sanatçılarımıza MTV Türkiye olarak yurtdışına açılma şansını vermiş oluyoruz. Yolları açık, şansları bol olsun...<br />
<br />
<br />
Meslekteki tecrübelerinize dayanarak soruyorum: Türkiye'de neden uluslararası yıldızlar yetiştiremiyor?<br />
<br />
 <br />
- Bence Türkiye uluslararası kalitede sanatçılar yetiştiriyor ancak lisan engeli ciddi bir sorun. Müziğin kendisi her ne kadar evrensel olsa da popüler müzik dili İngilizce&#8217;dir diyebiliriz. Diğer yandan dünya üzerinde Hispanic yani Latin kökenli nüfusun çok olması ve Latin müziğin tınısından olsa gerek, Latin sanatçılar dünya müzik endüstrisinde yer buldular. Türkçe müziğin ve sanatçıların ise tanınması ve daha fazla tanıtılması gerekiyor. Yatırım lazım. Türkiye&#8217;deki müzik piyasasının darlığı, albüm satış rakamlarının tatminkar olmaması gibi nedenler yatırım yapmayı zorlaştırıyor. Ancak Türkiye'den de bir gün Justin Timberlake, Amy Winehouse gibi uluslararası sanatçıların çıkacağına inanıyorum. Çünkü inanmak yapmanın yarısı... Bu sadece zamanlama meselesi. Bizim sanatçılarımızın da danışmanları ve gustoları var ve kendilerini uluslararası platformlarda ifade edecekleri zaman yakında gelecektir.<br />
<br />
Türkiye&#8217;nin starı kabul edilen Tarkan ve Kenan Doğulu niye bu isimler arasında yer almıyor?<br />
<br />
- Tarkan bu sene &#8220;Metamorfoz&#8221; albümünü çıkarttı. Biz Tarkan&#8217;ın izleyicilerimiz tarafından çok sevildiğini biliyorduk. Türkiye ve Avrupa genelinde oldukça iyi oy toplayacağının da bilincindeydik. Bizde Tarkan&#8217;ın Türkiye adayı olarak katılmasını istedik, davette de bulunduk. Fakat menajeri aracılığıyla &#8220;Prensip olarak bu tur yarışmalar içinde olmamayı uygun buluyoruz&#8221; diyerek Avrupa Müzik Ödülleri&#8217;nde yer almak istemediklerini belirttiler. Bizde üzülerek Tarkan'ı adaylıktan çıkartmak zorunda kaldık. Kenan Doğulu ise geçen seneki adaylarımızdan biriydi.<br />
<br />
En başarılı local MTV kanallarından biriyiz<br />
Biraz da MTV Türkiye&#8217;nin yeni yayın dönemindeki programlarından konuşalım. Müzikseverleri neler bekliyor?<br />
<br />
- Yabancı programlardan çok sevilen &#8220;Hills&#8221; dizimizin yeni Paris bölümleri, kült anime dizisi &#8220;Samurai 7&#8221;, başrolünde Hulk Hogan&#8217;ın oynadığı ve Hogan ailesinin eğlenceli yaşamını anlatan &#8220;Hogan knows the best&#8221; gibi yabancı diziler, popüler konserler, sinema filmleri yeni yayın döneminde yer alacak yapımlardan sadece birkaçı. Yerli forum programı, Türkiye genelindeki genç yeteneklere yer vereceğimiz müzik programları, canlı konuk ve performans programları gibi iç yapımlar da eylül akışımızda yer alacak.<br />
<br />
MTV Türkiye&#8217;nin performansı hakkında neler söyleyebilirsiniz. Birçok ülkede local MTV var. Siz bu local MTV&#8217;ler arasında bir fark yarattığınızı düşünüyor musunuz?<br />
<br />
- Biz MTV Türkiye olarak 72.ci lokal MTV kanalıyız. Ve sevinerek söylüyorum ki, ikinci senemizde gerek yayın içeriğimiz, gerek yayın kalitemizle en başarılı MTV kanalarından biri olarak MTV International tarafından adlandırıldık. Dev bütçeli MTV sinema kuşaklarımızla, sıra dışı anime dizilerimizle ilklere imza attık. Hedefimiz bu sene daha fazla lokal program ve daha fazla inetraktivite, daha fazla etkinlik....<br />
<br />
İşte bu yaaa.... Lütfen oylama 8 eylülde başlayacak.... Lütfen oylarımızı SAGOPA KAJMER'DEN esirgemeyelim... Bu ödülü en fazla hakeden o çünkü....:alk:alk:alk<br />
<br />
[attachment=2107]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[MTV Avrupa Müzik Ödülleri Töreni'nde Türkiye'yi temsil etmek için yarışacak beş aday açıklandı.<br />
<br />
MTV Türkiye'nin kurucusu ve sahibi Esra Oflaz Güvenkaya, 6 Kasım'da Liverpool'da düzenlenecek MTV Avrupa Müzik Ödülleri Töreni'nde Türkiye'yi temsil etmek için yarışacak beş aday hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Güvenkaya, 1 milyar izleyicinin önünde, dünya starlarıyla aynı sahneyi paylaşma şansını elde edecek sanatçıyı belirlemek için müzikseverleri oy kullanmaya davet etti.<br />
<br />
MTV Avrupa Müzik Ödülleri Töreni, 6 Kasım'da, 2008 Avrupa Kültür Başkenti seçilen Liverpool'da gerçekleştirilecek. MTV Türkiye olarak da sizin Türk müzisyenlerine bir sürprizinin var değil mi?<br />
<br />
- Evet... Aslında MTV Avrupa Müzik Ödülleri için müziğin Oscar&#8217;ları denebilir. Hem bizim için hem de tüm dünya için çok önemli bir organizasyon. Biz MTV Türkiye olarak ülkemizi yurtdışında temsil etmek adına çok çabalıyoruz ve bu sene yine Avrupa Müzik Ödülleri&#8217;ne ülkemizi temsil etmek adına bir sanatçımızı göndereceğiz. Ama bundan önce beş aday belirledik. Bu adaylar bizim sitemizden yaptığımız araştırmalara dayanarak seçilen önemli isimler oldu. Her müzik dalına ayrı önemi verdiğimiz için beş farklı kategoriden beş farklı aday seçmeyi uygun gördük.<br />
<br />
Hangi sanatçılar bu elemeye katılacak?<br />
<br />
- Bunlar electronic-dans&#8217;da Hande Yener, hip-hop dalında SAGOPA KAJMER, new metal&#8217;de Hayko Cepkin, pop-R&B&#8217;de Hadise ve son olarak da pop-rock da Emre Aydın...<br />
<br />
 <br />
Bu isimler nasıl seçildi. Kriterleriniz nelerdi?<br />
<br />
- MTV Türkiye izleyicilerinin beğenilerini göz önünde bulundurduk. Ve MTV Internasyonel&#8217;in en önemsediği kriter olan her bir adayın 2007 Eylül-2008 Eylül arasında herhangi bir yeni ürüne imza atmış olmasını gözettik. Mesela yeni bir albüm, yeni bir video klip, yeni bir konser DVD&#8217;si gibi. Hande Yener, Türkiye&#8217;nin electonic-dance müzik kulvarında farklı tarzı ve cesur tavrıyla son dönemde en çok dikkati çeken isim oldu. Sagopa Kajmer hip-hop ve rap müziğin ülkemizdeki en önemli temsilcilerinden biri olarak yer aldı. Hayko Cepkin, new metal&#8217;in ilk ve yenilikçi ismi. Hadise, R&B&#8217;nin Avrupa&#8217;daki Türk temsilcisi. Emre Aydın ise pop-rock&#8217;ın başarılı müzisyeni olarak bu listede yer aldılar. Şimdi herkesi ülkemizi temsil edecek sanatçıyı seçmek üzere oy kullanmaya davet ediyoruz.<br />
<br />
Peki, oylama nasıl yapılacak?<br />
<br />
- Avrupa Müzik Ödülleri için özel olarak kurulmuş olan resmi siteden Avrupa&#8217;nın en iyisini belirlemek için herkes oy kullanabilecek. Dünyanın neresinde olursanız olun http://ema.turkey.mtv.com adresinden desteklediğiniz sanatçıya oy verilebileceksiniz. Türkiye&#8217;nin birincisi de her ülkenin birincisi gibi Avrupa&#8217;nın en iyisi olmak için yine bu siteden yarışacak. 8 Eylül- 12 Ekim arasında Türkiye birincisi oylanacak. 12 Ekim&#8217;de birincimiz açıklanacak. 13 Ekim-3 Kasım arasında "En İyi Türk Sanatçı" ödülünün sahibi olan grup ya da sanatçı, diğer ülke birincileri ile birlikte "Avrupa'nın En İyi Sanatçısı" ödülünün sahibi olabilmek için yarışacak. Törenin gerçekleşeceği 6 Kasım gecesi Avrupa&#8217;nın birincisi seçilmiş olacak. MTV Türkiye olarak bu beş sanatçıyla yapılacak duyuru ve aktivitelerle, Türk halkını daha da aydınlatacak ve oylamayı kolaylaştıracağız.<br />
<br />
Oylamanın denetlemesi nasıl yapılacak? Biliyorsunuz bu tür elemelerde blog oy kullananlar oluyor.<br />
<br />
- Sistem MTV&#8217;nin yurtdışından hazırlamış olduğu güvenilir bir network&#8217;den işliyor. Dolayısıyla çok güvenilir bir sistem olduğunu söyleyebilirim.<br />
<br />
Aslında bu isimler bu oylamaya katılarak bir anlamda kendilerine olan özgüvenlerini de göstermiş oldular...<br />
<br />
- Avrupa Müzik ödülleri her sene yapılıyor ve çok görkemli geçiyor. Dünya starları ve müzik devlerin boy gösterisine sahne oluyor. Türkiye&#8217;nin de aynı sahneyi paylaşması da çok değerli ve gurur verici bir olay. Türk müzisyenleri müziğimizi orada en iyi şekilde tanıtmaya gidecekler.<br />
<br />
BİR GÜN TÜRKİYE'DEN DE<br />
<br />
JUSTIN, AMY ÇIKACAK<br />
<br />
Galiba bu eleme, Eurovizyon gibi bayağı ses getirecek...<br />
<br />
- Ülkemizde Eurovision Şarkı Yarışması&#8217;nın manevi bir değeri vardır ve bu yarışmanın nostaljik tadını herkes sever. Bizde severiz. Diğer yandan müzik piyasasının kalbi her sene MTV Avrupa Müzik Ödülleri&#8217;nde atar. Çünkü bu törene tüm dünyanın en büyük yapımcıları, sanatçıları ve menajerleri katılır. Dünya üzerinde ortalama 400 milyon eve ulaşan MTV kanallarında bu ödül töreni gösterilir. MTV Türkiye olarak da bu önemli yarışmayı 6 Kasım gecesi canlı yayınlayacağız. Avrupa Müzik Ödülleri gibi bir yarışmanın da çok önemli olduğunu ve tüm Türk halkının oylarıyla bu konuda bizi destekleyeceklerine inanıyoruz. .<br />
<br />
Son iki yıldır bu elemeyi yapıyorsunuz. Bu yıl biraz daha geniş kapsamlı olacak galiba...<br />
<br />
- Evet bu yıl biraz daha kapsamlı olacak, ülkemizin tanıtımı adına her şeyi yapacağız.<br />
<br />
Peki, Türkiye&#8217;yi temsil edecek sanatçıyı Liverpool'da neler bekliyor?<br />
<br />
- Dünya genelinde yapılacak dev oylama öncelikle adrenalini çok yükseltecek. Dünya starlarıyla bir arada olmak ve aynı sahneyi paylaşmak, kırmızı halıda röportajlar vermek, büyük müzik adamları ve yurtdışı basını ile tanışma şansına sahip olmak ve o muhteşem organizasyonun parçası olmak ilk aklıma gelenler arasında...<br />
<br />
Yani Liverpool&#8217;da sahneye çıkacak sanatçı bir anlamda yurtdışına açılma yolunda da büyük bir adım atmış olacak.<br />
<br />
- Elbette... Biz bu elemeyle sanatçılarımıza MTV Türkiye olarak yurtdışına açılma şansını vermiş oluyoruz. Yolları açık, şansları bol olsun...<br />
<br />
<br />
Meslekteki tecrübelerinize dayanarak soruyorum: Türkiye'de neden uluslararası yıldızlar yetiştiremiyor?<br />
<br />
 <br />
- Bence Türkiye uluslararası kalitede sanatçılar yetiştiriyor ancak lisan engeli ciddi bir sorun. Müziğin kendisi her ne kadar evrensel olsa da popüler müzik dili İngilizce&#8217;dir diyebiliriz. Diğer yandan dünya üzerinde Hispanic yani Latin kökenli nüfusun çok olması ve Latin müziğin tınısından olsa gerek, Latin sanatçılar dünya müzik endüstrisinde yer buldular. Türkçe müziğin ve sanatçıların ise tanınması ve daha fazla tanıtılması gerekiyor. Yatırım lazım. Türkiye&#8217;deki müzik piyasasının darlığı, albüm satış rakamlarının tatminkar olmaması gibi nedenler yatırım yapmayı zorlaştırıyor. Ancak Türkiye'den de bir gün Justin Timberlake, Amy Winehouse gibi uluslararası sanatçıların çıkacağına inanıyorum. Çünkü inanmak yapmanın yarısı... Bu sadece zamanlama meselesi. Bizim sanatçılarımızın da danışmanları ve gustoları var ve kendilerini uluslararası platformlarda ifade edecekleri zaman yakında gelecektir.<br />
<br />
Türkiye&#8217;nin starı kabul edilen Tarkan ve Kenan Doğulu niye bu isimler arasında yer almıyor?<br />
<br />
- Tarkan bu sene &#8220;Metamorfoz&#8221; albümünü çıkarttı. Biz Tarkan&#8217;ın izleyicilerimiz tarafından çok sevildiğini biliyorduk. Türkiye ve Avrupa genelinde oldukça iyi oy toplayacağının da bilincindeydik. Bizde Tarkan&#8217;ın Türkiye adayı olarak katılmasını istedik, davette de bulunduk. Fakat menajeri aracılığıyla &#8220;Prensip olarak bu tur yarışmalar içinde olmamayı uygun buluyoruz&#8221; diyerek Avrupa Müzik Ödülleri&#8217;nde yer almak istemediklerini belirttiler. Bizde üzülerek Tarkan'ı adaylıktan çıkartmak zorunda kaldık. Kenan Doğulu ise geçen seneki adaylarımızdan biriydi.<br />
<br />
En başarılı local MTV kanallarından biriyiz<br />
Biraz da MTV Türkiye&#8217;nin yeni yayın dönemindeki programlarından konuşalım. Müzikseverleri neler bekliyor?<br />
<br />
- Yabancı programlardan çok sevilen &#8220;Hills&#8221; dizimizin yeni Paris bölümleri, kült anime dizisi &#8220;Samurai 7&#8221;, başrolünde Hulk Hogan&#8217;ın oynadığı ve Hogan ailesinin eğlenceli yaşamını anlatan &#8220;Hogan knows the best&#8221; gibi yabancı diziler, popüler konserler, sinema filmleri yeni yayın döneminde yer alacak yapımlardan sadece birkaçı. Yerli forum programı, Türkiye genelindeki genç yeteneklere yer vereceğimiz müzik programları, canlı konuk ve performans programları gibi iç yapımlar da eylül akışımızda yer alacak.<br />
<br />
MTV Türkiye&#8217;nin performansı hakkında neler söyleyebilirsiniz. Birçok ülkede local MTV var. Siz bu local MTV&#8217;ler arasında bir fark yarattığınızı düşünüyor musunuz?<br />
<br />
- Biz MTV Türkiye olarak 72.ci lokal MTV kanalıyız. Ve sevinerek söylüyorum ki, ikinci senemizde gerek yayın içeriğimiz, gerek yayın kalitemizle en başarılı MTV kanalarından biri olarak MTV International tarafından adlandırıldık. Dev bütçeli MTV sinema kuşaklarımızla, sıra dışı anime dizilerimizle ilklere imza attık. Hedefimiz bu sene daha fazla lokal program ve daha fazla inetraktivite, daha fazla etkinlik....<br />
<br />
İşte bu yaaa.... Lütfen oylama 8 eylülde başlayacak.... Lütfen oylarımızı SAGOPA KAJMER'DEN esirgemeyelim... Bu ödülü en fazla hakeden o çünkü....:alk:alk:alk<br />
<br />
[attachment=2107]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kalbin ilk gözyaşı Hayy!]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6080</link>
			<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 15:16:10 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6080</guid>
			<description><![CDATA[Kalbin ilk gözyaşı Hayy! <br />
<br />
Kalbinin ışığı yüzüne vuruyor&#8230; Hiç konuşmadan oturuyoruz bahçedeki taş havuzun kenarında&#8230; Tahta çitlerle çevrili bahçede yüzlerce çiçek ve üzerimizde o koskocaman gökyüzünde sallanan milyonlarca yıldız&#8230; Birdenbire çıkan rüzgâr havuzun yosun tutmuş yüzeyini dalgalandırıyor&#8230; Teni ürperiyor suyun&#8230; Beyaz nilüferler yer değiştiriyorlar suyun karanlığında&#8230; <br />
<br />
Havuzun kenarında beyaz bir güvercin bekliyor&#8230; Fısıldıyor zihnime: "Kalbini aç ona, haydi durma&#8230; Kalbinde olan senin yüzünün ışığıdır ve bu dünyayı felaketlerden kurtaracak o nurun içinde yazılı olan saklı sözcüktür&#8230;" <br />
<br />
Öteki gece, hayatın ışığına düşmandır&#8230; Şu an mutlu olduğumuz bu huzurlu gece değil, öteki! Hani sürekli bir karmaşa içinde yaşanan, ayaklarımızın altında toprağın artık görünmediği, üzerinde olması gerekenden daha fazla asfalt, beton, bina, insan ve aracın olduğu o sevgisiz şehir&#8230; Ve o şehrin üzerinde dolaşan elektrik yüklü manasız sözler&#8230; <br />
<br />
Kalbin içi sessizdir&#8230; Kelimeler huzura uçarak gelirler&#8230; Kalbin berrak havuzunun çevresine konarlar&#8230; Kalbin cevherini kirletmelerine izin verilmez ters titreşimli kelimelerin&#8230; Güzel bir sohbet yapabilmek için kelimelerin önce iç seslerini susturmak, onları temizlemek, Hz. Âdem'e öğretildiği gibi o ilk hâllerine yeniden kavuşturmak gerekir&#8230; <br />
<br />
Sonra o kelimelerle konuşulur seninle kalbinin içinden&#8230; O güzel havuzun çevresinde sohbet edersiniz&#8230; Gökyüzünde yıldızlarla birlikte uçuşur O'nun kelimeleri&#8230; Ve birden o musiki başlar&#8230; <br />
<br />
Bütün kâinatta Kur-an'ın eşsiz sesi duyulur&#8230; O ses O'nundur&#8230; Çağlayan bir ırmak gibi akar gecenin karanlığında&#8230; <br />
<br />
Ağlayarak secdeye kapanırsın&#8230; Bahçe seccaden olmuş, öteki gece artık kaybolmuştur&#8230; Birlenmiştir herşey&#8230; O ana kadar taş havuzun kenarından hiç ayrılmayan beyaz güvercin hayatın sırrını açıklar sana&#8230; <br />
<br />
Kalbinin sahibi seni huzura beklemektedir&#8230; <br />
<br />
Gözyaşlarını tutamazsın&#8230; Seneler hızla akar gider zihninde ve gözyaşın kadar bir senede huzura alınırsın&#8230; Dünyada akıttığın gözyaşlarının değeri o zaman anlaşılır&#8230; Bu hakiki yaşların içinde huzurda, bir çocuk gibi yeniden hayy olursun&#8230; <br />
<br />
Hayy için atar kalbin&#8230; Gözyaşlarının hepsi O'na döner&#8230; Ama sen hâlâ dünyada, cennette o ilk günahı işlediğin andan itibaren kalbinden bu topraklara damlayan gözyaşının içinde bir mahkûm gibi beklersin&#8230; Ne zaman ki Allah seni affeder, işte o zaman yeniden başlar senin için hayat&#8230; <br />
<br />
Ve sen daha bu dünyadan ayrılmadan O'na döndürülürsün&#8230; <br />
<br />
Ölmeden önce ölür, Hayy olursun&#8230;<br />
<br />
alıntı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kalbin ilk gözyaşı Hayy! <br />
<br />
Kalbinin ışığı yüzüne vuruyor&#8230; Hiç konuşmadan oturuyoruz bahçedeki taş havuzun kenarında&#8230; Tahta çitlerle çevrili bahçede yüzlerce çiçek ve üzerimizde o koskocaman gökyüzünde sallanan milyonlarca yıldız&#8230; Birdenbire çıkan rüzgâr havuzun yosun tutmuş yüzeyini dalgalandırıyor&#8230; Teni ürperiyor suyun&#8230; Beyaz nilüferler yer değiştiriyorlar suyun karanlığında&#8230; <br />
<br />
Havuzun kenarında beyaz bir güvercin bekliyor&#8230; Fısıldıyor zihnime: "Kalbini aç ona, haydi durma&#8230; Kalbinde olan senin yüzünün ışığıdır ve bu dünyayı felaketlerden kurtaracak o nurun içinde yazılı olan saklı sözcüktür&#8230;" <br />
<br />
Öteki gece, hayatın ışığına düşmandır&#8230; Şu an mutlu olduğumuz bu huzurlu gece değil, öteki! Hani sürekli bir karmaşa içinde yaşanan, ayaklarımızın altında toprağın artık görünmediği, üzerinde olması gerekenden daha fazla asfalt, beton, bina, insan ve aracın olduğu o sevgisiz şehir&#8230; Ve o şehrin üzerinde dolaşan elektrik yüklü manasız sözler&#8230; <br />
<br />
Kalbin içi sessizdir&#8230; Kelimeler huzura uçarak gelirler&#8230; Kalbin berrak havuzunun çevresine konarlar&#8230; Kalbin cevherini kirletmelerine izin verilmez ters titreşimli kelimelerin&#8230; Güzel bir sohbet yapabilmek için kelimelerin önce iç seslerini susturmak, onları temizlemek, Hz. Âdem'e öğretildiği gibi o ilk hâllerine yeniden kavuşturmak gerekir&#8230; <br />
<br />
Sonra o kelimelerle konuşulur seninle kalbinin içinden&#8230; O güzel havuzun çevresinde sohbet edersiniz&#8230; Gökyüzünde yıldızlarla birlikte uçuşur O'nun kelimeleri&#8230; Ve birden o musiki başlar&#8230; <br />
<br />
Bütün kâinatta Kur-an'ın eşsiz sesi duyulur&#8230; O ses O'nundur&#8230; Çağlayan bir ırmak gibi akar gecenin karanlığında&#8230; <br />
<br />
Ağlayarak secdeye kapanırsın&#8230; Bahçe seccaden olmuş, öteki gece artık kaybolmuştur&#8230; Birlenmiştir herşey&#8230; O ana kadar taş havuzun kenarından hiç ayrılmayan beyaz güvercin hayatın sırrını açıklar sana&#8230; <br />
<br />
Kalbinin sahibi seni huzura beklemektedir&#8230; <br />
<br />
Gözyaşlarını tutamazsın&#8230; Seneler hızla akar gider zihninde ve gözyaşın kadar bir senede huzura alınırsın&#8230; Dünyada akıttığın gözyaşlarının değeri o zaman anlaşılır&#8230; Bu hakiki yaşların içinde huzurda, bir çocuk gibi yeniden hayy olursun&#8230; <br />
<br />
Hayy için atar kalbin&#8230; Gözyaşlarının hepsi O'na döner&#8230; Ama sen hâlâ dünyada, cennette o ilk günahı işlediğin andan itibaren kalbinden bu topraklara damlayan gözyaşının içinde bir mahkûm gibi beklersin&#8230; Ne zaman ki Allah seni affeder, işte o zaman yeniden başlar senin için hayat&#8230; <br />
<br />
Ve sen daha bu dünyadan ayrılmadan O'na döndürülürsün&#8230; <br />
<br />
Ölmeden önce ölür, Hayy olursun&#8230;<br />
<br />
alıntı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gözyaşlarım Yeter mi Temizlemek İçin Günahımı]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6079</link>
			<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 15:14:51 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6079</guid>
			<description><![CDATA[bir gecenin ılık meltemi okşadı yüzümü...<br />
gözümden akan yaşları gördüm o anda,<br />
tevbe içindi Allah'ım günahlarıma tevbe için,<br />
yetermi döksem tüm gözyaşlarımı,<br />
temizlemek için günah kirini<br />
<br />
bir bebek kadar saf olmak için...<br />
bir beyaz sayfa olabilmek için..<br />
gecenin karanlığında ışıyan bir yıldız ,<br />
yada yolumuzu aydınlatan ay kadar parlak olmak için...<br />
okyanuslar kadar gözyaşım olsa yeter mi Allah'ım temizlemek için yüreğimi.....<br />
<br />
bir kelebeğin kanadındaki desen olsam,<br />
bir ağacın dalındaki küçük bir incir,<br />
bir bebeğin dudağında saf bir gülüş,<br />
yada bir yetimin dilinde dua,<br />
yada bir garibin elinde ki ekmek olabilmek için..<br />
<br />
bir yaşlı ninenin pencereye bakan gözlerinde umut,<br />
yada hastane köşesinde kıvrılmış gariban için ilaç,<br />
bir annennin içinde kabaran merhamet damarı olmak,<br />
bir gülün yaprağında kurumamış bir yağmur damlası,<br />
yada gül için bülbülün dilindeki aşk türküsü için,<br />
tüm gözyaşımı döksem yeeter mi ALLAHIM???<br />
<br />
ne hayallerim peşimden gelir nede peşinden gidebilirim hayallerimin,<br />
çırpınır yüreğim kuş misali kuytu köşelerde,<br />
umuda yolculuk için,<br />
temizlenip arınmak için,<br />
bazen kana kana ağlamak,<br />
bazen ağlayınca kanmak ister gönül...<br />
susmayan gönlümün tercümanı olur gözyaşım,<br />
rahmana yönelir.seneler ötesine gider,<br />
af diler yalvarır yakarır,<br />
saatlerce tefekkür eder günahkar olarak geçen anlarını...<br />
düşünür aklı almaz Allah'ım sensiz affI,<br />
hayale sığdıramaz sensiz cenneti,<br />
habibinsiz muhabbeti... <br />
<br />
ağlayarak gelsem kapına,<br />
diz çöksem iki büklüm huzurunda..<br />
gözyaşlarımı döksem eşiğinde ,<br />
tevbeler etsem seherlerde,<br />
af dilesem yapamadığım kulluğum için...<br />
yeter miydi Allahım temizlenmek için...<br />
YETER MİYDİ SANA LAYIK OLABİLMEK İÇİN???<br />
<br />
YETMEZ ALLAHIM deryalar kadar gözyaşım olsa<br />
merhametin olmadıktan sonra neye yarar...<br />
<br />
sen bu merhametsize merhamet eyle <br />
YA RAHMAN YA RAHİM ALLAH...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[bir gecenin ılık meltemi okşadı yüzümü...<br />
gözümden akan yaşları gördüm o anda,<br />
tevbe içindi Allah'ım günahlarıma tevbe için,<br />
yetermi döksem tüm gözyaşlarımı,<br />
temizlemek için günah kirini<br />
<br />
bir bebek kadar saf olmak için...<br />
bir beyaz sayfa olabilmek için..<br />
gecenin karanlığında ışıyan bir yıldız ,<br />
yada yolumuzu aydınlatan ay kadar parlak olmak için...<br />
okyanuslar kadar gözyaşım olsa yeter mi Allah'ım temizlemek için yüreğimi.....<br />
<br />
bir kelebeğin kanadındaki desen olsam,<br />
bir ağacın dalındaki küçük bir incir,<br />
bir bebeğin dudağında saf bir gülüş,<br />
yada bir yetimin dilinde dua,<br />
yada bir garibin elinde ki ekmek olabilmek için..<br />
<br />
bir yaşlı ninenin pencereye bakan gözlerinde umut,<br />
yada hastane köşesinde kıvrılmış gariban için ilaç,<br />
bir annennin içinde kabaran merhamet damarı olmak,<br />
bir gülün yaprağında kurumamış bir yağmur damlası,<br />
yada gül için bülbülün dilindeki aşk türküsü için,<br />
tüm gözyaşımı döksem yeeter mi ALLAHIM???<br />
<br />
ne hayallerim peşimden gelir nede peşinden gidebilirim hayallerimin,<br />
çırpınır yüreğim kuş misali kuytu köşelerde,<br />
umuda yolculuk için,<br />
temizlenip arınmak için,<br />
bazen kana kana ağlamak,<br />
bazen ağlayınca kanmak ister gönül...<br />
susmayan gönlümün tercümanı olur gözyaşım,<br />
rahmana yönelir.seneler ötesine gider,<br />
af diler yalvarır yakarır,<br />
saatlerce tefekkür eder günahkar olarak geçen anlarını...<br />
düşünür aklı almaz Allah'ım sensiz affI,<br />
hayale sığdıramaz sensiz cenneti,<br />
habibinsiz muhabbeti... <br />
<br />
ağlayarak gelsem kapına,<br />
diz çöksem iki büklüm huzurunda..<br />
gözyaşlarımı döksem eşiğinde ,<br />
tevbeler etsem seherlerde,<br />
af dilesem yapamadığım kulluğum için...<br />
yeter miydi Allahım temizlenmek için...<br />
YETER MİYDİ SANA LAYIK OLABİLMEK İÇİN???<br />
<br />
YETMEZ ALLAHIM deryalar kadar gözyaşım olsa<br />
merhametin olmadıktan sonra neye yarar...<br />
<br />
sen bu merhametsize merhamet eyle <br />
YA RAHMAN YA RAHİM ALLAH...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sizce Bu Sene Turkcell Süper Ligde Kim Gol Kralı Olur???]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6078</link>
			<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 14:59:23 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6078</guid>
			<description><![CDATA[Sizce Bu sene gol kralı kim olur???]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sizce Bu sene gol kralı kim olur???]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ehli sünnet açıklaması...]]></title>
			<link>http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6077</link>
			<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 14:49:30 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.anadolu-forum.com/showthread.php?tid=6077</guid>
			<description><![CDATA[  <br />
 <br />
 <br />
<br />
Ehl-i Sünnet (Arapça: &#1571;&#1607;&#1604; &#1575;&#1604;&#1587;&#1606;&#1577; ; zaman zaman Sünnilik de denir), İslam mezhepleri içindeki en geniş dini grubu oluşturur. İslam dinindeki üç siyasî mezhepten biridir. Diğer siyasî mezhepler Şiilik ve Hariciliktir. Ehl-i Sünnet içerisinde de farklı fıkhî ve itikadî mezhepler bulunmaktadır.<br />
<br />
Sünni mezhepler (fıkıh okulları) dört tanedir:<br />
<br />
Hanefi mezhebi <br />
Şâfiî mezhebi <br />
Maliki mezhebi <br />
Hanbeli mezhebi <br />
<br />
Bu dört Sünni fıkıh okulu dışında da fıkıh okulları olmasına karşın daha az sayıda izdeşe sahip olmuş ve diğer dört mezhep dışında daha az tanınmışlar ve zamanla yok olmuşlar ve izdeşleri tarafından kayıt altına alınmamışlardır.<br />
<br />
Sünniler her müslümanın bu mezheplerden en az birini benimseyip uygulamalarını seçtikleri bu mezhebe göre yapmaları gerektiğine inanır ve mezheplerin birleştirilmesi (Telfik-i Mezahib) denilen şeyi uygun (caiz) görmezler.<br />
<br />
Sünniliğin Hadis Anlayışı;<br />
<br />
Kur'an'ın İslam dinindeki yeri tüm müslüman gruplarca benimsenmekle birlikte hadis konusunda farklı İslami grupların farklı anlayışlarla sahip oldukları bilinmektedir. Hadisler İslamiyetin ilk dönemlerindeki peygamber ve yakınlarının ibadete, muamelat denilen dindeki çeşitli konulara ilişkin görüş ve davranışları yansıtan kayıtlardır. Müslüman bilginler peygamberin vefatından sonra İslam toplumunun karşı karşıya kaldığı sorunlara Kur'an'dan sonra ikinci kaynak kabul edilen Hadislerden delillerle çözüm getirmeye çalışmışlardır. Sünnilik, Şiiliğin aksine Muhammed döneminde yaşamış peygamberin yakınındaki tüm arkadaşlarına (Sahabi denir) dinin güvenilir kaynağı olarak yaklaşmakta olduğundan çeşitli Hadis bilginlerinin hadis kritiklerine uygun buldukları tüm hadisleri hangi sahabe kanalıyla gelirse gelsin kabul etmektedir. Yine Sünnilik ilk üç halife (Ebu Bekir, Ömer ve Osman) ve Ali'yi Muhammed'den sonra gelen güvenilir ve tazime layık dini kişilikler olarak kabul ederler. Oysa Şiilik ilk üç halifeyi Ali'nin elinden halifeliği çeşitli yollarla gasp etmiş kişiler olarak bakıp tazim göstermezler. Şiiliğin bir kısım sahabeyi güvenilmez kabul edip sadece on iki imamdan gelen hadisleri doğru, güvenilir (sahih) kabul etmesine karşılık Sünniliğin güvenilirliği tüm Sahabeye genelleştirmesi her iki grubun hadis külliyatlarında bir kısım farklılıklar bulunmasına yol açmıştır.<br />
<br />
Sünni İslam anlayışında peygamberden aktarıldığı güvenilir (sahih) kabul edilen hadis kitapları şunlardır:<br />
<br />
Buhârî <br />
Müslim <br />
Nasa'i <br />
Ebû Davûd <br />
Tirmzî <br />
Ibn Mâce <br />
<br />
Sünni Teoloji Gelenekleri (Kelam) <br />
<br />
<br />
Eşarilik - Ebul Hasan el Eşari (873-935) tarafından kuruldu. Müslüman fakih (hukukçu) ve pek çok sünni sufinin kendisine saygı duyduğu ve kendisi de sufi olan Gazali tarafından benimsenen bir kelam okuludur. Eşari kelamı insan aklına vahyi yorumlamakta daha kısıtlı bir alan tanımakta ve inancın insan aklından çıkamayacağı vahye ihtiyaç olduğu dolayısıyla da vahyin gelmediği durumlarda insanın sorumlu olamayacağı ilkesini savunmaktadır. İnanç gibi tüm ahlaki ilkelerin kaynağı da Vahiy ile Peygamberin ve sahabilerin uygulamalarıdır. <br />
<br />
<br />
Maturidilik - Ebu Mansur Maturidi (ö.944) tarafından kuruldu. Orta Asya'daki Türk toplulukları tarafından kabul edilinceye kadar azınlıkta kalan bir itikadi mezheptir. Türkiye'deki Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğunda yaşayan Türklerin büyük bir kısma Sünniliğin bu itikati mezhebine bağlıdır. Ayrıca Şafi, Maliki ve Hanbeli fıkıh okulları Eşari itikadi mezhebine bağlıyken Hanefi fıkıh okulunun izdeşleri Maturidi itikadi mezhebine bağlıdırlar. Maturidilik Tanrı'nın varolduğu bilgisine akıl yürütmeyle ulaşılabileceğini savunur.  ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[  <br />
 <br />
 <br />
<br />
Ehl-i Sünnet (Arapça: &#1571;&#1607;&#1604; &#1575;&#1604;&#1587;&#1606;&#1577; ; zaman zaman Sünnilik de denir), İslam mezhepleri içindeki en geniş dini grubu oluşturur. İslam dinindeki üç siyasî mezhepten biridir. Diğer siyasî mezhepler Şiilik ve Hariciliktir. Ehl-i Sünnet içerisinde de farklı fıkhî ve itikadî mezhepler bulunmaktadır.<br />
<br />
Sünni mezhepler (fıkıh okulları) dört tanedir:<br />
<br />
Hanefi mezhebi <br />
Şâfiî mezhebi <br />
Maliki mezhebi <br />
Hanbeli mezhebi <br />
<br />
Bu dört Sünni fıkıh okulu dışında da fıkıh okulları olmasına karşın daha az sayıda izdeşe sahip olmuş ve diğer dört mezhep dışında daha az tanınmışlar ve zamanla yok olmuşlar ve izdeşleri tarafından kayıt altına alınmamışlardır.<br />
<br />
Sünniler her müslümanın bu mezheplerden en az birini benimseyip uygulamalarını seçtikleri bu mezhebe göre yapmaları gerektiğine inanır ve mezheplerin birleştirilmesi (Telfik-i Mezahib) denilen şeyi uygun (caiz) görmezler.<br />
<br />
Sünniliğin Hadis Anlayışı;<br />
<br />
Kur'an'ın İslam dinindeki yeri tüm müslüman gruplarca benimsenmekle birlikte hadis konusunda farklı İslami grupların farklı anlayışlarla sahip oldukları bilinmektedir. Hadisler İslamiyetin ilk dönemlerindeki peygamber ve yakınlarının ibadete, muamelat denilen dindeki çeşitli konulara ilişkin görüş ve davranışları yansıtan kayıtlardır. Müslüman bilginler peygamberin vefatından sonra İslam toplumunun karşı karşıya kaldığı sorunlara Kur'an'dan sonra ikinci kaynak kabul edilen Hadislerden delillerle çözüm getirmeye çalışmışlardır. Sünnilik, Şiiliğin aksine Muhammed dö